02Haziran2008, 16:12 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Avrupa'daki Seyahat Acenteleri Satış Elemanlarının Ruh hali...

Avrupa'daki Seyahat Acenteleri Satış Elemanlarının Ruh hali...

Hüseyin BARANER

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 4521 kez okunmuştur

Seyahat acentaları tedirgin
Günün istatistiklerinin, nispeten olumlu verilerini geleceğe dair bir
"forecast" olarak görmüyorlar, kendi içinde o kadar şaşırtıcı
gelişmeler yaşanıyor ki, sayısal olarak iyi giden bu turizm sezonunda
bile turizm uzmanları sevinemiyor, sinsi ve gizli bir tedirginlik
yaşıyorlar… Büyük bir stres yaşıyorlar ve ancak en tecrübelileri,
öldürücü bir hortumun, sahte huzur veren iç gözünün ortasında
bulunduğumuzu biliyorlar.

Genelde son 10-15  yıl öncesine kadar elde ettiğimiz verileri,
denklemleri doğru hesaplamak için kullanabiliyorduk. Ama bu sene çok
bilinmeyenli bir denklemi nasıl çözeceğiz diye düşünüyoruz. Zira
elimizdeki x, y ve z'nin değerleri bilinmiyor, veriler aldatıyor,
müşteri profili, ekonomik yapı, destinasyonların ürün dokusu ve
çekiciliği, devamlı değişiyor. Buna ek olarak bütün dünya siyasi,
toplumsal ama en önemlisi ekonomik bir krizle çalkalanıyor.

Kıta Avrupa'sında bile şiddetle hissedilen ekonomik krize rağmen, insanlar
çılgınca tatil yapma isteği duyuyor. Avrupa orta-direği fakirleştikçe,
daha çok seyahat ediyor.

Ortalama tatil paketleri bu yıl geçen seneye göre ortalama yüzde 4,3
arttı ve yükselen enerji fiyatlarıyla, daha da artıyor. Eskiden 29
Avro'ya Mallorca veya Antalya'ya uçabilen bir Avrupalı, artık sadece
akaryakıt farkı olarak 100 Avro ödüyor. Ama artan maliyetler ve
fiyatlara rağmen, daha çok seyahate çıkıyorlar.

"Fakir – zengin uçurumu" artık Avrupa'da da müzmin hale gelmeye başlıyor.
Aynı zamanda Birleşmiş Milletler, dünya ekonomisinin ciddi bir
sıkıntılı dönemin eşiğinde sallandığını ve bu yıl sadece yüzde 1.8
büyüyeceğini bildirdi. AB'de ortak para kullanan 15 ülkenin dahil
olduğu Euro Bölgesi'nde, enflasyon mayıs ayında yüzde 3,6 ile tekrar
tarihi zirvesine çıktı.

Fakirin giderek fakirleştiği ve zenginin her geçen gün daha
zenginleştiği Almanya, İngiltere ve ABD'de, sadece sokaktaki vatandaş
değil, "en sağlam temellere sahip" kurumlar olarak bilinen bu 3
ülkelerin bankaları da zorda.

Acaba neden? Bir bilen yok! Tam bilen yok!
Bilinen tek şey: Avrupa'daki adil ve eşit gelir dağılımı devrinin
kapandığı… Artık çok zenginlerin dışındakiler, fakir olarak
adlandırılıyorsa, orta direk kalmamıştır. Almanya'daki Gesellschaft
für Konsumforschung – GfK (Tüketim araştırmaları kurumu)'nun yaptığı
araştırmaya göre, kişi başı aylık 1.000Euro'nun altındaki gelir grubu
hızla büyürken, yıllık 100.000 Euro'nun üstündeki gelir grubu da aynı
hızla büyüyor.

Zenginlerden oluşan blok'a uzmanlaşmış seyahat acenteleri, kulüpler ve
seçkin kataloglar ve satıcılar hitap ediyorken, arda kalan son orta
direk ve fakirlerden oluşan blok'a internet satış siteleri, kitlesel
kataloglar, seyahat acenteleri zincirleri, home-office ler, kapı-kapı
gezen mobil (seyyar) seyahat acenteleri, teleteks, TV satış kanalları,
gazete ve medya kuruluşları ve posta kutusu acenteleri hitap ediyor.

Son yıllarda beklentiler, tahminler ve hesaplar tutmuyor.
 Avrupa'da piyasalar sosyal-paylaşımcı-kitlesel turizmden
eksklüsif-ayırımcı-özel-bireysel turizme doğru kayıyor. Aynı zamanda
seyahat satış elemanlarına iki akımdan  baskı artıyor. Bir tarafta
tecrübeli-bilgili ucuzcu tatil arayıcılarının didik-didik eden fiyat
ve indirim ile ilgili soruları, öbür tarafta istekli, arzulu, detaycı
exclusif müşterilerin aşırı talepleri.

Bu acımasızca artan kontrolsüz rekabet içinde acentaların günlük
yaşamı iyice zorlaşıyor.

Peki, bu sene karşılaştığımız verileri neden geçen yıllarla
kıyaslamamız gerekiyor ve bu verileri neden geleceğe yönelik x,y ve
z'nin yerine kullanamıyoruz, neden bu kadar paradoksal gelişmeler
yaşanıyor ve bunlar tam olarak hangileri?

En belirgin olanlara Haziran ayının bu ilk haftasında piyasa gözüyle
bir bakalım:

Avrupalı seyahat acenteleri yapısal bir değişikliğe doğru gidiyor:
Geçen yıllara göre, "çok çeşit olsun, bende de olsun, müşteriye yok
demeyelim" yerine, "az çeşit olsun, ama ne sattığımı çok iyi bileyim,
çok iyi lanse edeyim ve özel isteklere cevap vereyim" düşüncesi
yerleşmeye başladı. Yani, "Abi, ne ararsan var" yerine, "az var, ama
en iyisi var" hatta " biz, şu, şu, şu ürünleri artık satmıyoruz"
hakim olmaya başladı. Diğer bir sözle, "işportacı" acenteden, nokta
atışı yapan "uzman acenteye" bir dönüş yaşanıyor.

Almanya'da en son kurulan ve 6 ayda 300 üyeye ulaşan zincir seyahat
acentasının ismine bakınız: "Mein Reisespezialist" yani: "Benim tatil uzmanım".

Acentacılarda zihniyet ve businessplan'ları değişti. tek geçerli olan
düşünce: Mevcut  müşterileri kaybetmemek, başka satış kanallarına
kaptırmamak için çok değişik sunum ve yerel ve bölgesel sosyal,
kültürel ve sportif faaliyetler düzenlemek Bu organizasyonlarda boy
göstererek, sponsor olarak  her yerde müşterilerinin karşısına çıkarak
göz temasını kaybetmemek için çalışmak, çalışmak, çalışmak…

Acentalar için başka çare yok.

Gitmediğiniz, katılmadığınız, görünmediğiniz yerleri başkaları hemen
dolduruyor. Sokağa çıkmayan, müşterinin kapısının önünde nöbet
tutmayan klasik
seyahat acentaları için artık bu acımasız, rekabetçi piyasalarda yer yok.

Aşırı rekabet yeni fikirleri ve yeni pazarlama platform'larını zaruri
kılıyor. Bildiğimiz klasik anlamdaki kataloglar, büro-vari, bakımsız
ve sevimsiz satış noktaları ve bir masa iki kasa türü acenteler, bir
ürünün görüntü, teknik özellik ve fiyatları yansıtmasında yetersiz
kalıyor. Bir ürünün kokusunu, tadını, rengini, ambiyansını,
atmosferini yansıtan yeni sunum ve pazarlama platform ve aygıtları
aranıyor. Seyahat acentaları ciddi bir dönüşüm yaşıyor. Artık
vitrinleme, sunum estetiği  ve ürün bilgisi ön plana çıkarılıyor.
Seyahat acentaları sıkıcı büro görünümünden ziyade bir tatil beldesi
veya bir otelin lobisinin bir parçası gibi tasarlanıyor ve  satış
elemanının retoriği, hayal gücü, güvenilir "aura"sı ile
güçlendirilerek, satışlar bir tatil havasında hoş bir mekanda
gerçekleşiyor.

Herkes kendi durumundan şikayetçi:
Seyahat acentaları aldığı, Tur operatörleri ise verdiği komisyondan,
oteller ise kendilerine ödenen düşük fiyatlardan şikayetçi. Satış
elemanları da aldıkları maaşlardan şikayetçiler. Birçoğu sadece net
700-1500 Avro ile Avrupa'nın göbeğinde geçinemediklerini söylüyorlar.
Tek avundukları ise: kendileri ve aileleri için yapılan seyahat
indirimleri ve ara sıra  küçük ek bonus kazançlar ile idare ediyorlar.
Piyasalarda verilen hizmetlerin kar oranlarını artırmadan, turizm
dinamiklerini memnun kılmak zorlaşıyor:

Tur ve seyahat paketini oluşturan her noktada; Destinasyon, otel,
uçak, Seyahat Acentası, Tur operatörünün verimlilik endeksi, kar oranı
düşüklüğü, herkes bir diğerinden medet ummaya sevkediyor.

Sonuç: Son yıllarda yapılan hataların artçıları ve sıkıntıları devam
ediyor. Kaliteli, eğitimli, bilgili ve teknik satış kanallarını
kullanabilen elemanları hem az ücret ödeyerek hem de onlara daha makul
sosyal şartlar sunmayarak ellerinden kaçıran acenta sahipleri  bu
kaybı kapatmak ve sektör dışı şirketlerin saldırılarına karşı
güçlenmek için çok hummalı bir çalışma başlatıyorlar. Yeniden güçlenen
ve güçlendirilen seyahat satış elemanı orduları, tur operatörleri ile
akilli programlar ve satış kampanyaları ile daha saldırgan ve çarpıcı
müşterek çalışmalar için atağa geçiyorlar.

İlk hedef Online'ciler ve sektör dışı market ve kahveciler:
Esnek otel fiyatları ile piyasalara saldıran online acentalara karşı
uzun süredir sabit  fiyatlı kataloglar ile yenik düşen acentalar,
şimdilik yasal engellere takılmış olsa da, yakın zamanda bu önemli
taleplerini elde ederek günlük taze fiyatlarla piyasalara geri
dönecekler.

"internet'ten daha ucuz ve kaliteli ürün sadece seyahat acentasında"
adı altında 5 duyuya aynı anda hitap edilecek, sadece fiyat endeksli
değil, çok boyutlu tanıtımlar ve kampanyalar başlayacak ve
başlatacaklar. Hatta başladı bile: şu sıcak yaz günlerinde bile
Avrupa'da birçok yerde, yüzlerce seyahat acentesi ürün tanıtım
toplantıları, şovları, ülke ve destinasyon geceleri, spor yarışları,
turnuvalar, festivaller, güzellik yarışmaları, şarap
bayramlarında  tatil satış saatleri  düzenliyorlar. Bunları partner
ülke ve şirketlerin ekip ve ekipman yardımları ile  görsel, akustik ve
gastronomik bir şova dönüştürüyorlar. Artık sadece ürünün  fiyatı
değil, özlem, duygu, fantezi, espri, sanat ve kültür yüklü sunumlar
ile  otellerin ve destinasyonların kalite ve hizmet zenginliği ön
plana çıkarıyorlar.

Sektörümüzde tüm dinamikleri memnun kılacak sürdürebilir kalıcı
"kazan-kazan" sistemine  yeni temel hazırlıyorlar. Oteller ile ciddi
kooperasyonlar, müşterek tanıtımlar yapıyorlar. Birbirlerine bonus
sistemleri üzerinden destek oluyorlar.

Zira hem ürün, hem pazar tarafında rekabet durmak bilmiyor:
Satış kanallarının çeşitliliği ve çokluğu ürün yelpazesini genişletiyor. Bu
arada bazı destinasyonlarda tek boyutlu, birbirine benzer, kopyalama
ürün bloklarıyla obezleşiyor. Bazı ürünlerin fiyatları dibe vuruyor.
Bazı ürünler ise maliyetinin altında fiyatlara bile zor satılıyor hale
geliyor.

Bazı destinasyonlarda piyasalara akan talep fazlası günlük last-minute
ürünler piyasalarda pazarlama taktik ve planlamaları alt üst edip
duruyor. Bu gelişmeler halen durmak bilmiyor.

"Dur" diyen yok. "Dur" diyecek otorite de  yok…

Satış ve kampanya kanallarının ve ürün çeşitliliğinin ve yoğunluğunun
altında seyahat acentaları eziliyorlar.
Müşteri segmentleri de karmakarışık: Avrupa'nın bütün sektörleri
kendilerini başlıca yedi  blok tüketiciye göre ayarlamaya başlıyor:
Her türlü ürün her kesime bolca sunuluyor: Zengin ve varlıklılar, orta
direk, fakir ve işsizler, çocuklu genç aileler, Single'ler, 50 yaş
üstüler ve yaşlılar.

Müşteri profili de hızla kabuk değiştiriyor:
Avrupa'daki demografik toplum yapısı değişime uğruyor, müdavim
müşteriler yaşlanıyor, vefat ediyor. Nüfus azalıyor.

Avrupa kıtasında çoğu reklam sloganı artık "keşfet" yerine "hatırla"
ile başlıyorsa, durumu siz anlayın.

En önemli gelişme ise: Wellness, Spa, Lifestyle, doğa icinde huzur ve
Longlife konseptleri arayanlar, seyahat acentalarını daha sık ziyaret
etmeye başlıyorlar.  "50 yaş üstüler" - daha çok soru soruyorlar. Daha
çok bilgi alıyorlar. Tatil yerine "Tatilde Sağlık" soranların sayısı
bu grupta hızlıca artıyor. Doğru ve bilgili cevap verebilen acentalara
bu müşteriler bir daha gelişlerinde yanlarında arkadaşlarını,
komşularını da yeni müşteri olarak getiriyorlar.

Bir tarafta: ürün, ürün, ürün… Talep fazlası ve herkese tüketemeyeceği
kadar ürün gözlemlenirken, diğer tarafta sektör dışı birçok şirket ve
şahsın tatil paketleri satmaya
başladığına şahit oluyoruz.

Otel yapımında ve pazarlamada küresel geçerliliği olan bir yasal
kontrol olmadığı için şu aralar herkes bu işi kolay zannedip, bir
şeyler yapıyor, piyasaları karıştırıyor. Sektörde oto kontrol ise, hiç
yok.

Turizm piyasalarında atış serbest.
Sistemler hızla kabuk değiştiriyor. Teknik gelişmeler yeni pazarlama
sistemleri yaratıyor. Simdi sırada videolu, TV'li cep telefonları var.
Yakin tarihte www.bosoda.mobi ve benzeri hazırda bekleyen yüzlerce
yeni sistemlerden mail gibi "mobi otel videoları" yağaacak cep
telefonlarımıza.

Seyahat acentalarının karşısına  her gün yeni rakipler çıkıyor.
Bu yeni rakiplerin bazıları piyasalara kendilerini kabul
ettirebiliyorlar, bazıları ise piyasadaki dengeleri bozup, ortadan
kayboluyorlar… Birde iki-üç yıldır dernek, cemiyet ve kulüp
temsilcilerinin internette sanal "affiliate" seyahat acentası kurarak,
yaptıkları satışlarla acentalardan kendilerine müşteri çekmeye
çalışıyorlar. Bu yetmiyormuş gibi her gün yenileri kurulan  "posta
kutusu" acentaları, Call Center'ler ve TV kanallarından satış yapan
acentaların sayısı artıyor. Seyahat acentesi maskesi takmış "tüketim
malları" satan "shop"çu tur operatörleri ve tatil paketleri satan
market ve kahve dükkanları da işin
cabası.

Reklam gelirleri önemli derecede azaldığı için tatil paketleri satmaya
başlayan günlük gazeteler, bu konuda  yatırımlarını iyice
arttırıyorlar. Şimdi de tur operatörlerinden net fiyata aldikları
programlarını büyütüyorlar.

Örnekler çok:

Ellerinde belirli bir müşteri portföyü bulunduran sektör dışı diğer
şirketlerde "neden ben de seyahat satmayayım, dünyanın en kolay işi"
der gibi müşterilerine tatil paketleri sunuyorlar. Birçok şirket
ayrıca "arkadaşını şirketimize üye veya abone edin, tatil paketi
hediyeleri verelim" kampanyaları ile piyasalara saldırıyorlar.

Son olarak Low Cost carrier  (LCC) havayollarının da biraz daha ek
gelir elde edebilmek için kendi otel kataloglarını dağıtmaya
başlamasıyla, kaos programlanmıştı:
Profesyonel seyahat acenteleri için,  içinden çıkılmaz bir hal oluşuyor

En acı olanı ise:  çok özel bir tanıtım ve çaba ile çok özel bir oteli
müşterisine sunan seyahat acentası satış elemanı evine giderken yolda
o çok özenle müşterisine sunduğu, o çok özel oteli bir kahve satış
dükkanının vitrininde birkaç yüz avro daha düşük fiyata
satıldığını görünce, utanç ve sıkıntı içinde yoluna devam ediyor.

O özel otelin müşterisi, seyahat acentası çalışanını, hiç bir suçu
olmamasına rağmen, bu konuda sorumlu tutuyor.

Turistin kafasının karışması sonucu acentaya güven kaybı,
destinasyonlardaki sektör temsilcilerini muhatap bulamaması ve denetim
eksikliği satış elemanlarını ürkütüyor, üzüyor.

Kime, neye inanacaklarını bilmiyorlar: Bunlar olurken piyasa da
inanılmaz bir hızla her gün büyüyor.

Sanki dünyada herkes otel yapmak istiyor.

Piyasa araştırması yapılmadan, bilgisiz, tek boyutlu, kopyalama yeni
tesisler artık piyasalarda kınanıyor.

Bazı yörelerde, ayni tip, aynı renk, aynı ruh, aynı işletme felsefesi
ile yapılan yeni ürünler, pazarlama noktalarında iyice dert olmaya
başlıyor. Bu kontrolsüz gelişmeler Expedia, Hotelcheck, Tripadvisor
gibi değerlendirme sitelerini, tüketiciyi yönlendirmede büyük bir güç
haline geliyor.

Ürün yoğunluğu yüzünden bu ve benzeri siteler bir tarafta kendi
sitelerinde satış yaparlarken, diğer tarafta yorum sayfalarında
otellerin dizginlerini elinde tutmak istiyorlar. Büyük güç kazanan
Internet tatil siteleri büyük medya grupları tarafından satın
alınıyor. Amatörce kurulan bazı siteler çok büyük para karşılığı el
değiştiriyor.

Özellikle otelcilik sektörü üzerinde büyük bir baskı kurmaya başlayan,
bu hem satış, hem yorum yapan siteler, ülkelerin imajlarını bile
etkileyebiliyor. Son olarak Alman "Holidaycheck.de" sitesi,
"bükemediğin eli öp" misali, "sitemizle işbirliği yapın, kalitenizi
garanti altına alın" diyerek "aba altından sopa göstererek", derhal
kimi Alman tur operatörleri ve Holidaycharme gibi otel zincirlerini bu
işbirliğine dahil ediyor.

Acentacılar bu gelişmelerin tam ortasında pazar baskısı, müşteri
talepleri ve kontrolsüz fiyat ve ürün arasında yalnız bırakılıyor.
Neye inanacaklarına neye güveneceklerine şaşırıyorlar.

Diğer önemli bir gelişmeyi ise, Avrupa'nın en büyük gazetesi şu manşet
ile veriyor.

"Hayal kırıklığı istemiyorsanız, Internet'ten şaşmayın"
Almanya'nın en yüksek tirajlı gazetesi Bild Gazetesi'ne bağlı
COMPUTERBILD dergisi, Alman tatilcilerine yaptığı tavsiyede, "bağımsız
otel tanıtım sitelerine girin, kıyaslayın" çağrısı yaptı ve "katalog
tanıtımları yanıltabiliyor, otellerin kendi siteleri ise genelde tek
yanlıdır" uyarısında bulunuyor.

COMPUTERBILD'in yazısında, Tourexpi.com gibi, rezervasyon motoru
olmayan ve birden çok dilde bağımsız otel tanıtımı yapan sitelere
dikkat çekiliyor.

Otellerin kendilerine ait web sitelerinde kimi zaman "Photoshop
hilelerine" başvurulduğunu söyleyen yazı, Hotelcheck, Tripadvisor veya
Expedia gibi sayfaların daha iyi bir seçenek sunduğunu, ama bu tür
sayfalardaki kimi yorumların da fazla sübjektif olabileceğini
hatırlatıyor...

Her yorum, müşteriyi başka bir taraflara çekiyor. Sektörde attığınız
her adımda kafalar daha da karışıyor

Acentalar, iki arada bir derede kalıyorlar. "Yorum çöplüğü" işlerini
iyice zorlaştırıyor.

Online seyahat satış kanallarındaki aşırı artış ise, ayrı bir dert;

Bugün Almanya'da internetten bir tatil paketi satın alan kişi, fark
etmeden şöyle bir durumla karşılaşabiliyor:

Internet sitesi Almanca dilinde, site sahibi şirket Hollanda,
havayolları İngiliz, bilet sanal (e-bilet), kredi kartıyla ödeme
yaptığı banka Amerikan, iletişim kurduğu Call Center Hindistan, hedef
ülke Türkiye, sorumlu tur operatörü Belçika.

Acentalar soruyorlar: Peki, bu durumda vergi kontrolü, güvenirlik
kontrolü ve muhatap seçimi neye göre yapılacak? Sadece tüketiciyi
değil, vergi uzmanlarını, resmi denetim kurumlarını, yasa koyucuları
ve hedef ülkedeki tedarikçileri ilgilendiren bir soru
bu. Şu ana kadar pek cevap veren yok.

Müşteriler de tedirgin:

Son aylarda birbirlerine ürün vererek, ürün paslaşarak, alış
fiyatlarının üstüne iyice komisyon yükleyerek seyahat acentalarından
bile pahalı duruma düşen online'ciler, müşterileri de son derece
tedirgin hale getiriyorlar. Rezervasyon yaptiran müşteriler bir şey
atlamış, bir şey unutmuş, bir şey kaçırmış gibi kendini sorguluyorlar.

Gün içersinde bu değişik piyasa ve insan dalgaları ile uğraş veren
acentalar, şimdi de siyasi otoritelere karşı belki tanımadıkları,
bilmedikleri turistik ürünlere
ister istemez siper oluyorlar:

Küresel çaptaki STÖ'lerin baskıları, seyahat acentalarına ulaşıyor

Turizm sadece artı değer kazandırmıyor; tehlikeler de var... Hem de çok ciddi…
Bazı resmi veya gayri resmi bildiriler ve ikaz yazıları seyahat
acentalarına ulaşıyor: Önceleri sadece çevre örgütleri devredeyken,
şimdi sosyal ve siyasi örgütler de ağırlığını
hissettirmeye başlıyor.

Çevre örgütleri, CO2 emisyonu, çevre koruması, green hotels, green turizm, green
turlar, daha az golf sahaları, daha az beton derken, sosyal örgütler
de kendi talepleriyle baskı kuruyorlar; Fairtrade, sosyal
sürdürülebilirlik, yerel sosyal dokuyu koruma, yerel kültürel dokuyu
koruma, çalışma saatleri, eğitim durumu ve çalışma şartları gibi
konular da küresel bir baskı yaratıyorlar.

Küresel turizmin sosyal etkilerini daha önceleri gözünden kaçıran
STÖ'ler, sürekli artan turizm hareketiyle birlikte, "Sosyal Bandrol"
taleplerini yüksek sesle dile getiriyorlar.
Avrupa'da faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin (STÖ) yeni
taleplerine ayak uyduramayan tur operatörü, acente ve otellerin zor
günler yaşayacağı öngörülüyor.

Destinasyonlardaki örgüt ve derneklerler genelde gelişmelerden bihaber.

Destinasyonlardaki örgüt ve derneklerden acentalara çoğu zaman ne
bilgi ne de destek ulaşıyor. Bazı derneklerin ve birliklerin
dünyadaki bu gelişmelerden haberi bile yok. Oysa Avrupalı tüketici,
günümüzde nerdeyse bütün sektörlerde bir "sosyal bandrol" arar oldu.
Almanya'da bu garantiye dikkat eden tüketici sayısı, 2007'den 2008'e
yüzde 30 oranında arttı (Die Welt).

Bu "sosyal bandrol" karşısında kendilerine, STÖ'lerce belirlenecek
uygun ödemelerle ve uygun ortamlarda çalışan işçiler çalıştırdıklarını
veya bu ortamda işçi çalıştıran tedarikçi şirketlerle işbirliği
yaptıklarını ve destinasyonda yaşayan yerel halkın da turizmden
yeterince faydalandığını gösteren bir "Garanti belgesi" veriliyor ve
bu "Tradefair Gütesiegel" belgesini alan şirketler, aynı STÖ'lerce,
tüketicilere tavsiye ediliyor.

Seyahat acentalarında çalışanlar bu kadar geniş bir sorumluluk ve
duyarlılık içerisinde bizlerin ürettiklerini piyasalarda savunuyor ve
bizim adımıza pazarlıyorlar.

Onlara yardımcı olmamız lazım. Onlar bizim elçilerimiz.


Hüseyin Baraner
Managing Director

TRAVEL NETWORK
Turizm Araştirma ve Strateji Merkezi
Güzeloba Mah., Ahi Evran Sitesi
Aydin 2 Sokak No: 152, E Blok, D. 2
Antaya/Türkiye
+90 0242 352 02 81 / +90 532 5570459 /+49 177 8387972
hbaraner@gmail.com baraner@baraner.com


 TURIZM DOSYASI internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TURIZM DOSYASI Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

TURİZM DOSYASI WEB TV - HABERLER




Türkiye’nin uluslararası en büyük turizm buluşmalarından birisi olan Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nın (EMITT) 22’ncisi hem katılım hem de ilgi anlamında rekor kıracak gibi görünüyor. >>>


Almanya’da yaşayan ve tatillerini 12 yıldan bu yana Kemer Limak Limra Otel olarak seçen Carina Moecker Neuss ve arkadaşları, Almanya’dan getirdikleri kedi evlerini ve mamaları otelin çeşitli noktalarına yerleştirdiler ve yaptıkları bu davranış ile de alkışı hak ettiler. Alman Turistler, Limak Limra Otel’in kedi sever bir otel olduğunu bunun için de 12 yıldan bu yana tatil için tek adreslerinin Limak Limra olduğunu söylediler >>>


Turizm sektöründe yeni işbirlikleri ve ülke tanıtımına katkıda bulunmak için yola çıkan Travel Turkey İzmir Fuarı renkli görüntülere sahne olurken, bu vesile ile sektörde buluşma fırsatı yakaladı. Turizm Yazarı Halil Öncü fuarı dakika dakika takip etti.>>>


Turizm Yazarı Halil Öncü, Golf turizmindeki gelişmeleri Belek Kaya Palazzo Golf Müdürü Şehmus Işık,Innvista Otel Genel Müdürü Ülkay Atmaca ve turnuva için Belek’e gelen Bodrum Golf Müdürü Can Ertuna’dan aldı.>>>


ADALYA HOTELS & Partners Gala Yemeği Renkli Görüntüler Sahne Oldu. Turizm Yazarı Halil Öncü’nün izlenimleri ve geceden görüntüler. >>>




Ercan Şirketler Topluluğu bünyesinde yer alan ve kuruluşundan itibaren hızlı ve emin adımlarla büyümeye devam eden Gezinomi, 2017 yılı acenteler buluşmasını Antalya’da gerçekleştirdi.
>>>

Sponsor Bağlantılar

Turizm Dosyası - Sektörden Son Gelişmeler

Adres : Turizm Dosyasi .... Turizm Haberleri Sektörden Son Haberler
Tel :0 542 437 90 04
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]