HAMBURG: ÇEKİCİ VE GELENEKLERİNE BAĞLI MODERN BİR METROPOL
Hamburg’un Semtleri
Hamburg’un semtleri, Almanya’nın kuzeyinde yeralan bu açıkgörüşlü, ama aynı zamanda geleneklerine bağlı liman kentinin bütün yelpazesini yansıtmaktadır. Küçük bir balıkçı kasabasından, ihtişamlı villaların bulunduğu semtlerden capcanlı eğlence caddesi Reeperbahn’a kadar burada herşey mevcuttur. St.Pauli Hamburg’un bir numaralı eğlence semtidir. Müzikal tiyatrolardan en trendy club’lara kadar istediğiniz herşeyi burada bulabilirsiniz. Hamburg ziyaretçileri olduğu kadar Hamburglular da buraya çeşitli club’larda, diskolarda, gazinolarda, barlarda ve cafelerde eğlenmeye gelirler.
Keyifli bir semt olan Bergedorf’ta ihtişamlı bir şato da bulunur. Bu şato, olağanüstü güzellikteki bir parkın tam ortasında yeralır ve yüksek toprak duvarlar tarafından çevrelenmiştir. Hamburg’un Orta Çağ’dan kalma tek şatosu bugün bölgenin kültür tarihinin gelişimine ışık tutan bir müzeyi barındırmaktadır.
Hanse şehrinin tam kalbinde yeralan büyük Alster Gölü yelkenciler, kürekciler ve kanocular için adeta bir cennettir. Alster Gölü’nün etrafında bulunan parklar ve yeşil alanlar, aynı zamanda cafeler ve restoranlarda keyifli saatler geçirilebilir. Alster Gölü’nü keşfetmenin en keyifli ve rahat yolu Alster vapuruna binmektir. Bira ve limonatanın karışımından oluşan „Alsterwasser“ (Alster suyu) içeceği bu Hanse şehri halkının en sevdiği içecek olarak da bilinir.
Hamburg’un batısında bulunan eski balıkçı köyü Blankenese direkt Elbe Nehri boyunca uzanır ve sevilen bir gezi noktasıdır. Kalburüstü Hamburgluların oturmak için tercih ettiği bu semt şirin sokakları, merdivenleri ve yanyana duran evleriyle dikkat çeker. Bu semtten Elbe Nehri’ne ve geçen gemilere rüya gibi bir manzara vardır. Lliman turu yapan ziyaretçiler denizden Blankenese’yi görme imkanına sahiptirler.
Görülmesi gerekenler
Hamburg 50yi aşkın müzesiyle, pek çok tiyatro sahnesiyle, konser mekanları ve müzikalleriyle, devasa bir minyatür tren parkı ve bir korku tüneliyle ziyaretçilere çok geniş bir yelpaze sunmaktadır. Ihtişamlı yapılar bu Hanse şehrinin uzun ve hareketli geçmişini belgeler niteliktedir. Bir liman turu yapılması gerekenler listesinin en üstünde yeralır. Ihtişamlı Hamburg Belediye Binası etkileyici mimarisiyle şehir merkezini etkisi altına almıştır. 1886-1897 yılları arasında neo-rönesans stilinde inşa edilen bu ihtişamlı kumtaşı yapısı şehir senatosuna evsahipliği yapar ve 647 odaya sahiptir. Hanse şehirlerine has stilin tam aksine belediye binasının cephesi çok süslüdür ve ziyaretçilere açıktır.
Rıhtım iskeleleri Hamburg’un su garıdır. Liman turları buradan başlar, liman feribotları ve HADAG istimbotları buradan Finkenwerder, Övelgönne ve Blankenese’ye doğru yola çıkar. Etkileyici lüks kruvaziyerlerin de zaman zaman buraya demirledikleri olur. Hediyelik eşya dükkanları ve keyifli balık restoranlarının yanısıra "Rickmer Rickmers" ve "Cap San Diego" isimli müze yelkenlisi ve yük gemisi de bu resmin bir parçasını oluşturur.
Protestan barok kilisesi St. Michaelis 17nci yüzyılda 2500 kişi kapasiteli olarak inşa edilmiştir ve o zamandan beri Hamburg’un sembolü olma özelliğinin dışında dini ayinler ve konserler için de etkinlik mekanı olarak kullanılmaktadır. Kilisenin 82 metrelik kulesinden güzel bir liman ve Alster Gölü manzarası görmek mümkündür.
ALMAN ALP YOLU
ALPLERİN ARASINDAN RÜYA GİBİ BİR ZİRVE TURU
Alman Alp Yolu mükemmel bir açık hava sineması olarak tanımlanabiir. 2002 yılında 75 yıllık jübilesini kutlayan Alp Yolu, bu vesileyle Almanya’nın en eski turistik yollarından biri olma özelliğine de sahiptir. Bodensee Gölü’ndeki Lindau’dan
Avusturya sınırı yakınlarında Königssee Gölü kıyısındaki Berchtesgaden’e kadar uzanan yaklaşık 450 kilometrelik bu bol virajlı yol ziyaretçileri büyülemektedir. Bu yolun en etkileyici özelliği sunduğu çeşitliliktir: yemyeşil Alp yaylalarından, yumuşak tepelerden ve dik dağ zirvelerinden, yeşil ormanlardan, romantik ovalar ve parıldayan göllerden oluşan bir çeşitlilik.
Bavyera Alpleri’nin olağanüstü dağ manzarasının tam ortasında yeralan eski köyler ve tarihi şehirler, 25 hisar, manastır ve resim gibi şato ziyeretçileri keyif yapmaya çağırır. 20yi aşkın berrak dağ gölü sadece güzel bir manzara sunmakla kalmayıp, aynı zamanda pek çok spor aktivitesine de olanak sağlar.
Bu yolla yer yer paralel seyreden bisiklet yolu ise tatil cenneti Allgäu’yu keşfe çıkan pedal çevirenlerin kondisyonunu zorlamaktadır. Meşhur tarihi kaplıcalar ve kültür anıtları karşısında bir mola vermek isteyen ziyaretçiler Allgäu ve Bavyera Alpleri eteklerinde bulunan ve benzersiz bir doğa ve kültür hazinesini barındıran bu olağanüstü manzaranın zorlayıcı virajlarında yol alabilirler.
Alplere ilgi duymak için illa dağcı olmak zorunda değilsiniz. Fakat özellikle yaz aylarının sonlarına doğru dağcılar iyi yapılmış dağ yollarında yapılan yürüyüşlerin değerini çok iyi bilirler. Bu arada teleferik ve telesiyejler tırmanışın zorluklarını büyük ölçüde hafifletirler. Doğanın tam ortasından geçen ve iyi işaretlenmiş yürüyüş yolları etkileyici hisarlar, ihtişamlı şatolar, kilise ve manastır gibi görülmeye değer yerlere götürür ve her zevke uygundurlar. Burada, çoğunlukla dini bir temeli olan, ananeler yaşanır ve yaşatılır: hala keyifli bir hayatı, eğlenceli köy düğünlerini, renkli kilise ayinlerini yaşamak mümkündür. Halk müziğinin de yurdu burasıdır. Dinlenmek isteyenler ve amatör sporcular için buradaki göller, milli parklar ve sayısız doğal sit alanı birer cennettir. Bisiklet severler, eğlence sporlarıyla uğraşanlar (macera sporları, su sporları ve rafting, balonculuk, paragliding), kış sporcuları, kültür ve sağlık turistleri burada aradıklarını tam olarak bulacaklardır, aynı şekilde flora ve fauna içinde yürüyüşe çıkanlar da.
Burası her mevsim farklı bir yüzünü gösterir. İlkbaharda ağaçlar taze bir yeşile büründüklerinde, yazın yaylalar coştuğunda, sonbaharda güneş yaprakları sararttığında ve kışın her yer beyaz bir örtüyle kaplandığında ziyarteçiler adeta bir ressamın elinden çıkmış bir tablo ile karşı karşıya kalırlar.
Alman Alp Yolu kışın da karla kaplı dağlarıyla son derece ilgi çekicidir. Burada farklı uzunluklarda ve değişen zorluk derecelerine sahip pek çok kayak merkezi bulunmaktadır. Uzun bir pist keyfinden sonra dağ evlerinin misafirperver sahipleri keyifli bir dağ evi atmosferinde midenize hitap edecek lezzetler sunacaktır. Lindau ziyaretçilerini ılıman bir Bodensee iklimi, daracık sokaklar ve küçük cepheli evler beklemektedir. Almanya’nın yegane Schroth kaplıcası Oberstaufen, Garmisch-Partenkirchen ve Zugspitze, renkli bir doğa içindeki beyaz düş Linderhof Şatosu, meşhur likörü muhakkak tadılması gereken Ettal Manastırı, keman yapımcılarının şehri Mittenwald am Karwendel, Füssen ve Neuschwanstein Şatosu, Königssee Gölü ve Watzmann Dağları’yla şirin Berchtesgaden görülmeye değer yerlerden sadece bir kaçıdır.
Bu panorama yolu boyunca leziz Bavyera mutfağını da tadma imkanı sunulmaktadır. Belki temiz havada güzel bir bira bahçesinde veya keyifli bir restoranda fırından taze çıkmış kuzu incik, lezzetli lahana yemekleri yer ve elbette herkes tarafından bilinen bir „Maß (Almanya’da biraya has bir ölçü birimi) bira“ içersiniz. Bu olağanüstü zirveler dünyasında yapılan bu tur bu sayede herkes için unutulmayacak bir şölene dönüşür.
MÜNİH:
DEUTSCHES MUSEUM MÜZESİ – TEKNOLOJİ TARİHİ
Münih’te bulunan Deutsches Museum Müzesi bir bilim ve teknik cennetidir. 1855-1934 yılları arasında yaşayan Oskar von Miller’in girişimleriyle 20nci yüzyılın başlarında kurulmuş olan müze dünyanın en önemli teknik müzeleri arasında gösterilmektedir.
Bilim ve teknik cenneti
Deutsches Museum Müzesi toplam yaklaşık 60.000m2’lik bir alanda bilim ve teknikten çeşitli örnekleri çok ilginç ve kapsamlı bir sergi bünyesinde sunmaktadır: ziyaretçilerin bir düğmeye basarak kendileri yapabilecekleri deneylerden, arabalardan, uçaklardan veya uzay teknolojilerinden bir madenin maketinden daha pek çok şeye kadar. Çocuk dünyasındaysa küçük araştırmacılar için prehistorik baltadan ICE hızlı trenine (ulaşım araçları), cep güneş saatinden (astronomik aletler) Raster tünel mikroskobuna (nano teknoloji) kadar keşfedilecek geniş bir yelpaze mevcuttur.
Sergilenenler
Müze yaklaşık 120.000 obje aracılığıyla doğa bilimleri ve tekniğin tarihsel gelişimini belgelemektedir. Tarihi eserler ve modern orijinal sergi objelerinden oluşan en büyük envanter, sayısız interaktif cihaz, devasa bir arşiv ve 800.000 kitap müze ziyaretinizde size eşlik eder. Görülmeye değer bölümler arasında özellikle madencilik bölümü, iş makinaları bölümü, kapsamlı gemicilik bölümü, büyük matematik bölümü,
havacılık bölümü ve astronomi bölümü yeralmaktadır. Müzenin yıldızlarından biri Faraday Kafesi’dir: Burada bir müze çalışanı size 250.000 Volt’luk bir yıldırım çarpmasından nasıl sağ salim kurtulabileceğinizi gösterir. Ve bu görüleceklerin sadece ufak bir bölümüdür.
www.deutsches-museum.de







