Y.CEMAL YÜKSEL YAZDI: “ARTIK BU KAVRAMLARI BİRBİRİNDEN AYIRSAK MI? ZİYARETÇİ SAYISI BAŞKA, KONAKLAYAN SAYISI BAŞKA”
Transgoo Turizm Sahibi Y.Cemal Yüksel turizm gündemini değerlendirdiği bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı:
"Türkiye turizminden söz ederken çoğunlukla ziyaretçi sayısını kullanıyoruz. Ancak Türkiye’ye giriş yapan ziyaretçi sayısı, konaklama tesislerinde kalan misafir sayısı anlamına gelmez.
Açıklanan toplamın içinde tatil amacıyla gelenlerin yanı sıra günübirlik ziyaretçiler, transit yolcular, cruise gemileriyle gelenler, çalışma veya eğitim amacıyla gelenler, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız ve Türkiye’de ikamet eden yabancılar dahil, birbirinden farklı amaç ve statülere sahip birçok ziyaretçi grubu yer alır.
Başka bir ifadeyle, yabancı pasaportla Türkiye’ye giriş yapanlar; geliş amaçları ve konaklama yapıp yapmadıkları yeterince ayrıştırılmadan toplam giriş ve ziyaretçi rakamları içerisinde değerlendirilir.
Örneğin Türkiye’ye turizm tesislerinde veya farklı sektörlerde sezonluk çalışmak amacıyla 500 bin yabancının geldiğini düşünelim. Bu kişiler de 500 bin kişilik bir giriş hareketi oluşturur. Ancak bu rakam, Türkiye’ye tatil amacıyla 500 bin turist geldiği veya 500 bin kişinin ticari konaklama tesislerinde kaldığı anlamına gelmez.
Üstelik her giriş farklı bir kişiyi de ifade etmez.
Örneğin Antalya’da 150 bin yabancı uyruklu kişinin yaşadığını varsayalım. Bu kişilerin her biri yıl içinde iki kez ülkesine gidip tekrar Türkiye’ye dönmüş olsun. Aynı 150 bin kişi üzerinden 300 bin giriş hareketi oluşur. Ancak bu, Antalya’ya 300 bin yeni turist geldiği veya 300 bin kişinin otellerde konakladığı anlamına gelmez.
Bu nedenle üç kavramı birbirinden ayırmalıyız:
Ülkeye yapılan toplam giriş sayısı, Türkiye’ye gelen farklı kişi sayısı ve konaklama tesislerinde kalan misafir sayısı.
Asıl cevaplanması gereken soru şudur:
Türkiye’ye yapılan girişlerin yüzde kaçı gerçekten tatil ve ticari konaklama amacıyla gerçekleşiyor?
Ne kadarı transit yolcu?
Ne kadarı günübirlik ziyaretçi?
Ne kadarı çalışma, eğitim veya ikamet amacıyla geliyor?
Ne kadarı Türkiye’de yaşayan yabancıların tekrar girişlerinden oluşuyor?
En önemlisi de Türkiye’ye gelen yabancıların kaçı otel, tatil köyü, pansiyon, apart ve diğer ticari konaklama tesislerinde gerçekten kalıyor?
Örnek olarak cruise turizmi son derece önemlidir. Binlerce yolcuyu aynı anda bir şehre getirir; ulaşım, yeme içme, alışveriş, rehberlik, acentacılık ve yerel esnaf açısından ciddi bir ekonomik hareket oluşturur.
Ancak cruise yolcusu çoğunlukla geceyi gemide geçirir. Bu nedenle şehir ekonomisine güçlü bir katkı sağlarken konaklama tesislerinin doluluğuna ve geceleme sayısına doğrudan katkı sağlamaz.
Turizm bir ekosistemdir ve bu ekosistemde her ziyaretçi türü, zincirin farklı halkalarına farklı ölçülerde katkı sağlar.
Bu nedenle bütün ziyaretçi türlerini aynı ekonomik sonucu doğuruyormuş gibi değerlendiremeyiz.
Türkiye’nin gerçek konaklama talebini ancak doğru ayrıştırılmış verilerle ölçebiliriz.
Çünkü yüksek ziyaretçi sayısı, otomatik olarak yüksek doluluk anlamına gelmez. Ziyaretçi sayısındaki artış da tek başına yeni tesis ve yeni yatak kapasitesine ihtiyaç olduğunu göstermez.
Yeni bir tesis yatırımı planlanırken toplam ziyaretçi sayısından çok; ticari tesislerde konaklayan yabancı misafir sayısına, toplam gecelemeye, ortalama kalış süresine, aylık doluluklara ve talebin yıl içine dağılımına bakılmalıdır.
Turizm yalnızca birkaç ay yüksek doluluk üretiyor, yılın geri kalanında tesisler ciddi biçimde boş kalıyorsa burada sürdürülebilir bir başarıdan söz edemeyiz.
Çünkü tesisler yalnızca yüksek sezonda değil, on iki ay boyunca maliyet üretir. Birkaç aylık yoğunluğa bakarak sürekli yeni tesisler inşa etmek; arz fazlasına, fiyat baskısına, düşük yıllık doluluklara ve yatırım geri dönüş sürelerinin uzamasına yol açar.
Bu nedenle mesele yalnızca “Türkiye’ye kaç ziyaretçi geldi?” değildir.
Asıl mesele şudur:
Kaç farklı kişi geldi, hangi amaçla geldi, kaçı ticari tesislerde konakladı, kaç gece kaldı ve bu talep yılın kaç ayına yayıldı?
Bugün önümüzdeki en temel sorun, açıklanan milyonlarca ziyaretçinin kaçının gerçekten konaklama tesislerinde kaldığını ve yıl geneline yayılan doluluk oluşturduğunu net biçimde göremememizdir.
Türkiye’nin turizm arzını gerçek talebe göre planlamak istiyorsak tüm yatırımlarımızı, kapasite planlamalarımızı ve stratejilerimizi ziyaretçi sayısına değil; konaklayan yabancı misafir sayısına, gecelemeye ve yıl geneline yayılan gerçek doluluğa göre şekillendirmeliyiz.
Her giriş yeni bir turist, her ziyaretçi konaklayan bir misafir, her ziyaretçi artışı da turizmin büyüdüğü veya yeni bir tesis ihtiyacı doğduğu anlamına gelmez..
Saygılarımla / Y.Cemal YÜKSEL"







