TÜRKİYE, TANITIMLA İNANÇ TURİZMİ PAYINI ARTTIRABİLİR
İsmail Toksoy - İnanç Turizmi Zirvesi’nin 23 Kasım Salı günkü açılışında TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Başkanı Şekib Avdaviç, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Hatay, Şanlıurfa, Diyarbakır, Konya belediye başkanları, I. Bartholomeos, Türkiye Hahambaşısı Rav İsak Haleva, İstanbul ve Ankara Süryani Kadim Cemaati Ruhani Reisi ve Patrik Vekili Metropolit Yusuf Çetin, Türkiye Süryani Katolik Patrik Vekili Korepiskopos Yusuf Sağ, Türkiye Keldahi Katolik Cemaati Ruhani Reisi ve Patrik Vekili Francois gibi pek çok dini inanç önderlerinin yanısıra turizmciler ile kamu ve sivil toplum temsilcisinin yer aldığı gözlendi.
İnanç turizminin masaya yatırıldığı zirvede, farklı ülkelerden katılımcılar iki gün boyunca çeşitli panel ve açıkoturumlarda inanç turizminin geldiği noktayı ve bu alanda yapılması gerekenleri tartıştılar.
Geçen yıllardan farklı olarak, sektör temsilcilerinin yanısıra din adamları ve akademisyenlerin de yoğun ilgi gösterdiği zirvede, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın katılımcılar listesinde yer almalarına karşın gelmeyişleri ise tepkilere ve eleştirilere neden oldu. Sektör temsilcilerinin Bakan Günay’ın neden zirveye katılmadığına ilişkin soruları karşısında, zirvede bulunan bakanlık temsilcileri, bakanın bütçe görüşmeleri nedeniyle katılamadığını belirttiler.
İnanç Turizmi Zirvesi’nde yapılan konuşmalarda, dünyada bu amaçla seyahat eden yılda ortalama 300 milyon kişinin olduğuna dikkat çekilerek, inanç turizminin giderek yaygınlık kazandığına ve yalnızca kutsal yerlere yapılan dinsel ziyaretler olmaktan çıkarak daha geniş kitlelere yayılma eğiliminde olduğuna vurgu yapıldı. Bugün gelinen noktada, inanç turizmi kapsamında seyahat edenlerin artık eskisi gibi 50 yaş ve üzerinden oluşmadığına, giderek genç kuşakların da bu tür seyahatlere ilgi göstermeye başladıklarına işaret edildi.
Türkiye’de ve dünyada bu alanda fazla bir veri çalışması olmadığı dikkat çekiyor. TÜRSAB’ın tahmini rakamlarına göre, Türkiye’ye inanç turizmi kapsamında yılda yaklaşık 100 bin kişi geliyor. İnanç turizminin mevsimsellik özelliği bulunmayan ve bu yüzden bütün bir yıl boyunca yapılabilecek avantajlı bir turizm çeşidi olduğuna değinen sektör temsilcileri ve akademisyenler, bu alanda ilerleme sağlanması için kamuya, sektöre ve üniversitelere önemli görevler düştüğünü ifade ettiler. Diyanet İşleri’nin de din görevlilerinin bu konuda eğitilip bilinçlendirilmesi noktasında görev üstlenmesi gerektiğine de işaret eden konuşmacılar, bu alanda çok daha kapsamlı ve bilinçli çalışılması gerektiğini vurguladılar.
Zirvenin kapanışında konuşan TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, daha önce dört kez düzenlenen İnanç Turizmi Zirvesi’ni bundan böyle iki yılda bir yapmayı planladıklarını, iki yıl sonra zirvenin Şanlıurfa ya da Konya gibi inanç turizmi açısından önem arz eden bir ilde yapılabileceğini kaydetti.
Zirvede, Türkiye’nin bu alanda büyük bir potansiyele sahip olduğu, ancak inanç turizmine yönelik özel ürünler ile pazarın büyütülebileceğine işaret edildi. Türkiye’nin inanç turizminde gelişen ve değişen tüketici eğilimlerini dikkate alarak hareket etmesi ve bu alanda özel tanıtım ve pazarlama yapması gerektiğine vurgu yapıldı.
İstanbul 2010 İnanç Turizmi Zirvesi’nden yansıyan görüşler:
Prof. Dr. Dr. Paul Imhof / Teolog, Yazar, Film Yapımcısı:
İnanç turizmi gelişiyor, sektörün kendisini buna hazırlaması gerekir
İnanç turizmi dünya genelinde önem kazanmaya başladı. Çünkü insanların, insanlığın manevi birliğine, tinsel köklerine olan ilgisi artmaya başladı. Bu, gelişmiş ve yaygın dinlerden bağımsız olarak gelişen bir hareket. Türkiye de bu alanda müthiş kaynak ve zenginliklere sahip. İnanç turizmi pazarı, geliştirilmesi gereken yeni bir pazar. Sektörün de kendisini buna hazırlaması gerekiyor.
Jürgen Neubarth / Bavyera Hac Seyahatleri Bürosu:
İnanç seyahatleri bütün yıla yayılmaya başladı
Bavyera Hac Seyahatleri (Bayerischen Pilgerbüro) hac ve inanç seyahatleri düzenleyen ve Katolik Cemaatine bağlı olarak çalışan bir seyahat acentesi. İnanç turizmi aslında her dönemde önemli bir seyahat çeşidiydi. Ancak geçen zaman içerisinde bu tür seyahatlerde de değişimler olduğunu görüyoruz. Örneğin önceleri yalnızca dinsel olarak önem arz eden kutsal dönem ve zamanlarda yapılan seyahatlerin artık giderek bütün bir yıla yayılma eğiliminde olduğu dikkat çekiyor. Biz yılda ortalama 20 bin kişiyi bu tür turlara götürüyoruz.
Türkiye’ye ise yaklaşık 1.000 kişi getiriyoruz. Türkiye’de genelde yalnızca Aziz Paul’un bulunduğu yerler biliniyor. Ancak bunun dışında başka önemli mekanlar yeterince tanınmıyor. Bunların da tanıtılması gerekir. Türkiye’den turizm çok gelişmiş, ancak inanç turizmi alanında bazı eksikler var. Örneğin bizim açımızdan Hıristiyan inancı açısından önemli yerlerin tanıtımı yapılması ve bir haritasının çıkarılması çok yerinde ve yararlı olabilir. Bir de inanç turlarının alışveriş turları ile birleştirilerek verilmesi ve ana amacın bu insanlara halı ya da hediyelik eşya satmak olması bu turizme gölge düşüren şeyler.
Merih Şeker / KKS – İnanç Seyahatleri Acentesi:
Shopping en büyük kanser, inanç turlarının bundan kurtarılması gerekir
Biz Almanca konuşulan ülkelerden Türkiye’ye inanç turizmi kapsamında gruplar getiriyoruz. Biz yılda 40-50 grup getiriyoruz. Gruplar da 35-40 kişilik gruplar. Türkiye inanç turizminde iyi bir noktada. Bu seyahatlerde yine diğer seyahatlerde olduğu gibi lokomotif ülke Almanya. Ancak İtalya, İspanya, Fransa, Amerika pazarlarında bu alanda çalışan acenteci arkadaşlar da var. Örneğin son yılların yükselen pazarı Polonya da bu alanda gelecek vaat ediyor. İsrail tabii ki onlar için en başta gelen destinasyon olacaktır, ancak 60 milyon Polonyalının büyük bölümünün Katolik olduğundan yola çıkarsak, bizde onlara yönelik pek çok eser ve mekan var.
Öte yandan inanç turizminde Türkiye’deki en büyük sorunlardan biri, bu alanın alışveriş turizminin gölgesinde kalması. Bugün bu konuda yüzleşmemiz gereken bir gerçek var. Bizim turizmimizde en büyük kanser shoppingtir. Birincisi bu noktada devletin kayıtdışılıktan dolayı inanılmaz büyüklükte bir kaybı var. Shopping için bu grupları getirenler, çok ucuza, hatta adam başı 300-400 dolar zarar ederek getiriyorlar ve bu zararı da shoppingten çıkarmaya çalışıyorlar. İnanç turizmini belirli bir yere getirmek istiyorsak bu kansere el atılması gerekir.
Faruk Pekin / Fest Travel:
İnanç turizminde atılması gereken birçok adım var
İnanç turizminin önemi giderek artıyor. Bu alan artan bir ilgi var. Türkiye’de sektörün yapısı aslında bu alanda gelişmeye elverişli ancak, atılması gereken daha bir çok adım var. Bu yılki zirve ile inanç turizmi çerçevesinde ilk defa bu kadar büyük çaplı bir etkinlik yapıldı. İkincisi, dini ve akademik kurumlarla çok rahat bir çalışma oldu. İnanıyorum ki, bundan sonra bu çalışmalar daha da artacaktır.
Prof. Dr. Necdet Hacıoğlu / Balıkesir Üniv. Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Y.O.:
Türkiye’nin inanç turizmini özel ürün olarak pazarlaması gerekir
İnanç turizmi Türkiye’nin yeni turizm çeşitlerinden bir tanesi. Türkiye’nin de büyük bir potansiyele sahip olduğu bu zirvede de vurgulandı. Bizim yaptığımız araştırmalara göre de Türkiye’de inanç turizminin hizmetine sunulabilecek yaklaşık 350 eser var. Burada önemli olan bu büyük pazarın değerlendirilmesi. Değerlendirebilmek içinde özel, Türkiye’ye özgü bir inanç turizmi ürünü ortaya çıkarmak gerekir.
Çünkü biz bugüne kadar cami, kilise olarak bunu geçiştiriyorduk, ancak artık özel ürün gerektiren bir alan olduğu görülüyor. İnanç turizminin artık bir turistik ürün olarak ele alınıp tanıtım ve pazarlamada buna göre hareket edilmesi lazım. Öte yandan üniversitelerin de bu alana ilgisi artıyor. Biz Balıkesir Üniversitesi olarak Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu’muzda inanç turizmi derslerini başlattık. Bu alanda araştırmalar ve tezler de artmaya başladı.
Kevin J. Wright / Dünya Dini Seyahat Birliği Başkanı:
İnanç turizmindeki gelişmeler daha özellikli ürünler gerektiriyor
Dünyada çok eski bir geçmişe sahip olan inanç turizminin çok ciddi bir değişim ve dönüşüm yaşıyor. Sektör ve kamu kuruluşları da gelinen noktada bu gelişmeye uygun adımlar atmalılar. Dünyada yılda ortalama 300 bin kişi inanç turizmi kapsamında seyahat ediyor. Bu insanlar artık eskiye oranla daha büyük gruplar halinde seyahat ediyorlar. Ayrıca, eskiye oranla daha fazla kalite ve konfor arıyorlar. Bu alandaki ürünlerin de bu gelişmelere göre geliştirilip çeşitlendirilmesi gerekiyor. ( Kaynak:TUYED )








