ANTALYA'DAN ANTAKYA'YA UZANAN 1500 KM.LİK YOLCULUK



Zengin ve Kültürel mirasın adresi, “HATAY!..”

Öyle zorlu bir yolculuk yaptık ki, inanın anlatmakla bitecek gibi değil. Antalya’dan Gazipaşa’ya kadar olan yolun rahatlığı buradan Mersin’e kadar dolambaçlı yollardan saatlerce sürdü. Zorlu yolculuk moralimizi, nefis sahil ve doğa görüntüleri ile bir nebze olsun yükseltti.
Antalya’dan Mersine, Mersin’den Adana’ya ve Adana’dan Hatay’ın İskenderun ilçesine vardık. Oradan da Tarih boyunca bir çok uygarlığa ev sahipliği yapan Hatay’a geldik. Hatay çok zengin bir kültürel mirasa sahip. Batı ile doğu kültürünün kesiştiği, birbirinden etkilendiği, toplumların kültür alışverişlerinde bulunduğu bir yer. Bu durum, Hatay’ın coğrafi konumundan kaynaklanırken, Anadolu ile Ortadoğu dolayısıyla Mezopotamya arasında bir köprü konumunda göze batıyor. Hatay bir tek kuzeyden güneye-güneyden kuzeye giden anayolların geçtiği bir yer konumunda kalmamış, doğudan gelen ve tarihte İpek Yolu diye adlandırılan önemli ticaret yolunun da önemli bir kavşağı ve bir  ticaret merkezi de olmuş.




Hatay’da günümüzde, geçmişte olduğu gibi bir çok dinden ve inançtan insanlar bir arada yaşıyorlar. Cami, Kilise ve Havra yan yana varlıklarını ve görevlerini yerine getirirken, çeşitli din ve inançtan insanların yüzyıllardan beri beraber yaşaması kültürel bir zenginlikle beraber büyük bir hoşgörüyü de  beraberinde getirmiyor burada.
Burada kısa da olsa bir şehir turu yapıyoruz.
O kadar soğuk bir hava var ki, zaman zaman dağlarda görülen bulutların dağılmasıyla karlı dağları görüyoruz.


St.Pierre kilisesindeyiz.

Şehrin içindeki Hatay Arkeoloji Müzesi , İsos (Epifenya)Harabeleri,Payas Sokulu Mehmet Paşa Külliyesi,Simeon Manastırı,Harbiye (Daphne), Aççana Ören yeri,Seleukeia Pierria (Çevlik) Ören Yeri,Titus-Vespasianus Tüneli ve Kaya Mezarları,Barlaam Manastırı, St. Pierre Kilisesi , Antakya Surları burada  gezebileceğiniz yerler arasında en bilinenleri.


Ancak bizim vaktimizin az olması nedeniyle sadece St. Pierre Kilisesi’ni gezme fırsatı buluyoruz. Burası, Antakya’nın 2 Km. kuzeydoğusunda, Reyhanlı karayolu üzerinde, Habib-i Neccar Dağı’nın uzantısı olan Haç (Stauris) Dağının eteğinde bulunuyor. Şehir merkezinde çok rahat burayı bulabiliyorsunuz. 13 metre uzunluğunda, 9,5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde doğal bir mağara burası. Hz. İsa’nın ölümünden sonra havarilerinden St. Pierre Antakya’ya gelerek (M.S.1.y.y.ilk yarısında) burada telkinlere başlamış, İsa’ya inananlara “Hıristiyan” adı ilk kez burada verilmiş. 1963 yılında Papa VI. Paul tarafından burası Hıristiyanların Hac yeri olarak kabul edilmiş ve  her yıl 29 Haziran’da St.Pierre günü (bayram) kutlamaları yapılmakta burada.
Hatay düzenli bir şehir konumunda. Düzenli kentin, düzenli insanları ve çağdaş görüntülü insanları dikkatimizi çekiyor. Çarşıda dolaşırken, zaman zaman Arapça konuşanlar ile de tanık oluyoruz.
 
İskenderun ‘’İL ‘’ olmak istiyor..Başkan Mete Aslan İskenderun'un
turizm alanı olmasını istiyor.

Buradan Hatay’in ilçesi olan İskenderun’a geçiyoruz. İskenderun aslında nüfus olarak Hatay’dan büyük. Yolumuzu önce çarşıya oradan da sahile çeviriyoruz. Doğa güzellikleriyle tarihsel zenginliklerin birbiriyle kucaklaştığı İskenderun, Türkiye'nin sanayi  beldelerinden birisi. Burada Petrol Ofisi Dolum tesisleri, Demir Çelik Fabrikaları ve Askeriye oldukça hareket kazandırıyor buraya. Bunun yanı sıra Üniversitenin de yakında kampus de yapılacak çalışmalar ile faaliyete geçmesi İskenderun’u bayağı hareketlendireceğe benziyor.
 Kış aylarında olmamız nedeniyle kentte bir sakinlik var elbette. Ama kentte sanayinin gelişmiş olması nedeniyle fabrika bacalarından tüten dumanlar ve çalışanların hareketliğini de görmek mümkün tabii ki…
İskenderun Şehir merkezinde esnaflarla görüşüyoruz. Ortak kanı İl olmak istemeleri. Israrla “İL” olacakları günü beklediklerini bize iletiyorlar. Türkiye’nin en büyük ilçelerinin başında gelen ve 160 bin nüfuslu bir ilçenin neden İl olamadığını bir türlü anlayamadıklarını ve işlerinin devamlı Hatay’da çözmek zorunda kaldıklarını, bu konuda çok zorlandıklarını bize iletiyorlar.
Akşam saatlerinde Yelken kulüpte İskenderun Belediye Başkanı Mete Aslan ile yemekte biraya geliyoruz. Başkan oldukça sıcakkanlı bir insan. 14 senedir İskenderun2un belediye başkanı.  24 saat durmadan İskenderun için proje üretmeyi ve hayata geçirmeye devam ediyor başarılı belediye başkanı. Kendisine soru sormak istiyoruz ama o bize soru bırakmadan gereken her şeyi anlatıyor. Sahilden, Arsuz gibi mükemmel bir Tatil bölgesi olduğunu iletiyorum ve ‘Neden turizm yok “ diye soruyorum. Hemen cevap alıyorum.
“ İskenderun malesef turizm bölgesi değil. Bu bakımdan buraya yatırım yapılmıyor. Oysaki bu bölge çevre arap ülkelerinden çok sayıda kişiyi ağırlayabilecek mükemmel bir sahile sahip. Burası tatil bölgesi ilan edilmezse, yatırım yapılmazsa burada sizin arzuladığınız bir tatil kenti yaratılamaz. Yaz aylarında Helenistik dönemde Rosus olarak bilinen Arsuz beldemiz, altın renkli kumsallarıyla, küçük otelleri, pansiyonları, motelleri ve lokantalarıyla bölgenin en popüler tatil beldelerinden birisi. Bu güzel tatil beldesine gelecek olan yerli ve yabancı turistler unutulmaz bir tatil geçirmek için istedikleri birçok şeyi burada bulabiliyorlar ama yine de geniş çaplı bir turizm için burasının turizm bölgesi ilan edilmesi gerekiyor.”

Evet gerçekten de Başkan haklı aslında.
Bu arada Başkan Aslan, İl olmalarının gerekli olduğunun da altını ısrarla çiziyor bize.
Evet, İskenderun, Amanos dağları ile Akdeniz'in mavi suları arasında bir ovada yer alıyor. Kent; M.Ö. 333 yılında İssos kenti yakınlarında Pers Kralı III. Darius'u mağlup eden Büyük İskender tarafından kurulmuş ve onun zaferinden sonra da Alexandretta olarak adlandırılmış. İskenderun bugün Türkiye'nin en önemli sanat, eğitim, kültür, spor, turizm, endüstri ve ticaret merkezlerinden birisidir. Kentte her yıl 5-9 Temmuz tarihleri arasında İskenderun Belediyesi tarafından Uluslararası Turizm ve Kültür Festivali düzenleniyor.. Katedral, Ortodoks ve Karasun Manuk Kiliseleri şehirdeki en önemli kiliseler arasında sayılıyor.
Mükemmel bir sahili var İskenderun’un. Deniz kıyısı yakınındaki heybetli Atatürk anıtı şehir merkezinde sözü edilmeye değer başka bir sanat eseri olarak göze çarpıyor.  Hem Suriye, hem de Adana istikametinden İskenderun'a gelen karayolu ise oldukça iyi. Kentin ulaşım konusunda hiç bir problemi bulunmazken, kentte ayrıca bir demiryolu istasyonu da bulunuyor.
Bu arada burada damak tadı olarak 2 farklı tat ile karşılaştım burada.

 
Birisi Muhammara diğeri de Humus. Muhammara acı,ceviz ve tahin üçlüsün bir arada karıştırılması ile oluşturulmuş. Humus ise nohut ezmesi, ve zeytin yağından oluşuyor. Kesinlikle bu lezzetleri tadın. ( HALİL ÖNCÜ )