HALİL ÖNCÜ YAZDI: 'EMITT: BİR TURİZM DEVİNİN HAZİN SONU...'

HALİL ÖNCÜ YAZDI: 'EMITT: BİR TURİZM DEVİNİN HAZİN SONU...'

Aslında hiç gidesim yoktu... İçimden bir ses "Gitme, o eski heyecanı bulamayacaksın" diyordu. Ama Antalya’dan günübirlik o kadar yolu, o kadar yorgunluğu göze alıp gittim. Neden mi? Çünkü EMITT, biz turizm gazetecileri için sadece bir fuar değil; bir buluşma noktası, sektörün nabzının attığı bir meydandı. Ama döndüğümde tek bir kelime döküldü dudaklarımdan: "Keşke..." Keşke gitmeseydim de o dev çınar hafızamda eski görkemiyle kalsaydı.

Geçtiğimiz günlerde, fuara 20 gün kala kaleme aldığım "Çeyrek Asırlık Çınarın Yaprak Dökümü" başlıklı yazımdaki her kelime için bugün bin kat daha fazla üzgünüm. Keşke haksız çıksaydım, keşke organizatörler beni mahcup etseydi. Ama maalesef, gördüklerim ve duyduklarım ne kadar haklı olduğumu bir tokat gibi yüzüme çarptı.

12 holden 2 hole: bir marka nasıl eritilir?

Yıllardır "Dünyanın en büyük beşinci turizm fuarı" haberlerini gururla servis ettiğimiz o EMITT markasının yerinde bugün yeller esiyor. Eskiden 12-13 holü (salonu) dolduran, koridorlarında omuz omuza çarpıştığımız, üç günde gezmeyi bitiremediğimiz o ihtişamlı organizasyon, bugün adeta bir can çekişme evresine girmiş.

Gittik, gördük; durum yazdığımdan da vahim! Bir dönem dünyanın ve ülkemizin devlerini ağırlayan fuar, bugün iki hole hapsolmuş. Bir holü zaten bildiğimiz "panayır" havasında; üç-beş il ve ilçenin kendi imkanlarıyla yaptığı cılız tanıtım çabalarıyla dönüyor. Profesyoneller için ayrılan diğer holde ise ne tanınmış bir otel grubu var ne de heyecan yaratan bir acente. TÜRSAB olmasa, o holün kapısına kilit vurulacakmış. İnsanlar kısıtlı alana doluşunca, profesyonel bir fuardan ziyade bir izdiham alanına dönen, herkesin birbirinin üzerine yürüdüğü bir keşmekeş ortaya çıkmış.

Açılış skandalı: yağmur altında ızdırap

Fuarın organizasyonel hataları ise "pes" dedirten cinstendi. Siz hiç kendi alanında açılış yapamayan bir dünya fuarı gördünüz mü? Açılış töreni fuar alanında değil, yaklaşık 200 metre ilerideki, yürüme mesafesiyle 10-15 dakika süren WOW İstanbul Hotel’de yapıldı. İnsanlar o yağmurlu İstanbul havasında fuar alanından çıkıp açılışı izlemek için otel kapısına kadar ızdırap içinde yürüdü.

Peki, açılışta kimler vardı? Asıl soru şu: Kimler yoktu? Kültür ve Turizm Bakanımız yok, yardımcıları yok... Sektörün en tepesi, turizmin "vitrini" denen bu alanı boş bırakmışsa, o fuarın "uluslararası" ağırlığı sadece tabelada kalmış demektir.

Kapı girişinde eziyet, dönüş yolunda hayal kırıklığı

Kapı girişlerindeki o izdiham ise işin cabasıydı. Küçük bir kapıdan yüzlerce kişinin aynı anda girmesini beklemek tam bir işkenceydi. Kimisi o hengamede içeri sızabildi, kimisi ise bu duruma katlanmamak adına kapıdan geri döndü.

Dönüşte uçakta birkaç turizmci dostla dertleşme fırsatı buldum. Anlattıkları içler acısıydı: "Üç gün kalacaktım, otelimi iptal ettirdim ve ilk uçakla geri dönüyorum. Bu zahmete, bu masrafa yazık!" dediler. Sektörün temsilcisi küstürülmüş, turizmci sırtını dönmüş. Gözümüzün önünden yitip giden koca bir marka... Yazık ki ne yazık!

Dünya turizm arenasındaki rakiplerimize baktığımızda tablo daha da netleşiyor. İspanya’da FITUR, Almanya’da ITB Berlin ve Rusya’da MITT gibi dev organizasyonlar; her geçen yıl katılımcı sayılarını, kente sağladıkları ekonomik katkıları ve sektörel etkilerini artırarak devam ettiriyorlar. Bu fuarlar sadece birer sergi alanı değil, şehirlerinin ekonomisini canlandıran ve küresel turizme yön veren birer çekim merkezi haline gelmiş durumdalar. EMITT kan kaybederken, rakiplerimizin dünyaya parmak ısırtan bir ilgiyle büyümesi ve bu işten istediği payı ziyadesiyle alması yönetim ve vizyon arasındaki o uçurumu bir kez daha kanıtlıyor.

Ya eski kimliğine dönmeli ya da bu eziyete son verilmeli!

Buradan yetkililere ve organizatörlere bir kez daha, bu sefer daha gür bir sesle sesleniyorum: EMITT bu ülkenin turizm hafızasıdır. Ancak bu şekilde yapılacaksa, sektörün prestijini daha fazla ayaklar altına almaya hakkınız yok. Ya bu markaya derhal profesyonel bir el atılmalı ve o eski vizyoner kimliğine kavuşturulmalı ya da bu acı tabloya artık bir son verilmelidir.

Çeyrek asırlık bir çınarın bu kadar "sahipsiz" ve "vizyonsuz" bir şekilde devrilmesini izlemek bir turizm yazarı olarak içimi acıtıyor. EMITT’i bu hale getirenler, her geçen gün fuardan uzaklaşan katılımcıların ve İstanbul’dan boynu bükük dönen turizmcilerin ahına kulak vermelidir.

Çünkü turizm "mış gibi" yaparak yönetilemez. Biraz ağır olacak ama, EMITT bitmiş, cenaze namazını kılacak cemaati bile kalmamış!

Halil ÖNCÜ / Turizm Dosyası