TURİZMDE MORAL VE MOTİVASYON ZAMANI
Son dönemlerde turizm sektöründe yaşanan sıkıntıları artık sadece bizler değil, sektörün neredeyse tüm paydaşları yüksek sesle dile getiriyor. Küresel ölçekte yaşanan savaşların etkisi, her ne kadar bazı çevreler tarafından “alternatif destinasyonlara talep artabilir” şeklinde yorumlansa da, sahadaki gerçekler malesef şimdilik bunun tam tersini gösteriyor. Negatif etki, ne yazık ki çok daha güçlü hissediliyor.
Yeni sezona “merhaba” demeye hazırlanan birçok otelin temkinli davrandığını görüyoruz. Açılış tarihlerini erteleyen bazı tesisler ve personel alımlarını durduran işletmeler… Tüm bunlar sektörün içinde bulunduğu ruh halini açıkça ortaya koyuyor. Belirsizlik, turizmin en sevmediği kelimedir ve bugün tam da bununla karşı karşıyayız.
Savaşın ne olduğunu anlatmaya aslında gerek yok. Her gün ekranlardan izlediğimiz görüntüler, insanlığın en büyük trajedilerinden birine tanıklık ettiğimizi gözler önüne seriyor. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, daha düne kadar dünyanın gözde turizm destinasyonları olan birçok noktayı adeta durma noktasına getirdi. Bir zamanlar dolup taşan şehirler bugün sessizliğe büründü.
İşte bu tablo bize turizmin ne kadar hassas bir sektör olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Pamuk ipliğine bağlı derken abartmıyoruz. Turizm; barış, güven ister, huzur ister. Savaşın olduğu yerde turizmin nefes alması zaten mümkün değildir.
Ancak burada altını özellikle çizmek istediğim çok önemli bir nokta var:
Turizm, savaşın bir parçası değildir. Turizm; insanları bir araya getiren, kültürleri buluşturan, dostlukları büyüten bir köprüdür. Bu yüzden turizmi savaşın gölgesinde bırakmamak, onu bu karanlık atmosferden mümkün olduğunca ayrıştırmak zorundayız.
Yıllardır yazıyorum… Bu sektör sayısız kriz gördü. Ekonomik dalgalanmalar, siyasi gerilimler, pandemiler… Hepsinden geçti. Ve her seferinde küllerinden yeniden doğmayı başardı. Çünkü turizmin doğasında direnç var, yeniden ayağa kalkma gücü var.
Bugün de farklı bir tablo yok aslında. Evet, zor bir dönemden geçiyoruz. Ama bu sektör daha zor günleri geride bıraktı. Yine başaracaktır.
“Defalarca kriz yaşadık” derken boşuna söylemiyoruz. Bu krizlerden alnının akıyla çıkan bir turizm sektörü var bu ülkede. Bugün yaşananların da geçici olduğunu, en az zararla atlatılacağını düşünüyorum. Çünkü biz bu süreci yönetmeyi bilen bir sektörüz.
Ama burada hepimize düşen çok önemli bir görev var:
Moralimizi yüksek tutmak.
Evet, belki rezervasyonlar istediğimiz hızda gelmiyor.
Evet, belki belirsizlikler can sıkıyor.
Ama umudu kaybettiğimiz an, asıl kaybı o zaman yaşarız.
Enseyi karartmanın kimseye faydası yok.
Tam tersine, bugün daha fazla çalışmamız, daha fazla üretmemiz ve daha fazla kenetlenmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz.
Turizm emek demektir. Sabır demektir. İnanç demektir!
Ve en önemlisi, insan demektir.
Bugün sektörün, belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu iki şey var:
Moral ve motivasyon.
Birbirimize daha fazla destek olmalı, umudu büyütmeli ve bu zor günlerin geçeceğine inanmalıyız. Çünkü turizm sadece bir sektör değil, aynı zamanda bir ülkenin dünyaya açılan yüzüdür.
Unutmayalım…
Savaşlar geçer, krizler biter.
Ama turizm, her zaman yeniden ayağa kalkmayı başarır.
Yeter ki biz inancımızı kaybetmeyelim.
Halil ÖNCÜ / Turizm Dosyası






