SUUDİ ARABİSTAN TURİZMDE YENİ YILDIZ OLMAYA ADAY!

SUUDİ ARABİSTAN TURİZMDE YENİ YILDIZ OLMAYA ADAY!

Suudi Arabistan denildiğinde hepimizin aklına öncelikle Mekke ve Medine gelir. Müslümanlar için buluşma noktası olan bu kutsal şehirler, yüzyıllardır inanç turizminin kalbi olmuştur. Ancak son yıllarda bu ülke bambaşka bir dönüşüm yaşıyor. Daha düne kadar şeriat kurallarının katı şekilde uygulandığı, kadınların araba kullanmasının bile yasak olduğu Suudi Arabistan, bugün dünyanın en çok konuşulan turizm yatırımlarına imza atan ülkelerden biri haline geldi. 

Son dönemde gözlemlediğim gelişmeler, Suudi Arabistan’ın turizmde nasıl ciddi bir vizyon ortaya koyduğunu açıkça gösteriyor.

Riyad’ın hemen dışında yer alan Diriye şehri ve At-Turaif Bölgesi, yeni dönemin en dikkat çeken destinasyonları arasında.

Ülke, 2030 yılına kadar turizm altyapısına tam 500 milyar dolar yatırım yapmayı hedefliyor.

Bu sadece rakamların büyüklüğü değil, aynı zamanda ortaya konan irade ve hedefin de göstergesi.

Elbette şu anda Suudi Arabistan’ın en önemli turizm kaynağı hala “inanç turizmi.” Ancak bunun ötesinde macera turizmi, plaj turizmi, çöl ve doğa deneyimleri, spor, tarih ve kültür turizmi gibi pek çok farklı alanda da atağa kalkmış durumda. Yeni yatırımlar devam ederken, her yerde büyük bir inşaat ve hazırlık süreci göze çarpıyor.

Yaptığım araştırmalara göre ülke, 2030 yılına kadar yılda 150 milyon turisti ağırlamayı hedefliyor. Varlık Fonu CEO’su Fahad Bin Mushayt’ın sözleri de bu vizyonu özetliyor:

Riyad ve Cidde dışında Suudi Arabistan’ın hemen her yerinde turizm destinasyonları kurmaya odaklanıyoruz.”

Bunun en somut örneklerinden biri ise Kızıldeniz Projesi. Yaklaşık 200 km kıyı şeridi ve 90 adayı kapsayan, 28 bin km²’lik dev bir alanda yepyeni bir turizm destinasyonu oluşturuluyor. Bu proje tamamlandığında yalnızca bölgenin değil, tüm dünyanın turizm dengelerini değiştirecek gibi görünüyor.

Bugün elime ulaşan bir basın bülteni de bu tabloyu doğrular nitelikteydi.

“Spor ve Eğlencenin Yeni Adresi: Suudi Arabistan” başlığıyla servis edilen bültende, ülkenin sadece turizm değil; spor, kültür, moda ve eğlence alanında da küresel bir merkez haline geldiği anlatılıyordu. “Saudi, Welcome to Arabia” markasıyla yürütülen kampanyalar, Suudi Arabistan’ı dünyaya tanıtmayı ve ziyaretçileri ülkenin sunduğu farklı deneyimlerle buluşturmayı hedefliyor. Ayrıca e-vize programıyla Türkiye dahil 66 ülkeye kolaylık sağlanmış durumda. Körfez ülkeleri vatandaşları için ücretsiz 96 saatlik aktarma vizesi gibi avantajlar da sunuluyor.

Tüm bu gelişmeleri bir araya getirdiğimde şunu net olarak söyleyebilirim:

Suudi Arabistan çok kısa sürede turizm dünyasının en güçlü oyuncularından biri olmaya aday.

Türkiye İçin Yeni Bir Rakip mi?

Bu noktada bizler için de önemli bir uyarı var. Bir dönem içine kapalı, şeriat hükümlerinin gölgesinde kalan bu ülke, artık küresel ölçekte turizm yatırımlarında ciddi bir rakip olarak sahneye çıkıyor. Üstelik bu projelerin hayata geçmesiyle birlikte turizm profesyonellerinin transferleri de gündeme gelebilir. Personel konusunda Suudi Arabistan hem bizim nitelikli iş gücümüzü çekebilir hem de yeni destinasyon olarak uluslararası pazarda güçlü bir rakip haline gelebilir.

Sonuç olarak, gözümüzü bu gelişmelere kapatmamalıyız.

Suudi Arabistan’ın turizmde yükselişi, sadece bölgesel değil küresel ölçekte dengeleri değiştirecek gibi görünüyor. Ve biz, turizmde güçlü bir ülke olarak bu yeni rakibi çok yakından takip etmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum.

Halil ÖNCÜ / Turizm Dosyası