O BİR SİMGE ‘ KEMER FOLKLORİK YÖRÜK PARKI’



Bir yanında asıl adı Kemer Koyu olan ve bilinen adıyla Ayışığı Koyu, diğer yanında Kemer Marina’nın tam ortasında bulunan Küçükburun’da yer alan ‘Kemer Yörük Parkı’na konuk oluyoruz.  Ayışığı Parkının giriş kapısının hemen solunda yer alan otoparka aracımızı park ederek, Marina’nın bahçe duvarlarının yanındaki yolu takip ederek, yaklaşık 5 dakika içinde Yörük parkına ulaşıyoruz ve parkın içinde yer alan Yörük kültürüne ait otantik doku ile karşılaşıyoruz. Kemer Yörük Parkı Küçükburun adlı yarımada da Akdeniz yöresinde 700 yılı aşkın geçmişi bulunan Yörük kültürünü günümüze taşıyor.



Gerçekten de ilginç bir yapısı var burasının.. Akdeniz yöresinde 700 yılı aşkın geçmişi bulunan, günümüzde tüm özellikleriyle kaybolarak yok olma noktasına gelen yörük yaşam tarzını yansıtan Kemer Açık Hava Folklor Müzesi günümüzde folklorik değer kazanan geleneksel yaşam tarzı, otantik dokusu ve folklorik atmosferini içinde özümleyen ziyaretçilere alternatif bir turizm anlayışı sunuyor. Her gün 100’lerce yerli yabancı turist ve Antalyalı artık Kemer’in simgesi olan bu bölgeye gelerek, bu kültürü yerinde görme şansı buluyorlar. Kıl çadırda dinlenip, gözlemelerini yiyor,ayranlarını içiyor ve ardından muhteşem manzarasında Ayışığı ve Kemer sahillerini izleme fırsatı buluyorlar.

Sıcacık bir ortamda bizi bu kültür ile buluşturan ve Açık Hava Folklor Müzesini Kemer’in simgesi yapan İyicil ailesinden Cemal İyicil karşılıyor bizleri… Parkı şöyle bir gezdikten sonra parkın geçmişini ve Kemer’e olan katkılarını konuşmaya başlıyoruz.





1982 proje tarihli olan ve 1986 yılında hayata geçen amacına ve hedefine uygun olarak kuruluşu tamamlanarak turizm hizmet sektörüne açılan Açık Hava Folklor Müzesi, kuruluş çalışmalarından başlayarak bugüne kadar özverili çalışmalarında 30 yılını geride bırakmış. Folklorik Yörük Parkı bu bağlamda ülkemizde ilk defa yaşayan açık hava folklor müzesi işlevinde uygulama alanı bulan çalışma olarak göze batıyor. Folklorik Yörük Parkı; yerli yabacı çok sayıda televizyon kanalında, radyo ve yazılı basında defalarca konu olmuş, yabancı turizm firmalarının tanıtım broşürlerinde yer almayı başarmış, yüzlerce internet sitesinde yer almış, yerli ve yabancı meslek ve kültür adamlarından en sade ziyaretçilerine varıncaya kadar beğeni, takdir ve coşkulu desteklerini de kazanmış.

Çok sayıda tanınmış isim de bu parkı ziyaret etmiş. Parka gelen birinden ünlü isimler hem bu kültürü yaşamışlar hem de anı defterine yazmışlar. Bu isimler arasında, Halit Akçatepe, Uğur Dündar , Sakıp Sabancı, Cihan Ünal, Şenes Erzik ve Uefa Eski Başkanı Lennart Johansson, Genel Kurmay eski Başkanı Hilmi Özkök ve Nato Müttefik Kuvvetleri Genel Kurmay Başkanları ve eşleri yanı sıra daha sayacağımız yüzlerce bilinen isim de buraya uğramış. Açıkçası,  Antartika hariç tüm kıtalardan isimler buraya gelmiş.


    
Burasını hayata geçiren isim Orman Yüksek Mühendisi Kutsal İyicil. Yani Cemal İyicil’in babası. 1968 yılında, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden mezun olan Kutsal İyicil, meslek yaşamına Düzlerçamı Örnek Orman İşletme Şefliği’nde başlamış. Yetmişli yıllarda, Termesos Milli Parkı’nı kurarak, Türkiye’nin ilk ulusal park müzesini oluşturan İyicil, 1981 yılına kadar Termesos Milli Park Müdürü olarak görev yapmış. Aynı yıl, gerçekleştirilmek istenen bakım kesimine karşı kesin bir tavır alan İyicil, bu şekil bir müdahalenin Milli Park lojiğine ve ilgili yasalara uygun olmadığını bildiren, yazılı ve resmi bir açıklama yaparak görevinden istifa etmiş.   







Kutsal İyicil’in çok sevdiği görevinden, inançları gereği ayrılışı, yeni bir arayışı zorunlu hale getirmiş ve uykusuz gecelerine başlangıç olmuş. İyicil’in yörük yaşamına olan ilgisi üniversite yıllarında başlamış. Öğrenciliği sırasında, mesleki edinimlerini arttırmak için katıldığı bir çalışmada karşısına çıkan yörük çadırı, belki de bugün burada kurulu bulunan Açık Hava Folklor Müzesinin de örneğini oluşturmuş kafasında. Orada rastladığı yörük ailesinin sıcaklığı ve konukseverliği de bir daha unutulmamak üzere yüreğine kazınan Kutsal İyicil,sonraki yaşamında kaçınılmaz olarak, nerede bir yörük yurdu görse ziyaret etmiş, kendisini çok etkileyen bu farklı atmosferi ve yaşam biçimini yakından gözlemlemeye çalışmış. 1978 yılında Milli Parklar Projesi kapsamında yörük yaşamını simgeleyen tadımlık bir köşe oluşturması da, yine aynı bu tutkunun neticesi olmuş.
Doğal yaşama tutkun, ticareteyse son derece yabancı olan İyicil, istifası sonrası yapabileceği şeyleri düşünürken birçok farklı düşünce ve arayış neticesinde o sisli dağ tepesinde rastladığı yörük çadırını yeniden ve bir daha asla unutmamak üzere hatırlayarak, Folklarik Yörük  projesini oluşturmuş. 1982 yılında oluşan proje, bin bir zorluk ve engellere rağmen, 1986 sonlarında Kemer’in hakim noktası durumundaki yarımada karakterindeki küçükburunda hayat bulmuş.

Cemal İyicil, babasının bu tesisi gerçekleştirmesinin önemine ısrarla değinirken, Açık Hava Folklor Müzesini de şöyle anlatıyor:
“ Tesisimiz Folklorik Yörük Parkı yarımada karakterindeki Milli Park statüsündeki Devlet Ormanı Küçükburun üzerinde kuruludur. Yörük kültürünün yaşayan açık hava folklor müzesi şeklinde sergilendiği konseptine uygun kırsal alan peyzajıyla ve bu dokuyu tamamlayan müziğin tınısıyla, tavuklarıyla, horozlarıyla, tavşanlarıyla, kedileriyle, köpekleriyle, kuşlarıyla ekol durumunda özgün bir işletmedir.”

Devletin bu fevkalade güzel ve korunmaya muhtaç doğa parçası üzerinde kendilerine yatırım imkanı verilen tesise ülke turizmine, ekonomisine, tanıtımına onurla ve zevkle hizmet verdiklerini anlatıyor bize İyicil…
 “ Amacımız sonuna kadar da böyle olacaktır. Burada bizim için en büyük onur insanların beğenisi, mutluluğu ve ülkemizden giden güzel mesajlara zerre kadar da olsa katkılarımızdır.Bizim bu arayışımız, bizim kültürümüzle kaynaşmak, tanışmak arzusundaki yabancı ziyaretçilerimiz kadar yerli ziyaretçilerimiz için de hoş bir sürpriz olmuş, yüreklerini ferahlatmış, gönüllerini umut ve onurla doldurmuştur.Bugün Küçükburunda hayat bulan Folklorik Yörük Parkı'nın onu çevreleyen ve kucaklayan doğal güzelliklerle hiç sırıtmadan kaynaşmasının hatta birbirlerini desteklemesinin en büyük nedeni, kültürümüzdeki bu yaşam biçiminin sadeliğinde, inceliğinde, zarafet ve zenginliğinde saklı olan doğallıktır.”









Yörük, Yörük Çadırı, Yaşamı, Geçimi,Misafirperverliği

    Yörük (Yürük) Türk'tür. Yürümekten gelir. Özü, soyu, geçmişi Orta Asya'dandır. Geçim kaynağı hayvancılıktır. İnsanımız geçim kaynağı olan hayvanını ve onu besleyen doğayı öylesine sevmiş onlarla öylesine bütünleşmiştir ki, bu sevgi dolu anlama, bu coşkulu kavrayış, Türk'ün bütün dünyaca kabul edilen, takdir edilen insan sevgisini "misafirperverliğini" doğurmuştur.
    Geçimi, yaşamı Orta Asya'da doğal atmosferde zorluklara rağmen sevgi ve mutluluklarla dopdolu insanımız Orta Asya'da iklim verilerinin değişmesi, yaşanılmaz hale gelmesi üzerine canı gibi sevdiği hayvanı ve kendisi için özlemlerle dolu arayışına geçmiş, yaylak ve kışlak zenginlikleri ile bezeli Anadolu'ya gelmiş burada da o coşku ve mutluluk dolu, ekonomisinin de gereği olan yaşam tarzını, göçerliğini sürdürmüştür. Bu köklü yaşam sevinci ve mutluluğunu daha Orta Asya'da iken hayvanının kılından yününden elleriyle dokuduğu evine (çadırına) sokmuştur.
Bitkilerden, bitki köklerinden elde ettiği boyalarla boyadığı hayvanının kılını yününü yaşadığı atmosferden yani doğadan ve beslediği hayvanından esinlenerek aldığı ve yaşam evrimi içerisinden stilize ettiği motifleri büyük bir incelik, sadelik, maharet ve zarafetle kilimine, halısına, keçesine, heybesine, yastığına, kolonuna, azık torbasına, başındaki yazmasına işleyerek aktarmış, yaz kış yaşadığı evini gerçek bir mutluluk ve renk cümbüşüne sokmuştur. Yörük Çadırı Türk insanının zevki, doğayı özümlemesinin, mutluluğunun, güzelliğinin doğa sevgisi ve saygısı ile yoğrulmuş olmasının ve köklü bir kültürün simgesidir. Özetidir.
Bu köklü ve zengin yaşam tarzı Tüm Anadolu'da daha 40-50 yıl öncesine kadar yaylaklarda, kışlaklarda yüzlerce çadırda yaşanırken günümüzde çağın ve çeşitli nedenlerin gereği yok olma kaybolma noktasına gelmiştir.   
Yakın geçmişe kadar, Teke yöresindeki Kemerlilerin de yaşam tarzı böylesine renkli, sevecen ve güzeldi.
Yörüklerin toplu olarak yaşadığı dönemlerde her Yörük topluluğunun bir lideri olurdu. Lider yaşadığı obanın, topluluğun, reisi Bey'i idi. Diğer Yörük evlerinden farklı olarak Yörük Beyinin evi çok daha büyük ve konforlu olurdu. Önemli toplantılar burada yapılırdı, kararlar burada alınır, misafirler Beyin çadırında ağırlanırdı. Çünkü oba konuğu kim olursa olsun önemliydi ve obanın lideri -izzeti nevsi- olan Beyin misafiri sayılırdı.
Yaşam tarzları gibi gelenekleri, örf ve adetleri de köklü olan yörüklerde evlilik çok kutsal bir müessese idi. Çok değer verilirdi. Kadın ve erkek eşitliğine saygı bu müessesenin ve yaşam tarzının bir gereği idi. Kadına sevgi ve saygı sonsuz idi. Evliliğin ilk gecesi oba gençleri için özel dokunmuş, diğer siyah çadırların aksine beyaz bir çadırda yaşanırdı.






Açık Hava Folklor Müzesini geziyoruz. İnanılmaz bir güzellik. Sağlı sollu denizde, bir yanınızda Muhteşem Ayışığı, bir yanınızda ise Kemer sahilleri. Kıl çadırda oturuyoruz ve dinleniyoruz. Karşımızda Rusya’dan gelen bir bayan ve kızı ağaçtan yapılmış otontik  oyuncaklar ile eğlenceli dakikalar yaşıyorlar. Hafif bir esinti. İsterseniz sinide gözleme,kavurma ve ayranınız. Bir yandan elinde oklavası ve hamuru bir bayan gözleme açıyor, diğer bir yanda ise Açık Hava Folklor Müzesini oluşturan o zamana ait Yörük kültürünü anlatan tiplemeler.. Yine eski dönemlerde Yörüklerin kullandığı  yüzlerce birbirinden farklı bakraç, araç gereç kenarlarda ve tavanlarda asılı..


Eğer sizde Kemer’e gelirseniz Yörük kültürünü A dan Z ye görmek istiyorsanız burasını mutlaka gezin. Bu arada bu güzelliği Kemer’e kazandıran ve yıllardır da bu tesisi Kemer’de alternatif turizm adına işleten ve bu özel müzeyi yerli ve yabancı herkese tanıtan ve sunan İyicil ailesine en içten duygularımla şükranlarımı sunuyorum.