ANTALYA TURİZMİNİN 55 YILLIK ÇINARI: MEHMET ALFURAN İLE ZAMANDA YOLCULUK
Gazeteci turizm yazarı Halil Öncü, sektörün duayen ismi Mehmet Alfuran ile bir araya gelerek, geçmişten günümüze uzanan bir röportaj gerçekleştirdi.
Antalya’nın yerlisi, sektörün duayen ismi Mehmet Alfuran...1952 yılında Antalya’da doğan, ilköğrenimini İstiklal İlkokulu’nda, ortaöğrenimini Antalya Ortaokulu ve Antalya Ticaret Lisesi’nde tamamlayan bir değer. Çocukluğu ve gençliği Antalya’nın o saf ve bozulmamış yıllarında geçen Alfuran, Ankara Üniversitesi İktisadi Ticari İlimler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra adeta turizme ömrünü adadı. Antalya Motel’den Falez Otel’e, Pegasus Otelleri’nden AKTOB’un kuruluşuna kadar uzanan bu uzun yolculuğu, şimdi bizzat onun ağzından, hiçbir ayrıntıyı atlamadan dinliyoruz.

1965’te Başlayan Serüven: "Garsonluktan Genel Müdürlüğe"
"Turizme 1965’te başladım," diye anlatıyor Mehmet Alfuran...
"Ben Mehmet Alfuran. 1952 Antalya doğumluyum ve yaşamım boyunca turizm sektöründe görev yaptım. 1965 yıllarında başlayan bu serüven, 2020 yılına kadar aralıksız devam etti. Bu süreç içerisinde çok değişik tesislerde görev aldım; garsonluk yaptığım tesisler de oldu, şeflik yaptığım dönemler de... Hatırlıyorum, eski Vakıflar İşhanı üzerinde çok güzel bir taverna açılmıştı, orada servis şefi olarak çalışmıştım.
Daha sonra 1973 yılında konaklama sektörüne geçiş yaptım. İlk durağım Antalya Motel’di. Antalya Motel, Türkiye’deki ilk turistik işletme belgeli tesislerden biridir; tesis numarası beştir! Yani Türkiye'nin beşinci işletme belgeli tesisidir. O zamanlar Antalya Motel, şehir merkezinden 3 kilometre uzaktaydı. Bu yüzden 'motel' olarak hizmet veriyordu. Eski Lara yolu dediğimiz, yani Dedeman Oteli geçtikten sonraki, şu anda Antalya Otel olarak isimlendirilen yerdeydi."

Pegasus’tan Bodrum’a Uzanan Yönetim Başarıları
"Daha sonra çok farklı tesislerde görevlerim oldu. Kemer’de otel açtım, Phaselis Princess’te yönetici olarak görev yaptım. Falez Otel’de, ardından Antalya Kemer’de Club Alda olarak bilinen yerde çalıştım. Alanya’da 1500 yataklı, o dönemin bölgenin en büyük tesisi olan Pegasus Otelleri’ni açtım ve orada görev aldım.
Turizmin farklı bir boyutu olan acenteciliği de deneyimledim; Ankara’da Yurt Tur turizm acentesinin koordinatörlüğünü ve bir yıl kadar müdürlüğünü üstlendim. Sonra Alanya’ya döndüm. Orada Dinler Otel vardı, o zamanlar 4 yıldızlıydı; ancak benim çalışmalarımla o yıl tesise 5 yıldızlı işletme belgesi aldık. Antalya’daki farklı tesislerde müdürlük ve yöneticilik yaptıktan sonra en son Bodrum’da Karaca Otel’de Genel Müdür olarak görev yaptım ve ardından mesleği bıraktım."
Hizmet Yarışı: "Hizmet Odaklı Bir Ömür"
Mehmet Alfuran’ın kariyeri bir başarı merdiveni gibi; garsonluk yaptığı, housekeeping işlerine koşturduğu o küçük motele, yıllar sonra İşletme Müdürü olarak geri dönmek ise onun için hayatının en büyük gururu olmuş.
"Mesleği bırakmamdaki en büyük neden, bizim çalıştığımız dönemlerde sektörün bir hizmet yarışı içerisinde olmasıydı. Her şey hizmet odaklıydı. Mesela Falez Otel’de görev yaparken, yanı başımızdaki Sheraton Otel ile atbaşı devam ettik. Hatta bazı hizmetlerimizde bizim onlardan daha üstün olduğumuz söylenirdi.
Bu arada, 1982 yılında 5 arkadaşımla birlikte AKTOB’u (Antalya Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği) kurduk. 1983 yılındaydı sanırım, SKAL Antalya Kulübü’nün kurucu üyeliğini üstlendik. Antalya Motel’de çalıştığımız dönemlerde üniversitede gece okuluna gidiyordum. Gündüz çalışıp gece okuduğum o üç yıllık süreçte okulumu bitirdim. Mezun olduktan sonra Motel Antalya’ya geri döndüm. Daha önce garsonluk ve housekeeping yaptığım o tesise yıllar sonra İşletme Müdürü olarak dönmek, benim için tarif edilemez bir mutluluk ve onurdu."

Eski Antalya’da Turizm: "Manyetolu Telefonlar ve Çıkrıklı Servis"
Mehmet Alfuran’dan o dönemdeki imkânsızlıkları dinlerken bugünün lüks anlayışını sorgulamamak ise elde değil:
"O günlerin Antalya’sını özetlemek gerekirse; haftada sadece bir-iki gün uçak seferi vardı, onlar da İstanbul bağlantılıydı ve direkt değildi. Gelen yolcuların isim listelerini alırdık; bazen servisle gider onları alırdık, bazen de kendi aracımızla veya taksiyle transferlerini biz sağlardık.
O yıllarda manyetolu telefon kullanırdık. Yurtdışı bağlantıları o kadar zordu ki, yurtiçi görüşmeler için bile mutlaka PTT’den bir arkadaş edinirdik; o arkadaşımız telefonlarımızı bağlardı, yoksa saatlerce sıra beklerdiniz. Yazışmaları faksla yapardık. Plajımız 30 metre aşağıdaydı ve asansör yoktu; 82 basamaklı merdivenle inilirdi. Her an oraya servis yapılamazdı. Motelin sahibi Ercan Evren Bey oraya bir çıkrık düzeni kurmuştu. Aşağıdakiler ipi veya zinciri salladıklarında yukarıda bir zil çalardı. Biz o zili duyunca gider, kovanın içerisine istediklerini koyar ve makarayla aşağı servis yapardık."

Bilmeyerek Yaptığımız Animasyon: "Ateş Dansı"
"Müşteriler gezmek, eğlenmek istiyordu. Biz de plajda ateş yakar, ateş dansı yapardık, içecekler inerdi... Meğer o zamanlar yaptığımız şeyin adı animasyonmuş. Biz bunu daha sonraları okudukça veya Fransızlar, İtalyanlar vasıtasıyla öğrendik. Aslında biz bilmeden profesyonel animatörlük yapıyormuşuz. Saz çalan, gitar çalan misafirlerimiz olurdu, onlarla beraber motelde özel günler düzenler, vakit geçirirdik. Ünlü türkücü Şakir Öner Günhan gelirdi mesela; sazıyla çok güzel türküler söylerdi, unutamadığım anılardan biridir."

Turizmin Kaybolan Değerleri ve Sitemler
Doğuştan bir Kaleiçili olan Alfuran, kentin değişimine dair sitemlerini de gizlemiyor:
"O dönem misafirlerimiz çok elitti. Yılda 2-3 kez gelenler, yıllarca sadık kalanlar vardı. Almanlar çoğunluktaydı, Temmuz-Ağustos’ta İtalyanlar gelirdi. Onlarla dost olmuştuk, lisanımızı geliştirdik. Bizi Almanya’ya davet ederlerdi; otel kapandıktan sonra 3-4 ay Avrupa’da kalır, oradaki yaşam tarzını görür ve gelip burada elemanlarımıza anlatırdık. Değişim programları yapardık.
Şu an turizmin gelişimini gördüğüm için mutluyum ama üzüldüğüm bir taraf var: Bizim dönemimizdeki o hizmet kalitesi ve müşteri kalitesi artık yok. Antalya’nın hatırası yok olmaya başladı. Doğu Garajı’ndaki doğum evi, tarihi okullar... Hepsi yok oldu. Değerlerimizi koruyamadık, bakım yapamadık. Sektör bugün maalesef çok hoyratça kullanılıyor. Yöneticilik yapanların mutlaka eğitimli olması, lisan bilmesi ve yurtdışını görmesi gerekir. Almanlar tatile geldiklerinde sadece vaat edilen hizmeti almak isterler; o hizmeti alamayınca tepki gösteriyorlar, mahkemelere başvuruyorlar. Bizim dönemimizde teşekkürler edilirdi, şimdi şikâyetlerin gelmesi beni çok üzüyor."

Geçmişe Özlem ve Gençlere Tavsiyeler
Mehmet Alfuran'a "Zaman makinen olsa hangi döneme gitmek istersin?" diye sorduğumda tereddütsüz cevap veriyor ve genç meslektaşlarına ise şu tavsiyelerde bulunarak bizlere veda ediyor:
"Bir zaman makinem olsa 1975 ile 1985 yılları arasına gitmek isterdim. Çünkü o dönemde insanın insana değeri vardı; sevgi, saygı ve hizmet odaklılık esastı. 50 yıllık yabancı dostlarım var; hala yazışırız, birbirimizi misafir ederiz. O dönemki dostlukları asla unutamam. Son olarak gençlere mesajım şudur: Önce mesleğinize ve beraber çalıştığınız insanlara saygı duyun. Mutlaka hizmet odaklı olun. İmkânınız varsa yurtdışına çıkıp eğitim alın, lisan öğrenin ve oradaki yaşam tarzlarını yerinde görün. Burada her zaman kusursuz hizmet vermeye çalışın."







