Doğa anlatılmaz yaşanır

Traking’in Antalya’da yaygın hale getirmeye çalışanların dağcılık branşı konusunda aynı duyarlılığı göstermediğini hatırlatan Gülşen şunları dile getirdi: “Dağcılık malesef bu kadar zevkli ve insanları mutlu edecek bir potansiyele sahipken hak ettiği katkıyı ve ilgiyi görememektedir. 54 yaşındayım hayatım dağlarda geçti. O atmosferi ne kadar anlatırsak anlatalım görmeden gezilmeden bu gerçek anlaşılmaz. Dağlarımız da yürüyüş rotaları yok. Bunun için çok mücadele veriyoruz. Dağcılık branşının Türkiye’deki en müsait alanların başında gelen Antalya’nın dağlarında malesef rotalar yok. İnsanlar ha bire kayboluyor. Onları bulmak ve ortaya çıkartmakta bizim işimiz oluyor. Beydağları özellikle görülmeye değer dağlarımız arasında yer alıyor. Antalya’nın batı tarafı dağcılar tarafından en çok tercih edilen dağlardır. Bu alanlar yaz ve kış için uygun alanlardır.”

Dağcı olabilmek için en az 1.5 yıl yani 9 program eğitim alınması gerekiyor. Özellikle yaz mevsiminde yabancı ziyaretlere yaptırılan traking tarzı dağ yürüyüşlerinin daha bilimsel halde insanlara yaptırılması gerektiğini söyleyen Dağcılık İl Temsilcisi Ömer Faruk Gülşen, “Özellikle TURSAB’ın, bu konuda turistleri doğayla başbaşa olacakları konularda Dağcılık İl Temsilciliği’nden faydalanmasını bekleriz. Antalya’da halen 400 lisansiyer sporcumuz bulunmakta, ancak aktif olarak bunu yapabilenlerin sayısı 40’ı geçmemektedir. Oysa futbol, basketbol, güreş ve diğer bir ok branş belli bir yaşa kadar yapılabilir. Ancak dağcılık her yaş ve her zaman yapılabilen bir branştır. Türkiye’deki tüm Dağcılık İl Temsilcileri başta olmak üzere, arama-kurtarma üzerine mevcut gruplar, topluluklarla da dirsek temasında olan Antalya Dağcılık İl Temsilciliği, ülke dışı tırmanışlarda başarılar göstermekte ve ülke içinde kariyeri sık sık söz edilmekte” dedi.

HEYECAN VERİCİ TIRMANIŞ

Türkiye Dağcılık Federasyonu bünyesinde milli sporcu olarak aktif dağcılık sporuna da aynı zamanda devam ettirdiğini ifade eden Gülşen, şunları dile getirdi: “Yurt dışı tırmanışlarına seçildiğimizde milli kafilede yer almaktayım. Yabancı ülkelere yaptığımız tırmanışların çoğu ilk kez gittiğimiz tırmanışlar oluyor. Ermenistan ve İran’a sürekli gidiyoruz. Kendi imkanlarımız ile gittiğimiz bölgeler arasında yer alıyor. Bu bölgeye ulaşım hem ucuz hem maliyet açısından biz dağcıları fazla masrafa sokmuyor. Yabancı ülke dağlarına tırmanmak ve yürüyüş gerçekleştirmek önemli. Her tırmanışımız bizim için heyecanlıdır, heyecan verir. Bu tırmanışlarda Antalya’nın dağlarını anlatıyor ve tanıtıyoruz. İki hafta sonra yine mükemmel bir tırmanışa daha ev sahipliği yapacağız.”

KIZI VE OĞLU DA DAĞCI OLACAK

37 yıllık dağcılık sporunda elde ettiği birikimleri ve deneyimlerini ailesine de anlatan Ömer Faruk Gülşen’in, kızı ve oğlu da bu spordan nasibini alıyor. Oğluna ‘dağ yolcusu’ anlamına gelen ‘Alpin’ adını veren Gülşen, aynı zamanda 7 bin adet inanılmaz bir fotoğraf arşivine sahip. 54 yaşında hala dağlara tırmanan ve yürüyüş gerçekleştiren Ömer Faruk Gülşen, dağcılığın bırakılabilecek bir spor olmadığını ve yarışması olmayan tek branş olduğunu belirtiyor. ( AKŞAM AKDENİZ )