KORKMAZ HOCANIN GÖZÜNDE ESKİ KÖYDEN, KEMER'E...

Korkmaz Hoca eşi ile beraber evi gibi hissetiği Kemer'de kiraladıkalrı evde kalıyorlar.
“Ben 1941 Kars doğumluyum. Kemer’le olan bağlantımız 1960 yılına denk geliyor. Bu ihtilal zamanı.Kemer’e gelirken nasıl bir yere geleceğimi hep merak ettim. Sorduk soruşturduk nasıl bir yere gidiyoruz? Diye.. O zaman karadan ulaşım yok. Ancak deniz yolu var. 1960’larda eylül veya ekim ayı. İndik Kaleiçi limanına. O zaman pancar motorlar var. Kale içine indik. Şimdiki Mehmet Kaptan dedikleri kişinin teknesine bindik. Ayışığı’nda küçük burunda bir beton iskele vardı. O iskeleye indirdiler bizi. 1.5 metre civarında taştan yapılmış bir iskeleydi. Topraklı taşlı yollardan ilerleyerek köy meydanına geldik. Meydana geldiğimizde bir su kuyusu vardı körlenmiş bir kuyuydu. Yeni anlamıyla çınarlı kavşağın olduğu yer. Orda köyün tek kahvesi vardı. Arap Zeki derlerdi. Arap Zeki’nin kahvesi diyorlardı .Köyün muhtarı Pertev Tuncer ve Naiye müdürü Kemal Beyle okula geçtik. “

Hiç unutamadığı öğrencileri..Sağda Nurcan Coşkun ve
yaramazlığını hiç unutmadığı (Merhum) Mehmet Ali Üre...
yaramazlığını hiç unutmadığı (Merhum) Mehmet Ali Üre...
Ayışığındaki iskeleye yanaşan tekneden inen hocamız, yemyeşil bir ortam, bakir ve hiç bozulmamış bir doğa ve portakal kokuları içerisinde bulur. Öğretmenlik yapacağı okulu bulmak için önce sahilden sonra da şimdiki liman caddesi üzerinden kendisini köy meydanında bulur. Şu andaki havuzlu kavşakta bir grup köylünün ve o dönemki muhtar Pertev Tuncer’in de ilgisi ile okulun yolu tutulur.
“Ben o dönem ikinci ve üçüncü sınıfları okuttum. Okulun tamamında 100 kişi bulunuyordu. Öğrenciler beni görünce bahçe duvarı vardı, hepsi oraya yığıldılar duvarın oradan beni seyretmeye başladılar. Kendimi sanki sirke çıkmış bir akrobat gibi hissettim. Geldik yerimiz belli değil., bana yatacak bir ev ayarlandı. Bakımsız bir evdi ancak o zamanı inanın çok arıyorum. “
Elinde fotoğraflar eski günleri anlatırken gözleri doluyor hocamızın. Eski Kemer’i anlatırken, yenisi ile kıyaslamasını istiyorum. Hemen ilk cümlesi şu oluyor.
“ Kemer çok güzel ama, biz Kemer’in daha da iyisini gördük ve yaşadık..”
Portakal bahçelerini unutmadığını bize ileten Korkmaz hoca o yıllardan sonra 1993 yılında tekrar Kemer’e geldiğini söylerken bakın neler anlatıyor bize..
“Ben o dönem ikinci ve üçüncü sınıfları okuttum. Okulun tamamında 100 kişi bulunuyordu. Öğrenciler beni görünce bahçe duvarı vardı, hepsi oraya yığıldılar duvarın oradan beni seyretmeye başladılar. Kendimi sanki sirke çıkmış bir akrobat gibi hissettim. Geldik yerimiz belli değil., bana yatacak bir ev ayarlandı. Bakımsız bir evdi ancak o zamanı inanın çok arıyorum. “
Elinde fotoğraflar eski günleri anlatırken gözleri doluyor hocamızın. Eski Kemer’i anlatırken, yenisi ile kıyaslamasını istiyorum. Hemen ilk cümlesi şu oluyor.
“ Kemer çok güzel ama, biz Kemer’in daha da iyisini gördük ve yaşadık..”
Portakal bahçelerini unutmadığını bize ileten Korkmaz hoca o yıllardan sonra 1993 yılında tekrar Kemer’e geldiğini söylerken bakın neler anlatıyor bize..

Şimdiki Kemer ile eski Kemer'i bize anlatırken...
“O yıllarda Kemer yemyeşil bir ormandı. Portakal bahçeleri ve mısır tarlaları her yeri kaplıyordu. Tarlalardan evler görülmezdi. Geldiğim mevsim ayı ekim ayıydı. Her taraf portakal doluydu. O zaman cadde filan yok ve çamur ve tozlu köy sokakları var. Evlerin yanlarında çitler vardı, mısır tarlaları bulunuyordu. Portakal bahçeleri her yeri kaplıyordu. Arslanbucak o zaman uzak değildi. Öğrencilerimiz oradan gidip geliyorlardı. Arslanbucak’tan da öğrencilerimiz vardı. Arslanbucak’tan yürüyerek gelirlerdi, o zaman araba yok ,affedersiniz eşek ve katırlar vardı. Cuma günleri buranın bir pazarı olurdu. Cuma günü okulun duvarına eşekleri dizerler ve kimin ne ihtiyacı varsa alış verişi yaparlardı. Sonra öğretmenlik görevimi tamamladıktan sonra İstanbul’a döndüm. 1993 yılında tekrar Kemer’e geldim. Ama inanın Kemer’i tanıyamadım. Kemer zamanla turizmin de gelişmesi ile şehirleşmiş. Bağ bahçe olan Kemer bir anda şehre dönmüş. “
Öğrencilerini unutamıyor...

Korkmaz Hoca, o dönem öğrencileri ile birlikte...
Eski öğrencilerini hiç unutamamış Korkmaz Hoca. Yaramazlık yapan Mehmet Ali’yi, Hasan Şeker’i, Şeref Şeker’i , Kazım Gül’ü, Cahit Minta’yı Arzu Erkal’ı, Necip Kurga’yı, Hüseyin Yağcı’yı, Eczacı Remzi Batu’yu, Arif Erkal’ı, Aşur Karakoyunlu’yu ve kısacası o zamanki öğrencileri hiç unutamadığını söylüyor.

O zamanki Ayışığı'nda bulunan İskeleye yanaşan teknede
çektirdiği bir fotoğraf...
“Resimleri o günden bu güne hep sakladım. Onlar benim için çok değerli. O dönemki öğrencilerimi hatırlıyorum. Bakın size de göstereyim. Şeref Şeker,Mahmut Şeker, Hasan Şeker, Kazım Gül, Cahit Minta Arzu Erkal, Necip Kurga, Hüseyin Yağcı, Eczacı Remzi Batu, Arif Erkal, Aşur Karakoyunlu hatırlayabildiklerimden bazıları. O zamanki öğrencilerim biraz yaramazdı. Hele bir tanesi vardı ki, çok ta şirin bir çocuktu. Hala resmi vardır. Onun yaramazlığını seviyordum ismi tam aklıma gelmiyor ama Mehmet Ali olması lazım ve o zaman birinci sınıfta okuyordu. Mehmet Ali dediğimizde okulda kim yaramazlık yapmış, onun adı konuşulurdu. “
Hatıraları gözünde canlanıyor. Kendisinden o günlere ait anılarını anlatmasını istiyoruz. Düşünüyor, düşünüyor ve bir anısını sıralıyor bize..

Kars'tan gelen Korkmaz Hoca '' Şubat ayında Kemer'de
denize girerdik.." derken eskileri resimlemiş.
“ Hiç unutmuyorum. Okulda duvara yazı yazıyorum. ‘’Ne mutlu Türküm diyene’’ tahtalarını duvara dizdik. O zaman boya yok fırça bulamıyorsunuz. Neyse elimde tornavidamı çekicimi aldım. Öğrencinin biri dedi ki, endeni baş öğretmenimiz Şadi bey istiyor. Etrafıma baktım endeni diyor. Oğlum neyi istiyorsun söylesene dedim. Ya işte endeni ya dedi. Sonra ben düşündüm elimdekini dedim. Evet dedi sonra anladım ki, artık endeni anlamı Kemer’de bir şiveymiş. Yani endeni, şunu demekmiş.. Bu çok garibime gitmişti.”

Yine unatamadığı öğrencilerinden birisi olan ( solda )
Rose Hotellerinin sahibi Kazım Gül ile birlikte Okul sıralarında...
Rose Hotellerinin sahibi Kazım Gül ile birlikte Okul sıralarında...
Korkmaz Hoca Kemer sevgisini öyle yaşıyor ki, son 9 aydır Kemer’de yaşıyor. Kiraladığı evinde ailesi ile birlikte emeklilik günlerini yaşarken, eski resimleri ile de geçmişi yaşıyor. Nereden nereye diyor, hocamızın ellerinden öperken, hayatta başarılar ve mutluluklar diliyoruz. ( HABER: HALİL ÖNCÜ )







