CEM POLATOĞLU YAZIYOR! '' FATİH ALTAYLI İLE ÖĞLE YEMEĞİ''

CEM POLATOĞLU YAZIYOR! '' FATİH ALTAYLI İLE ÖĞLE YEMEĞİ''
Gerçekte, Habertürk, çıktığı günden beri ben ve ailem tarafından ilk tercih edilen gazete oldu. Tirajını hafta içi 250.000 hafta sonu 400.000’e çıkaran gazete, okur profili açısından da Turizm Şirketleri için ideal. Okurunun ağırlıklı yaş ortalaması 22-44, gazete alan üniversite mezunlarının %60’ı Habertürk okuyor. Kadın okur ağılıklı. Bu önemli. Ne demek bu? Son söz sahibi ağırlıklı gazete demek. (Hangi tura, hangi ev eşyasına erkek karar vermiş ki?) Neyse, Ey para, sen nelere kadirsin diyerek boğaza nazır Ciner Yalısı’na teşrif ettik. Yanılmışım; Karşımızda ki Fatih Altaylı, 1999’larda bizlerle alay eden Fatih Altaylı değil. Bizleri tek tek ayakta karşılayan, hal hatır soran, sektörün kırılma noktalarını, hassasiyetlerini tanıyan, mütevazı bir adam var. Kendisi ile sohbet ve konuşmalarından anladık ki o da artık biliyor; Türkiye’de ise döviz girdisinde en büyük sırayı alan, 4 Milyon insanımızı istihdam eden, 32 sektörü besleyen ve sürekli gelişme halinde olan turizm sektörümüzün lokomotifi; eskiden dediği gibi oteller değil, Oteli, Uçağı, Transferi, Rehberi, Otobüsü, Müzeleri, Kültürel gezileri, Eğlenceyi, Alışverişi, Yemeği v.s. gibi kırkın üzerinde ögeleri birleştirip bir paket haline getiren biz Seyahat Acentaları 'dır.
Sermayemizin, masrafımızın sadece “bir telefon bir masa” değil de; yıllarca çoğumuzun yurtdışında yaptığı eğitimimiz, dillerimiz, bilgimiz, kültürümüz, yurtdışı fuarlarımız, onbinlerce dolar, euro tutan tanıtım, broşür, iletişim, seyahat masraflarımız v.s. olduğunu da biliyor artık Fatih Altaylı. Tabii ki ticari risklerimizi de.
Bizler ise 9 ay sonrası siyası konjonktürün, ekonomik verilerin ne olacağının garantisini alamıyoruz. Buna rağmenTüketiciye, elle tutamayacağı, bizlerin “stok” yapamayacağı bir ürünü (uçak, otel v.s.) tümünü veya kaporasını verip geri dönüşsüz bir şekilde satın alıyoruz. Fuarlara, tanıtıma çuvalla para döküyoruz. Burada riske giren kim? Seyahat Acentaları. Taşın altına elimizi değil bedenimizi koyuyoruz. Başkasına ait otelin riskine giriyoruz, turist gelmese de o otelin parasını ödüyoruz. Bizi koruyan ikili ilişkiler dışında hiçbir kanunumuz da yok.

Sevgilerimle Baracuda_cem

18.08.1999 tarihli Fatih Altaylı yazısı.
TURİZM Bakanlığı, bir yanlışa daha imza atıyor. Tur operatörlerine 14 trilyonluk kaynak sağlama vaadi veren hükümet, şimdi de turizm acentelerine ve otellere 25 trilyon dağıtacakmış. Otelleri anladık da, acenteler neyin nesi? Daha doğrusu bu 25 trilyon liradan kaç lirası acentelere gidecek? 1 trilyon acentelere, gerisi otellere ise sorun yok. Aksi her türlü dağıtım haksızlıktır. Çünkü turizm sektöründe taşın altına elin sokanlar, otelciler ve tur operatörleridir. Acenteler ise bir telefon, bir masadır. Aracıdır. Riski düşüktür. Yatırımı yok denecek düzeydedir. Yardımdan alacakları pay da, taşın altında olan ellerinden fazla olmamalıdır.

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/1999/08/17/137074.asp