Radyodan kazanılan tatil butik otel yatırımı yaptırdı

Kapadokya binlerce yıllık tarihi ve doğal güzellikleri ile Türkiye’nin kültür turizmine yönelik turizm destinasyonları arasında başı çekiyor. Bu bölgede yer alan irili ufaklı oteller bölgeye gelen turizmcilere hizmet veriyor.Turizmde en çok kazandıran dallardan biri olan kültür turları ise Türkiye’nin turizm gelirleri içinde sadece yüzde 5’ler seviyesinde kalıyor. Kültür turizmini geliştirebilmek ve daha nitelikli turistleri Türkiye’ye çekebilmenin yolu ise, kitle turizminden ziyade özel hizmetlerin verildiği küçük tesislerin sayısının artırılmasından geçiyor. İşte bu noktada butik otellere büyük rol düşüyor. Türkiye’de de son yıllarda butik otellerin sayısı her geçen gün artmaya başlıyor.


Her ikisi de iç mimar olan Arzu-Muammer Erinar çifti de butik otel yatırımı yapan yatırımcılar arasında yer alıyorlar. 2005 yılında İstanbul’da çocuklarını okula götürmek için sıkışık trafikte dinledikleri radyoyu arayarak düzenlenen yarışmaya katılan çift böylelikle bir Kapadokya tatili kazanmış.
Kapadokya’da tatil yaparken yöre halkının eski bir yapıyı satın alarak otel yapmaları konusundaki fikirden yola çıkarak bu tatilden iki yıl sonra yıkık bir binayı satın alan çift orada 2006 yılında restorasyon çalışması yaparak harabe yapıyı bir butik otel haline getirmişler.
İstanbul’un karmaşasından sıkılan çift, huzurlu bir ortam yaratmak amacıyla Melekler Evi adını verdikleri otellerine mesleklerinin sağladığı ikili ilişkiler sayesinde 400 bin YTL’lik yatırım yapmışlar.
Ürgüp’te 2007 yılı Temmuz ayında hizmete açılan Melekler Evi adlı butik otelin 7 odası bulunuyor. Her odası ayrı bir konsept ile oluşturulan otelde oda numarası bulunmuyor. Odalar isimlerle birbirinden ayırt edilirken oda isimleri hayat ile başlayıp hayal, huzur gibi devam ediyor ve sevgi ile son buluyor.
Geçtiğimiz turizm sezonunda hizmete girmesine ve tanıtım çalışması yapmamalarına rağmen Venezüela, Tataristan, Meksika ve Kanada gibi farklı ülkelerden turist ağırlamayı başarmışlar.
Belgesel çektiler
Binlerce yıllık bir yapıyı yeniden hayata geçirmek için yapılan restorasyon çalışmaları sırasında bir de belgesel çeken Erinar’lar bu belgeseli yayınlatmak üzere çalışmalar yapıyorlar.
Kapadokya’nın tarih kokan bir mekan olduğuna dikkat çeken Muammer Erinar, restorasyon çalışmaları sırasında çektikleri belgeseli bir sponsor bularak ulusal bir kanalda yayınlatmayı hedeflediklerini söylüyor.
Oteli dekore ederken tamamen doğal ürünler seçtiklerine işaret eden Erinar şunları söylüyor:
“İnsanların mutlu ve huzurlu olacakları bir mekan yaratmak için çalıştık. Odalara numara vermek yerine hayat, hayal, huzur, cennet ve sevgi gibi isimler verdik. Odaları dekora ederken de keten gibi doğal ürünler kullandık. Renk seçiminde de kasvetten uzak açık renkleri kullandık. 2007’de 20’nin üzerinde balayı çiftini ağırladık.”
2007 yılı Temmuz ayında faaliyete geçmesine rağmen Melekler Evi’nde ilk sezonda 350 geceleme yapıldı. 2008 sezonunda da bu başarının tekrarlanması bekleniyor.
Restorasyonlar yapıyorlar
İstanbul’da 20 yıl iç mimarlık yaptıktan sonra Ürgüp’te butik otel yaparak 2006 yılında Ürgüp’e yerleşen Erinar’lar burada kendi mesleklerini de sürdürüyorlar.
2006 yılından bu yana 7-8 tarihi evin restorasyonuna imza atan Erinar’ların 6-7 yeni restorasyon projesi daha bulunuyor.
Ürgüp’e gittikten sonra oradaki eski evlerin restorasyonu için neler yapılabileceğini araştırdıklarını belirten Erinar, “Burada hiç kimsenin bilmediği TOKİ’nin bir restorasyon kredisi olduğunu keşfettik. 80 bin YTL’lik bu kredi 10 yıl vadeli ve yüzde 4 faizli bir kredi. Restorasyon yapmak isteyenlerin çok işine yarıyor. Bu sayede 7-8 evin daha restore edilmesini sağladık” diyor.
TOKİ kredisinin eskiden tüm kentsel sit alanlarındaki evlere verildiğini söyleyen Erinar, son zamanlarda yeni bir uygulama ile kredinin sadece tescilli evlere verilmeye başlamasını eleştiriyor.
Erinar kredinin sadece tescilli evlere verilmesinin yarattığı olumsuzluğu şöyle özetliyor:
“Bir yerin kentsel sit alanı olması zaten bir tescildir. Ayrıca yapılarda tescil aranması mantıksız. Çünkü bir çok yapı kentsel sit alanında yer almasına karşın tescil edilmemiş olabiliyor. Bu yapılar parasızlık nedeniyle yok olmaya terk ediliyor. Bu uygulamanın bir an evvel değiştirilmesi gerekiyor. Böylece tarihi ve doğal güzelliğe sahip bir çok yapı restore edilip turizme ya da oturuma kazandırılabilir.”