HALİL ÖNCÜ YAZDI: 'BODRUM’DA PAHALILIK ALGISI VE GERÇEKLER: HANGİ BODRUM?'

HALİL ÖNCÜ YAZDI: 'BODRUM’DA PAHALILIK ALGISI VE GERÇEKLER: HANGİ BODRUM?'

Geçtiğimiz hafta Bodrum’daydım. Yaklaşık iki gün boyunca bölgede hem gezme hem de turizmin nabzını yerinde tutma fırsatı buldum. Son dönemde turizm sektöründe yaşanan genel sıkıntıların benzerinin Bodrum’da da hissedildiğini gözlemledim. Okulların tatil olmasıyla birlikte iç pazarda beklenen hareketlilik başlasa da, Temmuz ve Ağustos ayları için Bodrum turizminin genel olarak hareketli geçtiğini ve geçeceğini söylemek mümkün.

İç pazar yoğunluğunun yanı sıra İngiltere başta olmak üzere Rusya, Polonya, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerden gelen turistler Bodrum’u tercih etmeyi sürdürüyor. İngiliz turist sayısında bir düşüş  yaşanmasının ana nedeni ise pahalı destinasyon olmasından kaynaklandığı ifade ediliyor.

"Her Keseye Uygun Bir Bodrum Var"

Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Dengiz ile bir araya geldiğimizde, o da bu yılki sektörel endişelerini bizimle paylaştı. Bodrum’un sürekli olarak yüksek fiyatlar ve olumsuz haberlerle anılmasına tepki gösteren Başkan Dengiz, özellikle "pahalı destinasyon" imajının gerçeği yansıtmadığını vurguluyor.

Bodrum’un çok katmanlı bir yapısı olduğuna dikkat çeken Dengiz, "Hangi Bodrum?" sorusunu yönelterek şu değerlendirmelerde bulunuyor:

"Bodrum herkesin ve her kesenin tatil yapabileceği bir destinasyondur. Oda fiyatları geçen yıla oranla yüzde 20’nin üzerinde artış gösterdi ancak lüks otellerin fiyat baremlerinin tüm destinasyona mal edilmesi yanlış bir algı yaratıyor. Bölgenin her keseye hitap eden, geniş bir yelpazeye sahip güçlü bir yapısı var."

Gerçekten de Yalıkavak tarafında 300-400 TL’ye bir top dondurma satılırken, Gümbet’te topu 80 TL’ye dondurma yemek mümkün. Yalıkavak’ta yüksek tarifelerle vakit geçirenlerin tercihleri tüm Bodrum geneline indirgendiğinde ortaya çıkan "pahalı Bodrum" algısının haksızlık olduğunu düşünüyorum. Her bütçeye uygun otel, yeme-içme alanı ve alternatif bu coğrafyada yer alıyor.

Gümbet Çarşısı ve Sahillerin Durumu

Başkan Dengiz ile görüşmemin ardından Gümbet’te çarşıya çıktım. Ancak bu bölgede sahillerin kullanımı maalesef oldukça sıkıntılı ve adeta işgal altında. Sahilin kullanım düzeni kime göre, neye göre yapılır tartışılır cinsten; kimisi bir yerden bağırıyor, kimisi tekne turu satıyor, kimisi ise elinde güllerle tatilcinin peşinden ayrılmıyor.

Fiyatların Bodrum’un diğer bölgelerine göre daha uygun olduğu Gümbet çarşısı ise iki geceki gözlemlerimde oldukça sakindi. Esnafla konuştuğumda, bu yıl ilk defa bu kadar sakin ve alışveriş yapmayan bir misafir kitlesiyle karşı karşıya kaldıklarını ifade ettiler.

Yunan Adaları Cazibesi: Ekonomik Tercihler ve İstatistikler

Son dönemde iç turizm hareketliliğini etkileyen önemli unsurlardan biri de Türk misafirlerin Yunan adalarına yönelimi olmuş. Türk tatilciler, daha ekonomik tatil seçenekleri bulabildikleri inancıyla Yunan adalarına gitmek için adeta sıraya geçerken, bu durum iç pazardaki seyahat tercihlerini de doğrudan şekillendiriyor. Karşılaştırmalı maliyetler ve farklı tatil alternatifleri arayışı, maalesef seyahat rotalarının sınır ötesine kaymasında belirleyici bir rol oynamaya devam ediyor.

Turizmin Gizli Tehlikesi: Su Sıkıntısı ve Betonlaşma

Bodrum her şeye rağmen Bodrum; gelenler şehir turuna, özellikle de Bodrum Kalesi ve Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne yoğun ilgi gösteriyor. Biz de her gelişimizde olduğu gibi müzeyi ziyaret ederek anılarımıza yeni kareler ekledik. Haziran sonu itibarıyla hava yoluyla gelen 296 bin ve kruvaziyerlerle gelen 54 bin 200'ü aşkın yabancı turistin yanı sıra Temmuz ayında otellerdeki yüzde 90 civarındaki doluluk sevindirici. Ancak Temmuz ayında bile dolulukların hâlâ tartışılıyor olması, turizmin yaşadığı zorlukları gözler önüne seriyor.

Ve tabi ki Bodrum’un en büyük kronik sorunu: Su sıkıntısı.
Gezdiğim noktalarda tankerlerin yoğunluğunu ve su ulaştırmak için nasıl yarıştıklarını bizzat gördüm. Turizmin önümüzdeki dönemdeki en büyük imtihanı su sorunu olacak. Bu konuyu hep söyledim, söylemeye de devam edeceğim; acilen dikkate alınması şart.

Bodrum’da geçmişte turizmden kazandıklarını ne yazık ki betonlaşarak ve doğayı yok ederek harcayan bir kesim olmuş. Bodrum şu an adeta bir beton yığınına dönüşmüş durumda. Boşluğu bulan her yere konaklama tesisi dikilmiş, hâlâ yapanlar da var. İş işten geçti mi bilinmez ama bundan sonraki süreçte turizm kapasitesinin aşılmaması gerektiği, yaşanan su ve trafik sıkıntılarıyla çok net ortada.

Başka Bodrum yok diyerek sözlerimi noktalıyorum.

Halil ÖNCÜ / Turizm Dosyası