ANTALYA TURİZMİNİN YAŞAYAN TARİHİ: AYDIN AYTUĞ İLE GEÇMİŞE YOLCULUK

Halil ÖNCÜ (ANTALYA) - O, Antalya turizminin ve resort otelciliğinin inşa edilmesinde emeği geçen en önemli duayenlerden biri... 1947 yılında başlayan, Ankara’nın ilk modern otellerinden, Kemer’in eşsiz sahillerine, oradan lüksün ve eğlencenin doruk noktası olan efsanevi Casino otellerine uzanan koca bir ömür...

ANTALYA TURİZMİNİN YAŞAYAN TARİHİ: AYDIN AYTUĞ İLE GEÇMİŞE YOLCULUK

Aydın Aytuğ anlattı, biz dinledik; o eski günlerin asil, heyecanlı ve emek dolu sayfalarında nostaljik bir yolculuğa çıktık.

Ankara Stad Otel’den 24 Saat Yaşayan Otellere

1947 yılında babasının görevi nedeniyle Ankara’da dünyaya gelen Aydın Aytuğ, aslen İstanbullu bir ailenin evladı. Ankara’da İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde eğitimine devam ederken, içindeki o bitmek bilmeyen enerji onu turizm dünyasının büyülü atmosferine çeker.

Takvimler 1969 yılını gösterdiğinde, Ankara Ulus’taki dönemin en popüler 4 yıldızlı, 225 odalı Stad Oteli’nin açılış kadrosunda ilk işine adım atar. İyi yabancı dili ve insan ilişkilerindeki başarısıyla kısa sürede fark yaratan Aytuğ, bir yıl sonra Kızılay’daki Türkiye’nin ilk "Etap" oteli olan (bugünkü adıyla Merkür) Etap Mola’nın açılışında resepsiyonist olarak göreve başlar:

"7/24 yaşayan, dinamik ve eğlenceli bir dünyaydı otelcilik. Memur kafasıyla 08.00-17.00 çalışmak bana göre değildi. Gençtim; az uykuyla çok iş yapabiliyorduk. Gece vardiyasında çalışmak bile ayrı bir keyifti, gündüzler bana kalıyordu. Hem okudum hem çalıştım; akademinin son iki yılında turizm bölümünü seçerek oradan mezun oldum."

Fransa Günleri, Pak Maya ve Genel Müdürlüğe Uzanan Yol

Askerlik öncesi rotasını Fransa’ya çeviren genç turizmci, iki yıl boyunca Marsilya ve çevresinde mesleğini icra ederek vizyonunu genişletir. Türkiye’ye döndüğünde askerliğini Tuzla Piyade Okulu’ndaki askeri kampta yine otelci kimliğiyle tamamlar. Ancak askerlik dönüşü, babasının "Oğlum otelciliğin gecesi gündüzü yok, aile hayatına uygun değil" ısrarıyla mesleğe kısa bir ara vermek zorunda kalır.

Ailesinin İstanbul’a taşınmasıyla birlikte, annesinin de soyadı olan ve Pak Maya ile tanınan ünlü Pak Holding bünyesinde 5 yıl boyunca başarıyla görev yapar. Fakat turizm aşkı içinde sönmeyen bir meşaledir. Sonunda babasını ikna eder ve ilk göz ağrısı olan Ankara Etap Mola Oteli’ne, bir zamanlar resepsiyonist olarak ayrıldığı yere bu kez Genel Müdür olarak muhteşem bir geri dönüş yapar.

Şehir Otelciliğinden Resort Cennetine: "Turist Güler Yüzlü Olmalı"

Ankara Etap’ın ardından İzmir Etap’a geçen Aytuğ, ardından güneyin parlamaya başladığı o meşhur döneme ayak uydurarak Camel Holding bünyesinde Kemer’de iki yıl görev yapar. Beldibi Salima Oteli’ndeki hareketli günlerin ardından Ankara Dedeman’da iki yıl genel müdürlük yapsa da aklı hep Akdeniz’dedir. Onun gözünde şehir otelciliği ile resort (kıyı) otelciliği siyahla beyaz kadar farklıdır:

"Şehir otelinde insanlar iş için kalır, odada ortalama tek kişi konaklar ve kalış süreleri kısadır. Ama resort otelciliği öyle mi? İnsanlar oraya tatile gelir, yüzleri güler, en az bir hafta 10 gün kalırlar. Resort otelciliği bana çok daha eğlenceli ve cazip geldi."

Bu tutkuyla Ankara Dedeman’dan ayrılıp Kuşadası’nın 300 dönümlük dev tesisi Pine Bay’e geçer ve iki yıl boyunca burayı başarıyla yönetir.

Kumburgaz Marin Prenses ve Yıldızlar Geçidi

Kuşadası’ndan sonra İstanbul Kumburgaz’da meşhur Sudi Özkan’a ait Marin Prenses Oteli’nin açılışını üstlenir. Burası küçük bir motelden dönüştürülerek Türkiye’nin en büyük, 6 bin metrekarelik devasa gazinosuna sahip bir eğlence tapınağı haline getirilir.

970 tane kollu makinenin, 40 oyun masasının ve görkemli salonların yer aldığı bu mekanda İstanbul’un cemiyet hayatı ağırlanır. Oteli tanıtmak için Türkiye’nin en büyük starlarını sahneye çıkarırlar. İbrahim Tatlıses, Muazzez Abacı, Muazzez Ersoy ve Ebru Gündeş gibi isimler her gece fırtınalar estirirken; Türkiye’nin cemiyet hayatı ve sosyetik isimler oteli ziyaret ederler ve o unutulmaz geceler hafızalara kazınır.

Martı Myra Kültürü ve Arkeolojiye Adanan Yıllar

1996 yılının Mart ayında, Ankara’dan tanıdığı bir avukatın tavsiyesiyle Halit Narin ve Oya Narin ile yolları kesişir. 1995’te açılan Kemer Tekirova'daki Martı Myra Hotel’de genel müdür olarak göreve başlar ve bu çatı altında tam 7 yıl boyunca unutulmaz başarılara imza atar. Daha sonra kısa bir süre ANEX Grubunda seyahat acenteciliğini deneyip kendine uygun olmadığını görerek ANEX’in sahibi Neşet Koçkar ile el sıkışır ve kısa bir süre Kemer Çamyuva’da Fantasia Otel’de de çalışma imkanı bulur.

Aydın Aytuğ için "Martı" grubu sadece bir otel değil, apayrı bir okuldur ve bir kültürdür:

"Her şirketin hedefi para kazanmaktır ama Martı bir kültürdür. 50 yıldır ismi hiç değişmedi, Köklü bir yapıya sahiptir. Martı personel yetiştirir; 'benden gidip başka yerde çalışır mı' endişesi taşımadan sektöre insan kazandırır. İstanbul, Marmaris, Tekirova, Kayseri, Orhaniye gibi birçok yerde oonlarca okul, karakol ve Atatürk heykeli yaptırılmıştır. Resort turizminin ayrılmaz parçası olan arkeolojiye destek verir. Phaselis ve Olympos gibi antik kazılarda sponsorluk yapar .  Burada başlattığımız Sualtı Günleri’nin bu yıl 25. yılını kutladık ve Oya Narin Hanım ile birlikte teşekkür plaketimizi aldık. Martı grubu, kadın çalışan istihdamını sonuna kadar destekler. En önemlisi de Oya Hanım'ın büyük hassasiyetiyle, devlet koruması altındaki o özel çocukları basına yansıtmadan, kapalı kapılar ardında sevgiyle otelimizde ağırlar, onlara gerçek bir tatil sunarız. En önemlisi ise Atatürkçü ve ilke ve prensiplerden  taviz vermeden çalışmayı ve değer yaratmayı sürdürmektedir "

Halit Narin’i ise tam bir İstanbul beyefendisi ve sarsılmaz bir Atatürkçü olarak tanımlıyor Aytuğ: "Otelin kapısındaki Türk bayrağını küçük görse sinirlenen, 'Kocaman, büyük bayrağımızı takın, nazlı nazlı dalgalansın' diyen tam bir vatanseverdir."

Unutulmaz Bir Anı: Kemal Derviş ve Peşindeki Basın Ordusu

Aydın Bey’in ilk 7 yıllık Martı Myra döneminden tebessümle hatırladığı en canlı anı ise ekonominin çalkantılı olduğu dönemde Bakan Kemal Derviş’in oteli ziyaretiyle ilgilidir:

" İki binli yılların başıydı. Kemal Derviş o dönem son derece popülerdi, bütün basın peşindeydi. Otelde bir toplantı olacaktı, kapıda karşıladım. Hayatımda o kadar gazeteciyi bir arada görmemiştim; en az 70 kişi vardı. Bakan Bey araçtan indi, selamlaştık ve 'Aydın Bey, önce bir tuvalete gitmek istiyorum' dedi. Buyurun efendim diyerek eşlik ettim. Tuvalete girdi, ben arkamı bir döndüm; o koca basın ordusu, ellerinde dev kameralar ve flaşlarla tuvaletin kapısına dayanmıştı! O anı hiç unutamam, hâlâ gülerim."

Gençlere ve Sektöre Altın Değerinde Tavsiyeler

Hayatını turizme adamış bu koca çınar, bir daha dünyaya gelse yine otelci olmak istediğini gururla söylüyor.

Stad Otel’deki ilk müdürü Cafer İz’i, kendisine hocalık yapan Azmi Heper’i, Sonay Ocakçıoğlu’nu, Naci Gedik ve Bekir Akkaş'I Türk turizminde isim yapmış isimleri saygıyla ve vefat edenleri özlemle anarken, genç turizmcilere adeta bir hayat dersi veriyor:

    • İşini Aşkla Yap: "Ne iş yapıyorsan yap, patates bile soyuyorsan adam gibi soy, hakkını ver, aşkla yap. Patatesi ince ince soy ki yarısı çöpe gitmesin, yani yaptığın işi doğru yap."

    • Çabuk Yükselen Çabuk İner: "Her şey hemen bir anda olunmuyor. Birine kötülük yapmak istiyorsan hak etmediği halde görevini ve maaşını birden yükselt, sonra işten kov. O adam bir daha o makamın altını kabul edemez ve hayatı biter. Çabuk yükselen, kötü düşer."

    • Takipçi Ol: "Üst seviyelere çıkacaksanız mesai mevhumunuz olmayacak, kendinizi adayacaksınız. En önemlisi; verdiğiniz bir kararın uygulanıp uygulanmadığını sonuna kadar takip edeceksiniz ve uygulanamayacak kararı asla vermeyeceksiniz."

"Kemer, Allah'ın Bir Lütfudur"

6 yıl Kemer Tanıtım Vakfı (KETAV) Başkanlığı yapan, Hakan Öniz ile Sualtı Günleri'ni başlatan ve Oya Narin’in destekleriyle Phaselis Sanat Etkinlikleri'ni 14 yıl boyunca başarıyla organize eden Aydın Aytuğ, Kemer’e kelimenin tam anlamıyla aşık bir isim:

"Kemer; iklimiyle, doğasıyla, denizi, kumu ve muhteşem dağlarıyla Allah’ın Türkiye’ye bir lütfudur, bir cennettir. Batı Antalya doğusuna göre çok daha korunaklı ve güzel bir vizyona sahip. Bu cenneti elden çıkarmamalı, gözümüz gibi korumalıyız. Yıllarca hep bunun için uğraştık: Kemer’deki konaklama süresini yan turizm sektörlerini de canlandırarak 9-10 aya yaymalı ve bu harika değeri geleceğe taşımalıyız."

Aydın Aytuğ ile geçmişin tozlu sayfalarından bugünün modern turizmine uzanan bu yolculuk, sadece bir başarı hikayesi değil; aynı zamanda bir sektöre adanmış ömrün, emeğin ve sarsılmaz bir vizyonun resmidir. Ankara’nın ilk modern otellerindeki gençlik heyecanından, Kemer’in doğasına ve kültürüne vurulan o büyük sevdaya kadar her anı, Türk turizminin köşe taşlarını oluşturuyor.

O'nun da dediği gibi; ne iş yaparsak yapalım 'adam gibi ve aşkla' yapmanın kıymetini bir kez daha anladığımız bu kıymetli anılar, geleceğin turizmcilerine rehber, Kemer’in hafızasına ise silinmez birer miras olarak kalacak. Bizlere bu asil hikayeyi ve tebessüm dolu anları gururla aktaran duayenimize, Türk turizmine ve Kemer’e kattığı tüm değerler için sonsuz teşekkürlerimizle...