BEYAZ CENNETİN ANTİK KOMŞUSU: HİERAPOLİS’TE TARİHE YOLCULUK!

Pamukkale’nin eşsiz beyazlığına komşu olan Hierapolis Antik Kenti, Roma’nın görkemli mimarisinden Hristiyanlık dünyasının kutsal duraklarına kadar uzanan zenginliğiyle tarih meraklılarını ağırlıyor.

BEYAZ CENNETİN ANTİK KOMŞUSU: HİERAPOLİS’TE TARİHE YOLCULUK!

UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki bu antik kent, her köşesinde ayrı bir efsaneyi barındırıyor.

Denizli’nin 18 kilometre kuzeyinde, doğa harikası travertenlerin hemen yanı başında yükselen Hierapolis, MÖ 2. yüzyılda Bergama Kralı II. Eumenes tarafından kurulduğundan bu yana önemini hiç yitirmedi. Adını Pergamon’un efsanevi kurucusu Telephos’un eşi Hiera’dan alan şehir, antik çağın en önemli kültürel, dini ve şifa merkezlerinden biri olarak biliniyor.

Hristiyanlık Dünyasının Kutsal Merkezi

Hierapolis, tarih boyunca sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda manevi bir odak noktası oldu. MS 80 yılında Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Filip’in burada çarmıha gerilmesi, şehri dini bir merkez haline getirdi. Bizans döneminde bu önemini perçinleyen kente, MS 4. yüzyılda Aziz Filip’in anısına sekizgen mimarisiyle dikkat çeken Martyrium kilisesi inşa edildi. Bugün bu yapılar, Hristiyanlık tarihinin en önemli izleri arasında gösteriliyor.

Antik Mimari ve Şifalı Sular bir Arada

Geniş bir alana yayılan Hierapolis, Güneybatı Anadolu’nun en büyük Nekropol (antik mezarlık) alanına ev sahipliği yapmasıyla da benzersizdir. Şehirde görülmesi gereken başlıca yapılar arasında; görkemli Antik Tiyatro,Tanrı Plüton’a adanmış gizemli Plutonium,Şifalı suların kalbi Antik Havuz ve Hamamlar, Apollon Tapınağı, su kanalları ve Nymphaeum yer almaktadır.

Doğa ve Kültürün Kusursuz Ortaklığı: UNESCO Mirası

Sadece taş yapılarıyla değil, yanı başındaki bembeyaz Pamukkale Travertenleri ile birlikte hem kültürel hem de doğal miras olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Hierapolis, ziyaretçilerine binlerce yıllık bir havuzda yüzme ve tarihin tozlu sayfalarında yürüyüş yapma imkânı sunuyor.