DENİZ TÜFEKÇİ'DEN 2009 ÖNGÜRÜLERİ

Turizm gelirinin 20 milyar dolar civarında olduğunu TUİK verilerinde okuduğumuz ülkemizin şimdiye kadar karşılaşmadığı oranda bir düşüşe sadece turizmciler değil ülkenin ekonomisini yöneten siyasi kadroların da hazır olması gerekmektedir.
2009 yılında toplam yabancı turist sayısında %20 civarında bir azalma olacağı görülmektedir.28 milyon yabancı turistin ziyaret ettiği ülkemizde bu rakamın 20-22 milyon civarına inmesi beklenmelidir.Bu iniş oransal olarak İstanbul gibi kentlerde %5 ile sınırlı olacak gibi görünse de özellikle güney de ve Ege'de azalışın oranı %30 'lara kadar varabilir.
Bir başka dikkate alınması gereken konu ise  geceleme sayısında karşılaşacağımız azalma olmalıdır.Yabancıların konaklama süresi  ortalamalarında en az%10 civarında azalmanın işaretleri şimdiden görülmektedir.
Ortada kara değil, kapkara bir tablo vardır.Yerli ya da yerli ortaklı yabancı tur operatörleri,ya da Türkiye konusunda bir numara olan bazı yabancı tur operatörlerinin  ne durumda olduğunu,hangi sıkıntılarla boğuştuğunu(boğulmak üzere olduğunu desek daha doğru olur) sektörün içinde olanlar biliyor.Hatta bazılarının sıkıntılarını geçici olarak aşabilmesi için ekonominin siyasi kanadı çalışmalara başladı bile.
Sıkıntı sadece seyahat acentaları ya da tur operatörleri ile sınırlı değil  kuşkusuz.Konaklama sektörü bir taraftan tur operatörlerini finanse etmeyi!! sürdürmek zorunda kalırken,diğer taraftan özellikle kredi alarak inşa edilen oteller ise can çekişmekte, bankalar ile boğuşmaktadır.
Konaklama sektörü de alamadıkları paraları  ödemelerine havale edip, borcu tedarikçi kuruluşlara yaymaktan başka çare bulamamaktadır.
Yabancılar ile ilgili servis sunanların tek sevinecekleri nokta dövizdeki bir yıl içinde artması beklenen %60'ı bulabilecek TL karşısındaki değerdir.
2009 Türkiye Turizm gelirinde  döviz bazında %35 azalma kaçınılmaz...Bu bir yıkım mıdır?
Eğer doğru tedbirler alınmazsa evet.
Nedir doğru tedbir?
1-Yeni kapasite arttırıcı tüm yatırımları en azından iki yıl yasaklamak.Kapasite büyütmek mevcut yatırımların çöküşünü hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz,bu biline.
2-Tur opearatörleri düşeceği kesin olan 2009 fiyatlarının daha hızlı bir biçimde düşmesine rağmen ayakta kalamamalarına yol açabilecek yanlış(fazla)kapasite hesabından vaz geçmeleridir.
3-İşletmelerin servis kalitelerini koruyabilmeleri için işletmelere sağlanacak mali destekler, muafiyetler ve teşviklerin ivedilikle tartışılıp eyleme geçirilmesi.
4-Sektördeki nitelikli,deneyimli personel istihdamının  korunabilmesi için alınması gereken teşvik tedbirleri paketi devreye sokulmalıdır.Çok değerli, deneyimli, birikimli yönetim kadroları krizs döneminde sektör dışına savrulmakta, sektörün geneli bu birikimini yitirmenin acısını gelecekte çok acı bir biçimde ödemektedir.
4-Şirket kurtarma  olarak bilinen belli tur operatörlerini ayakta tutmak ile uğraşıp ''işte turizm'e nefes aldıracak tedbirler'' propagandası yapmak yerine ,ülkemizin turizm ürünlerinin pazarlamasına yapılacak ''doğrudan nakit desteğini'' gündeme almak.
Ne yazık ki krize karşı tedbir olarak atılması planlanan tüm adımlar sadece tanıtıma yönelik görünmektedir.Türkiyenin bu durumda ivedilikle, öncelikle yapması gereken iş tanıtımdan önce pazarlamadır.Pazarlamaya verilecek destek satışı tetikleyecek, fiyat dolayısıyla gelir düşüşlerini sınırlayacaktır.
Seyahat acentalarının,tur operatörlerinin ,ürününü pazarlamak için fuar fuar dolaşan, yabancı acentaların kapısına kadar gidip ülkemizin turistik değerlerini pazarlayan kurumlara nakit destek sağlanmalıdır.İki tur operatörüne 100 milyon dolar destek olmak yerine sayısı 500 bile olmayan dış pazara odaklı yerli seyahat acentalarına, otellere, tur operatörlerine bunun yarısı bile tutmayacak desteği vermek yapılabilecek en akıllıca harekettir.
Aldığımız bilgiler, ne yazık ki sektörün siyasi otoriteden bu yönde bir talebi olmadığıdır.otelciler,kendilerine borcu olan tur operatörünün kurtarılmasını talep ederek kendilerine olan borçları tahsil edeceklerini düşünmekte, talep bu minvalde dolaşmaktadır.
Sektörün profesyonelleri ne yazık ki geleceğe yönelik bir planlama önermekte yetersiz kalmaktadır.
Bu konuda bir adım atılmadığı sürece, yıkımın 2009 yılı sonunda herkesi altına alacağını görmemek için kör olmak gerekmeyecektir.
Kapkara bir tabloyu kara bir tabloya ,hatta gri bir tabloya dönüştürecek adımı atabilecek tek merci vardır, o da siyasettir.
Bu yazıyı saklamanızı,yıl sonunda tekrar okumanızı öneririm.Bakalım yıkımın altında mı kalacağız, yoksa gerekli doğru tedbirleri alıp,işi sarsıntı ile geçirip selamete çıkacağız.
 
Deniz Tüfekçi