DEMRE, MYRA VE ST. NİCHOLAOS KİLİSESİ

Myra Yolu biraz daha düzenlenmeli diye düşünüyorum.

Etkileyici manzara...

Myra Antik Kenti zamana meydan okuyor ve hala dimdik ayakta...
Antik Myra kenti, Aziz Nicholaos'ın piskoposluk yaptığı ve bu nedenle tüm Orta Çağ boyunca ününü sürdüren önemli bir Lykia kenti. Myra adı ise "Yüce Ana Tanrıçasının yeri" anlamına geliyormuş. Lykia dilinde "Myrrh" olarak geçen Myra, Demre ovasını kuzeybatıdan çeviren dağların denize bakan yamacına kurulmuş durumda. Önce bugünkü kaya mezarlarının üzerindeki tepeden kurulan şehir daha sonraları aşağıya inerek genişlemiş ve Lykia'nın çok önemli altı büyük kentinden birisi olmuş. Kentin M.Ö. IV. yüzyılda basılan ilk sikkesi üzerinde ana tanrıça kabartması bulunurken, antik kaynakların M.Ö. I. yüzyıldan itibaren Myra'dan bahsetmelerine rağmen, kaya mezarlarından ve bastıkları sikkelerden, şehrin en az M.Ö. V. yüzyılda var olduğu anlaşılmıştır.

Tiyatrosu dağa oyularak yapılmış.

Kaya mezarları ve Antik Tiyatrosu büyüleyici…

Myra Antik kaya mezarları...
Şehrin içinde en önemli ve görülmesi gerek yer ise Antik Tiyatrosu. Myra'nın görkemli tiyatrosu oldukça sağlam olarak günümüze kadar gelmiş, arkasındaki dik dağın yamacında kurulan tiyatronun bir bölümü büyük ölçüde kayalara oyulmuş. Tiyatro daha sonraları arena olarak da kullanılmış, bu nedenle bazı düzenlemeler yapılmış. Kaya mezarlarıyla ünlü Myra'da mezarlar hemen tiyatronun üzerinde ve doğu taraftaki nehir nekropolü denilen yerde olmak üzere iki yerde toplanmış. İnanılmaz etkileyici bir yapısı var burasının. Bende ellerimi açıyorum ve burada yüksek sesle bir şeyler söylüyorum. Yankı inanılmaz. Ben bir şeyler söylüyorum, yankı ise bana söylediklerimin tekrarını geri gönderiyor.Ayrıca çok sayıda turist bölgede ellerinde fotoğraf makineleri ve kameralar bu güzelliği çekiyor.

St.Nicholaus bütün Dünya çocuklarının Noel Babası.
Bizde bol bol fotoğraf ve görüntü aldıktan sonra Myra’dan ayrılıyoruz. Havanında sıcak olması nedeniyle kendimizi hayli yorgun bir vaziyette arabamızın içine atıyoruz. Ve oradan da ikinci durağımız olan bölgenin başka önemli bir kalıntıları içinde yer alan St.Nicholaus kilisesine doğru yol alıyoruz. St.Nicholaus kilisesi önünde Noel baba ve çocukların figürlerinden oluşan bir heykel var. Buraya gelen herkes önce burada fotoğraf çektiriyor ve ardından kilise ziyareti gerçekleştiriyor. O kadar kalabalık ki bizde biraz bekliyor ve bu anı fotoğraf makinelerimiz ve kameralarımız ile ölümsüzleştiriyoruz.

St.Nicholaus Kilisesi içinde farklı bir hava hissettim.
Girişte yine kalabalık var. Müze kartı alan çok sayıda kişiye rastlıyorum. Bu arada Müze Kart uygulamasını başlatan Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay’a buradan teşekkür ederek kendisini kutlamak istiyorum. Artık “Türkiye’nin kültürel değerlerini göremiyoruz, çok pahalı!” diyenlere de buradan seslenmek istiyorum. Alın bir müze kartı gezin tüm Türkiye’nin kültürel değerlerini. Daha ne bekliyorsunuz ki?
Kilise bugün 7 m. toprak seviyesinin altında bulunuyor. Zamanında St.Nicholaus’un kemikleri kilise içindeki mermer bir mezarda bulunuyormuş.Fakat bazı kemikler İtalyanlar tarafından çalınmış ve Bari ye kaçırılmış.Bir Rus Prensi 1862 yılında Kiliseyi restore ettirmiş. Bu bakımdan St.Nicholaus Rusya’da çok kutsal sayılıyor. Bölgeye özellikle Rus akını var ve her Rus buraya gelerek ziyarette bulunuyor ve dualar ediyor. O dönem Ruslar bir kilise çanı ilave ederek kubbeyi bir ilaç tonozu ile değiştirmişler. St.Nicholaus ‘un bazı kemikleri bugün Antalya Müzesinde teşhir edilirken,aziz St.Nicholaus çocukları, gemicilerin ve ağır işlerde çalışan işçilerin koruyucu azizi olarak bilinirmiş. St.Nicholaus bilindiği üzere de bütün Dünya çocuklarının Noel Babası.

Hergün yüzlerce kişi St.Nicholaus Kilisesini ziyaret ediyor.
Sabah erken saatlerde başlayan gezimiz yine aynı güzergahtan geri dönerek Antalya’da son buluyor. Türkiye’nin dört bir yanında görülecek, anlatılacak,yaşanacak ve yazılacak o kadar çok yer var ki..Ben de gezdikçe, gördükçe,yaşadıkça sizlere bunları yazacak ve anlatacağım. Biz anlatacağız ve yazacağız ama siz en iyisi kendi gözlerinizle görün ve sık sık bu gezilmesi ve görülmesi gereken yerleri gezin. Gezdikçe ve gördükçe bakın hayatınızda neler değişecek.
( YAZI: HALİL ÖNCÜ FOTOĞRAFLAR: UMUTCAN ÖNCÜ )







