REKTÖR ÖZKAN’DAN SU KRİZİ UYARISI: ‘BİR TURİST GÜNDE BİR TON SU HARCIYOR!’

Akdeniz Üniversitesinde su krizine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen toplantıda Rektör Özkan, suyumuzu hep birlikte koruyalım çağrısında bulunarak; “Sağlığımız, tarımımız, turizmimiz ve geleceğimiz risk altında. Çocuklarımıza yaşanabilir bir Antalya bırakmak istiyorsak suyumuza hep birlikte sahip çıkmalıyız.” dedi.

REKTÖR ÖZKAN’DAN SU KRİZİ UYARISI: ‘BİR TURİST GÜNDE BİR TON SU HARCIYOR!’

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan başkanlığında su krizine dikkat çekmek amacıyla basın toplantısı düzenlendi. Akdeniz Üniversitesi Sosyal Tesisler’de düzenlenen toplantıya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. İbrahim Ethem Karadirek, Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tülay Çağatay, Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Taş katıldı.

SU ELİMİZDEN GİDİYOR

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bugün, üniversite rektörü olarak, bir Antalyalı olarak bizim görevimiz şehirdeki en önemli konuya dikkat çekmek. Biz de Akdeniz Üniversitesi olarak mühendislik, çevre mühendisliği, biyolog hocalarımızla beraber suyun böyle gitmeyeceğini anlatarak, bir farkındalık oluşturmak istedik. Sonuç olarak 'Bu böyle gitmez.' Çünkü biz hep Antalya'da ne gördük? Düden Şelalesi'ni hatırlarsınız. Gelidonya'sını hatırlarsınız, bilirsiniz. Şu an Düden'in ne kadar azaldığını konuşuyoruz. Sular oradaydı, hep öyle kalacak sandık. Ama öyle değil. Bugün gördüklerimiz de bize aslında bunu bas bas bağırıyor. Su elimizden gidiyor. Sadece miktar olarak değil, nitelik olarak da elimizden gidiyor.” dedi.

YANLIŞ KULLANIMLARIN ZARARI ÇOK BÜYÜK

Suyun yanlış kullanımının yanında doğaya verilen diğer zararlara da dikkat çeken Rektör Özkan, “Suyu fütursuzca kullanmanın yanı sıra su burada bitmiş, başka yerden su getirmeye kalkmışız, orada da bütün üretimi mahvetmişiz. Burada su azalmış, deniz suyunu kullanmaya kalkmışız, o aldığımız deniz suyunu dönüştürmüş, %50 işlenmiş suları tekrar denize geri vermişiz hocamızın bahsettiği  gibi, bu sefer denizlerdeki algleri, denizi mahvetmeye başlamışız. Özellikle kıyılarda deniz suyu, yer altı sularına karışmış, tatlı suyu mahvetmişiz. Sadece tatlı suyu değil. Denizdeki suları mahvederek de biz 10 sene sonra bu kadar medeni yaşayamayacağız, bunun farkında değiliz. Bu anlamda bizim en kısa zamanda bazı şeyleri değiştirmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

SU KULLANIMINI KÜLTÜR HALİNE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ

Su kullanımının kültür haline gelmesi gerektiğine değinen Rektör Özkan, “Bizim suyu tüketirken bunu kültür haline dönüştürmemiz lazım. Antalya olarak biz suyu nasıl daha iyi kullanabiliriz? Burada en büyük sıkıntı ne biliyor musunuz? Biz şu anda 2.700.000, 2.770.000'lik bir nüfusumuz var ama yıl içinde 12 ayda 17-18 milyon turist ağırlıyoruz. Sonuç olarak hem suyu hem de altyapımız aslında 19. yüzyıldan kalma tasarlanmış. Biz bundan sonra hem altyapıyı hem suyu kullanırken ona göre bir planlama yapmamız gerekiyor.” dedi. 

TARIMDA, TURİZMDE, SANAYİDE SU KULLANIMI

Tarımda konusunda eğer biz bu şekilde tarımda sulamaya devam edersek bir süre sonra gıda bulamayacağız. Çünkü tarım demek gıda güvenliği demek. O yüzden bizim bir kere kapalı sistemlere geçmemiz gerekiyor ve kaçak suları önlememiz gerekiyor. Turizme baktığımızda kişi başına bir günde 1 ton su harcanıyor. Bir turist başına Antalya'da 1 ton. Bu korkunç bir rakam. Bu bağlamda bu kadar kolay tüketiliyorsa bu suyun faturalara yansıması gerekiyor. İkincisi, o suyu gerçekten şebekeden mi çekiyorlar yoksa farklı yöntemlerle mi o suyu elde ediyorlar. Buna bakmak gerekiyor. Yine sanayide kullanılan suyun kesinlikle temiz su olmaması gerekiyor. Geri dönüşüm suyu olması gerekiyor. Bunlar için en kısa sürede yaptırımlar ortaya koymamız, regülasyonlar ortaya koymamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.

SULARIMIZI HEP BİRLİKTE KORUYALIM ÇAĞRISI

Konuyla ilgili eğitim ve farkındalığın öneminden bahsederek suyumuzu hep birlikte koruyalım çağrısında bulunan Rektör Özkan, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Küçükten büyüğe eğitimle dikkat çekmemiz gerekiyor. Biz eğer tasarruf etmezsek, bunu regüle edemezsek 10 sene sonra hiçbirimiz temiz hava da bulamayacağız. Sağlığımız risk altında. Medeniyetimiz risk altında. Biyolojimiz, tarımımız, turizmimiz risk altında. Biz eğer geç kalırsak 10 sene sonra çocuklarımıza yeşil, sulak, turizmi güzel, tarımı güvenli, sanayisi gelişmiş bir Antalya bırakmak istiyorsak suyumuza hepimizin sahip çıkması lazım. Bu su konusunu her gün gündem yapmamız gerekiyor. Biz kriz olduğu zaman gündeme taşıyoruz. Ben sağlıkçıyım, sağlıkta da önemli olan şey, önce sağlığı korumak, hastalıktan önce. Burada da aynı şeyi yapmamız gerekiyor hep beraber. Sularımızı hep beraber koruyalım.”

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ SU ENSTİTÜSÜ KURULACAK

Su ve iklim krizine karşı üniversitede yapılan çalışmalara değinen Rektör Özkan “Üniversitemizde Su Enstitüsü kurmak için çalışmalara başladık. YÖK'e yazı gönderdik, çalışmalara başladık. Buradaki amacımız da bu enstitüde üniversiteyle beraber ortak akıl geliştirmek. STK'larla, belediyelerle, tüm sektörlerle beraber. Bu anlamda bu enstitünün çok kıymetli olacağını düşünüyoruz. Yine Tarım Teknokenti ile akıllı tarım uygulamaları için planlamalar yapılıyor. Bunun dışında GES için başladık biliyorsunuz. Bunlar da iklim değişikliği için bizim kendi adımıza yaptığımız çalışmalar. Tüketimi azaltmaya çalışıyoruz, mümkün mertebede hastanelerde, fakültelerde. Ama burada en önemli şey bilgilendirme ve bilimin rehberliğinde regülasyonları çok hızlı bir şekilde planlamak.”

9 YILDA CİDDİ ORANDA DÜŞÜŞ

Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. İbrahim Ethem Karadirek yaptığı kapsamlı sunumla iklim değişikliğinin akdeniz sucul biyoçeşitliliğine ve su kaynakları üzerine etkilerini anlattı. Türkiye’nin su stresi yaşayan bir ülke olduğunun altını çizen  Prof. Dr. Karadirek, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerini verilerle aktardı. Prof. Dr. Karadirek, “DSİ'nin resmi verisine göre 2017'de 2.4 milyar metreküp yeraltı suyu potansiyelimiz 2026 yılında 1.7 milyar metreküpe düştü. Toplamda 781 milyon metreküplük koca bir miktarda yeraltı suyu potansiyelinde bir kayıp var. Bu sıcaklık artışı sebebiyle yağış rejimindeki değişimler aynı zamanda bu süre içerisinde yeraltı suyunda gerçekleşen aşırı çekimler sebebiyle gerçekleşti. Biz bu 1.7 milyar metreküplük su potansiyelimizi zirai sulama, içme suyu kullanma ve endüstriyel sanayiye tahsis etmiş durumdayız. Tabii bunların içerisinde çevresel su tahsisleri de var.” dedi.

SU KAYNAKLARI ÜZERİNDEKİ BASKI ÇOK YÖNLÜ

Su kaynakları üzerindeki baskıda iklim değişikliğinin büyük etkisi olduğuna ancak tek sorumlu olamadığına değinen Prof. Dr. Karadirek, bunun dışında nüfus artışının da bu konudaki etkisini aktardı. Prof. Dr. Karadirek “Son verilere göre Türkiye'de yaklaşık ‰5 nüfus artış hızı, Antalya'da ise ‰7. Dolayısıyla su kaynaklarımız üzerinde diğer bir baskı kaynağı oluşturuyor. Bununla beraber nüfus artışıyla beraber yine Antalya özelinde kentleşmenin de ciddi bir etkisi var. İklim değişikliğinin mevcut hem ortalama sıcaklık hem de su kaynaklarımız üzerindeki etkisi, bugünü referans alacak olursak eğer, bugün 112 milyar metreküp su kullanılabilir su miktarımız var. Bunu 2050 yılında ortalama sıcaklığın 2.5 santigrat derece artışı ve kullanılabilir su miktarının ise 100 milyar metreküpe düşüşüyle karşılaşacağız. Bu 2100 yılına geldiğimizde yaklaşık bugünden itibaren yaklaşık 30 milyar metreküp suyu biz iklim değişikliği sebebiyle kaybetmiş olacağız.” diye konuştu.

SEKTÖREL DEĞERLENDİRME

Sektörlere göre su kullanımını verilerle paylaşan Prof. Dr. Karadirek; “İklim değişikliğinin hem karasal hem sucul biyoçeşitlilik üzerinde çok büyük etkileri var. Tarımsal su kullanımı, içme suyu, sanayi suyu kullanımında verimlilik esaslı bir yönteme geçmek gerekiyor. Şimdiye kadar su kaynakları mühendisliğinin temel prensibi yeni bir kaynağa ihtiyaç duyduğunuzda kaynak aramak ve o kaynaktan su getirmekti. Artık günümüzde arzı arttırmak yerine içerideki talebi yöneterek, yeni bir kaynak arayışından ziyade en iyi kaynağın tasarruf edeceğimiz su olduğu düşüncesiyle hareket etmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.