NAZMİ KOZAK: TURİZM EĞİTİMİ VE YAYINCILIĞININ KALENDER BİR HOCASI
Nazmi hocayı tanıyanlar, çalışkanlığı, üretkenliği, kalender ve mütevazı yapısını çok iyi biliyor. Ancak, onu tanımayanlar da var. Böylesi insan öykülerinin bilmeyenlere de aktarılması gerektiğinden hareketle kendisiyle bir söyleşi yapmaya karar verdim.
Doç. Dr. Nazmi Kozak, 1962’de Afyon’un Sultandağı ilçesine bağlı Yeşilçiflik’te doğdu. İlk ve orta eğitimini ilçeye yakın kasabada okudu. 1981’de Mersin’deki Turizm İşletmeciliği Yüksek Okuluna girdi. Yayıncılık sevdası bu okulda depreşen Kozak, okulun “Mezunlar Yıllığı” nı hazırlayabilmek için bir yıl geç mezun olmayı göze aldı. Öğrencilik yıllarında önce Antalya Kemer’deki Olimpos Otel’de staj yaptı. Sonra Adana’daki Büyük Sürmeli Otel’de çalıştı. Bu arada aklı fikri yayıncılıktadır. Nitekim, Adana Büyük Sürmeli’de 40 lira maaş alırken, Ufuk Yayınevi’den gelen ve 30 lira maaşlı teklifi kabul ederek yayınevinde çalışmaya başladı. Üstelik bu “aşkı” uğruna Mersin’deki evinden Adana’daki işine taşınıp durdu.
1987-1991 yıllarında tez öğrencisi olarak turizm masterı yaptığı Hacettepe Üniversitesi onun için dönüm noktası oldu. Buradaki öğretmelerin konuya hakim olmalarından etkilendi. Bilim akademisyenliğinin meslek değil, yaşam tarzı olduğunu, bu işin bir mesaisi olmadını, ciddiye alınması gerektini öğrendi. Bunları da yıllar içerinde yetiştirdiği 5 bini aşan öğrencisine yansıtmaya çalıştı.
Bilgi ve birikimini kitaplaştırdığı “Genel Turizm İlkeler ve Kavramlar” adlı eserini basacak yayınevi bulamayınca 1993’te Anatolia Yayıncılık adıyla bir şirket kurdu. Bu kitap, geçenlerde 10’ncu baskı yaparak şimdiye kadar 25 bin adetlik satış rakamına ulaştı. Kendi şirketinde yayınladığı kitapların hepsi günümüzde hala alanının tek başvuru kaynağı ve en fazla satanlar olmaya devam ediyor. Ne çare ki, o yıllar ülkeyi kavuran ve faizlerin tavan yapmasına neden olan 5 Nisan kararları işlerini altüst etti. Yayınevi macerası büyük bir vergi borcu altına girerek bitirerek yedek subay olarak askere gitti. Askerken, hayatında ilk kez eline bir maaş geçecekti ki, bunun da keyfini süremedi. Çünkü, yedek subay maaşının çoğunu yayınevinin borcunu kapatmaya harcadı.
Askerlik sonrası 1997’de Başkent Üniversitesinde 4 yıl çalıştı, 2000 aralık ayında da Anadolu Üniversitesi’nde çalışmaya başladı.
Anadolu Üniversitesi’nde, Hacettepe Üniversitesi’nden öğrendiklerinin üstüne kendi birikimlerini de katarak yoluna devam etti. Anadolu Üniversitesi’nde “Turizme Giriş, Turizm Pazarlaması ve Pazarlama Araçları”, “Araştırma Yöntemleri” ve “Bilim Etiği” konularında desler veriyor. Ön lisans öğrencileri de oldu bunların üçü yaptıkları çalışmalarla alanlarında en iyi doktora tezi ödüllerini aldı.

Bu dönemleri 1991-1994’teki yeniden yapılanma, 1994-1997 hakemli dönem, 1997-2001’de uluslararası hale gelip içeriğinin değişmesi ve 2002 yılında da uluslararası kongre düzenlemenin başlaması olarak özetleyebiliriz. Düzenlenen uluslararası kongrelere ortalama 150 kişi katılıyor.
Kozak’ın yayıncılık sevdası bunlarla sınırlı değil. Onun ilkini 1997, ikincisini 2002 ve üçüncüsünü 2007’de hazırladığı Akademik Dergiler kitabı dünyada türünün ilk örneği olarak biliniyor. Alanında bir benzeri olmayan bu kitabın dördüncüsü de 2012’de basıma hazırlanacak. Bunlara ek olarak 1996’da Türkiye Turizm Tezleri Bibliyografyası’nı hazırladı. 2001’den beri tek başına hazırladığı aylık Akademik Turizm Bülteni’ni veri tabanında kayıtlı 5 bin kişiye yolluyor. Söz konusu bültenin önde gelen turizm haber portallarında da yayımlanmasıyla, bilinirlik oranı 50 bin kişiye ulaşıyor.
Kendisi gibi turizm eğitimi veren Prof. Dr. Meryem Kozak’la evli olan Nazmi hoca, eşiyle ilk kez 1991’de Hacettepe Üniversitesi’ndeyken tanıştı. Bu tanışmaya kardeşi Prof. Dr. Metin Kozak neden olmuş. Meryem hanım, kendisinin mezun olduğu Mersin’deki okula yazılan kardeşi Metin Kozak’ın hocası. Metin, Ankara’ya master için gidicek olan hocası Meryem Kozak’ı, yardımcı olması için Ankara’da’ki abisine yönlendirmiş. Nazmi hoca bir yandan tez yazıp, bir yandan kendisine yönlendirilen Meryem hanıma bir anlamda Ankara’da rehberlik yapmış. Derken bu tanışma-rehberlik 1994’te evliliğe dönüşmüş. Evlenmişler ama Nazmi hocada para pul iş-güç yokmuş. Meryem hanım Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi’nde göreve başlamış. Kozak çifti, yedi yıl mecburiyeten ayrı yaşamış. 2001’de Nazmi hocanın da Anadolu Üniversitesi’nde göreve başlamasıyla hasret yerini vuslata bırakmış...

Kendini geliştirmek için ABD’ye gitti
Nazmi hoca, 2004’te kendi imkanlarıyla ABD’ye gitti. Bir yıl kaldığı Virginya Tech Üniversitesi’nde hem dilini geliştirdi hem de yurtdışında turizmde neler yapıldığı konusunda bazı deneyimler edindi. ABD’nin turizmde pragmatik ve işin sosyal yanını değil de kar kısmını önde tutması kafasına pek yatmamış. Ona göre, Türkiye’nin mutlak surette turizmin sosyal yanını öne çıkarması hatta ABD’yi değil, Fransa ve Almanya’yı örnek alması gerekiyor. ABD’de bol bol kitap okudu yeni şeyler öğrendi ve daha önemlisi kendine olan güveni arttı. Nitekim, ABD dönüşü ilk iş olarak 2002’den beri düzenlediği Lisanüstü Turizm Araştırmaları Kongresi’ni uluslararası boyuta taşımaya karar verdi. Bu kongre de alanında önemli bir yere sahip. Çünkü kongrenin benzerlerinden biri ABD, diğeri Güney Asya ve üçüncüsü Türkiye’de düzenleniyor.
Kapadokya’da destek görmedi
Nazmi hoca, bu yıl Kapadokya’da gerçekleştirdiği Lisanüstü Turizm Araştırmaları Kongresi için 10 bin el broşörü basıp dünyadaki turizm kongrelerine dağıttı. Bastırdığı 2 bin afişin yarısını yurtdışında, 30 bin broşürü ise Türkiye’de dağıttı. Pakistan Turizm Bakanı Shazia Marri’yi de ağırlıdı.Hazırladığı web sitesinde Türkiye ve Kapadokya’nın filmlerini koyup tanıtıma destek verdi. Bu filmlerin 100 kişi tarafından izlendiğini belirtirken, buruk bir şekilde “Buna karşın Kapadokyalı otelcilerden destek değil köstek gördük. Kongreden 8 ay önce Eylül-Ekim ayında otelcilerle anlaşma yaptık. Kongre gelip çatınca otelciler fikir değiştirip ‘size fiyatları yarım pansiyon değil oda kahvaltı olarak vermiştik’ diye ağız değiştirdiler. Otelde kongre dolayısıyla 500 kişi konaklama yaptı. Otelciler kazandı, biz karşılığını alamadık” diyor.
Nazmi Kozak, kardeşi Metin’le arasındaki ilişkiyi bayrak yarışına benzetiyor. Kardeşinin kendisinden sonra aynı okula yazıldığını anımsatan Nazmi hoca, “Ben ulusal çapta organizasyonlara odaklanırken, doktorasını İngiltere’de yapan kardeşim uluslararası alana yöneldi. Düzenlediğimiz kongrelerin lojistik, teknik destek gibi işlerini ben, uluslararası ilişkilerin koordinasyonunu ise kardeşim sağlıyor” diye konuşuyor.

Nazmi hoca, 2008 Belek’te gerçekleşen Turizm Araştırmaları Kongresi’nde kadirşinaslık anlamında önemli bir girişime imza attı. “Turizm eğitimine gönül ve destek verenlerin hayattayken ödülllendirilmeleri gerekiyor” diyen Nazmi hoca, duayen hocalardan Prof. Dr. Turgut Var’ı ODTÜ’de öğrencisi Prof. Dr. Hasan Işın Dener’le, Hacettepe Üniversitesi’nden hocası Prof. Dr. Dener’i kendisiyle, Anadolu Üniversitesi’nden öğrencisi Araştırma Görevlisi Çağıl Hale Kayar’ı da aynı sahnede biraraya getirerek birer teşekkür plaketi alınmasını sağladı. Böylece dört kuşağı biraraya getirmiş oldu.
Kadokya’daki kongrede de 4 hocaya daha teşekür plaketleri verilmesini sağladı. Nazmi hocanın değerlere saygısı bunlarla sınırlı değil. Nitekim, 2000 yılında; Anatolia’nın ilk özel sayısını Prof. Dr. Hasan Olalı adına, 2010’daki son sayısını ise Prof. Dr. Hasan Işın Dener adını yayıma hazırladı. Böylece bu iki değerli hocayı bilmeyenlere tanıtma konusunda önemli bir görevi yerine getirdi.
İlklerin öncüsü
Nazmi hoca, yapılmamışları yapmaktan keyif alıyor. Yaptıklarının taklit ediliyor olmasından da başka bir keyif alıyor. Bunu da şöyle açıklıyor: “Biz sanıldığı gibi bu işleri çok para kazanmak için değil, iş üretmek için yapıyoruz. Önemli olan ortaya bir ürün çıkarmaktır. Yaptığımız işlerin birebir kopya edilmesiden şikayetçi değil, memnunuz.”
Nazmi hoca geçen yıl, turizm öğrencilerinin kendilerini tanıtıp düşüncelerini anlatabilmeleri için, Turizm Öğrencilere Kurultayı adıyla bir platforumun oluşturmalasını sağladı. İlkine de ikincisine de canla başla yardımcı oldu. Ancak, öğrencilerin şimdiye kadar fazla birşey yapmamasından şikayet ederken bile kalenderliğini kaybetmeden “Önümüzdeki dönemde neler yapacaklarını göreceğiz. Kurultay yönetim kurulunu belirledi. Bana bir şey sormadılar. Birşey yapsınlar, bana sormasalar da olur. Yeter ki, kayda değer birşeyler yapsınlar” diye ekliyor.








