POYD BAŞKANI HAKAN SAATÇİOĞLU:'TURİZMİN GELECEĞİNİ HEP BİRLİKTE DÜŞÜNME ZAMANI'

Profesyonel Otel Yöneticileri ve İşletmecileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Turizm Dosyası için turizm gündemini değerlendirdiği bir yazı kaleme aldı. İşte Hakan Başkan Hakan Saatçioğlu'nun yazısı:

POYD BAŞKANI HAKAN SAATÇİOĞLU:'TURİZMİN GELECEĞİNİ HEP BİRLİKTE DÜŞÜNME ZAMANI'

"Turizm sektöründe yıllardır aynı cümleleri kuruyoruz:

“Turizm Türkiye’nin geleceğidir.”

“Turizm bacasız sanayidir.”

“Antalya dünyanın en önemli destinasyonlarından biridir.”

Bunların hepsi doğru…

Ancak artık kendimize daha cesur sorular sormamız gereken bir döneme girdik.

Amacımız yaptığımız işi eleştirmek değil. Aksine, dünyada en iyi yaptığımız işlerden biri olan turizmi nasıl daha sürdürülebilir, daha verimli ve herkes için daha mutlu bir hale getirebiliriz, bunu konuşmamız gerekiyor. Sürdürülebilir dediğimizde sadece çevresel sürdürüle bilirlikten bahsetmiyorum, Turizm in mantıklı bir yatırım hale getirmek, ekonomik riskleri azaltmak, jeopolitik tehlikelere karşı hazırlıklı olmaktan bahsediyorum.

Bugün geldiğimiz noktada açık konuşmak gerekirse ne işletme sahibi tam anlamıyla mutlu, ne yönetici huzurlu, ne de çalışan kendisini yeterince tatmin olmuş hissediyor.

İşletme sahibi artan maliyetlerle mücadele ediyor.

Yönetici aynı kaliteyi daha zor şartlarda misafir ve personel i memnüniyetini sürdürebilmeye çalışıyor.

Çalışan ise hayat pahalılığı karşısında emeğinin karşılığını sorguluyor.

Aslında herkes kendi bulunduğu yerden haklı sebepler görüyor.

Bir taraf artan personel maliyetlerini konuşurken, diğer taraf verdiği emeğin yaşam şartlarına yetmediğini düşünüyor. Çalışan, işletmenin güçlü cirolarını görüyor, işletme ise yılın sadece birkaç ayında elde edilen gelirle 12 ayı çevirmeye çalıştığını biliyor ve diken üstünde.

Turizm dışarıdan bakıldığında çok parlak görünen ama içinde çok büyük dengeler taşıyan bir sektör.

Bugün büyük bir otel yatırımı yapmak artık eskisi kadar kolay bir karar değil. Çünkü sektörümüz, gelirini yılın belirli dönemlerinde elde edip, tüm yılın yükünü taşımak zorunda olan bir yapıya dönüştü.

Çalışan açısından bakıldığında ise konu çok farklı değerlendiriliyor. İnsanlar doğal olarak kendi yaşam şartlarına odaklanıyor. Bu sadece Türkiye’de değil, artık dünyanın birçok ülkesinde benzer şekilde yaşanıyor.

Özellikle pandemi sonrası çalışma hayatına bakış ciddi şekilde değişti. Hemem Pandemi sonrası tüm oteller bir iki sene daha önce yapmadıkları ciroları ve kar marjlarını yakaladı. Pandemi sonrası evde tıkılı kalmış misafirler ve birken birikimleri hızlıca tatilde değerlendirdiler. Fakat son 3 yıldır tablo farklı hale geldi.

Pandemiden önce 100 kişiyle yürüyen operasyonlar bugün 130-140 kişiyle yönetilmeye başlandı. Beklentiler değişti, çalışma anlayışı değişti, çalışan psikolojisi değişti. Ancak gelir artışları aynı hızda ilerlemedi.

Bu nedenle artık birbirimizi suçlamak yerine birbirimizi anlamaya çalışmamız gereken bir dönemdeyiz.

Çünkü gerçek şu, ne çalışan olmadan, ne yatırımcı olmadan, ne yönetici olmadan,

ne de misafir memnuniyeti olmadan turizm sürdürülebilir olabilir.

Bu nedenle sektörümüzde, en üst yöneticiden en yeni başlayan çalışana kadar herkesin zaman zaman kendisine şu soruyu samimiyetle sorması gerekiyor:

Ben olmasam gerçekten fark edilir mi?” 

Çünkü artık sadece görevini yapmak yeterli olmayabilir.

Fark oluşturan, üreten, düşünen, çözüm geliştiren,alışılmışın dışında bakabilen,

değişen dünyayı okuyabilen insanlar olacaktır.

Dün aynı yöntemlerle başarılı olan işletmelerin, bugün aynı başarıyı garanti etmesi kolay görünmüyor. Oyun değişiyor… Misafir değişiyor… Beklentiler değişiyor…

Bu değişimi doğru okuyabilen çalışanlar ve yöneticiler hem kendilerini geliştirir hem de işletmelerini geleceğe taşır. 

Akıllı yatırımcılar için artık en değerli çalışan, sadece işi yapan değil, işletmeye değer katan kişidir. Yeni cesur bakışlar, acaba olur mu, şikayet alır mıyız dan korkmadan deneme yapılmalı.

Dünya değişiyor, misafir değişiyor, tatil alışkanlıkları değişiyor.

İnsanlar tatilden vazgeçmiyor…

Ama tatilin şekli değişiyor.

Daha kısa tatiller, daha bilinçli harcamalar, daha fazla deneyim beklentisi ön plana çıkıyor.

İşte tam bu noktada bizim de kendimize bazı soruları cesurca sormamız gerekiyor:

Verdiğimiz hizmetin hangi kısmı misafir için gerçekten değerli ?

Hangi uygulamalar sadece alışkanlık olduğu için devam ediyor ?

Hangi maliyetler misafir memnuniyetine gerçek anlamda katkı sağlıyor ?

Teknolojiyi daha verimli nasıl kullanabiliriz ? 

Verileri nasıl değerlendiririm? 

İnsan kaynağımızı daha mutlu, daha verimli ve daha sürdürülebilir nasıl yönetebiliriz?

Bugün birçok tur operatöründen ve zaman zaman misafirlerden benzer yorumlar duyuyoruz:

Otel çok eski…” “Bu fiyat seviyesinde satışı zor olabilir…”

Aslında burada durup düşünmemiz gerekiyor.

Çünkü yıllardır bu sektördeyiz…

Ama neredeyse hiçbir misafirden:

“Otel çok yeni olduğu için tatilim harikaydı” ya da “Bu kadar modern olduğu için unutulmaz bir deneyim yaşadık” yorumunu çok sık duymuyoruz.

Elbette yenilenmiş ve modern tesislerin pazarlanması daha kolaydır.

Ancak misafirin asıl hatırladığı şey çoğu zaman bina değil, hissettiği duygu, gördüğü ilgi, yaşadığı deneyimdir.

Belki de artık “her şey dahil” sisteminde sadece yemek, içecek ve aktiviteler değil,  misafirin tatiline gerçekten anlam katabiliyor muyuz, ona bakmamız gerekiyor.

Şöyle bir örnek veriyim, X kuşağın beklentileri ile Z ve Y kuşağının beklentileri aynimıdır.  Bugün örnek olarak birçok otelde standart olarak odalara bırakılan meyve sepetlerini düşünelim… X kuşağı için önemlı olan bir uygulama Z kuşağı için önemsiz olabiliyor.

Buğunun şartları ile ve artan işçilik maliyeti göz önünde bulundursak odaya atılan Meyve sepeti asıl maliyet çoğu zaman meyvenin kendisi değildir. 

O meyveyi hazırlayan, yıkayan, taşıyan, kontrol eden, odaya ulaştıran iş gücüdür.

Onun yerine daha hızlı dağıta bilinecek uniqe bir jest operasyonu hızlandıracak, personeli mızı misafir memnuniyetini sağlayacağımız alanlara yönlendirmemiz lazım.

Belki de artık her yaptığımız standart uygulamayı yeniden misafir gözünden değerlendirmemiz gerekiyor.

Çünkü önümüzdeki dönemde sadece fiyat artırarak sürdürülebilirliği sağlamak kolay görünmüyor.

Bundan sonra asıl farkı yaratacak olan, daha akıllı operasyon, daha doğru maliyet yönetimi, daha mutlu çalışan, ve daha anlamlı misafir deneyimi olacaktır."