16Aralık2007, 11:21 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

Dijital karnenizi hiç merak ettiniz mi?

Dijital karnenizi hiç merak ettiniz mi?

Hüseyin BARANER

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 2561 kez okunmuştur

Medya ve internet sayesinde dünyanın küçüldüğünü söyleyenler aslında yarısını söylemiş oluyorlar. Doğrusu, tam aksine, kişilerin dünyaları müthiş derecede büyüyor.
Kişi; düne kadar sahip olduğu o küçük dünyasını kolayca kontrol edip, neyin nerde ve nasıl olması gerektiğine karar verebiliyordu. Şimdi bu kocaman ve sınırsız dünyasında, kendisi karar veremiyor. Bu sebeple başkalarını verdiği kararlara bakıyor, dijital karnelere bakıyor.
Günümüz dünyasında bir şahıs başka bir ülkeye mi gitmek istiyor? İlk yaptığı şey bazı sitelere, bloglara ve arama motorlarına girip, o yabancı yöre hakkındaki toplumsal dijital karnelere bakıyor.
Bu örnek, dijital karne boyutunun toplumsal açıdan sadece ufacık bir detay bölümü.
Halbuki küreselleşmenin sebep olduğu dijital karne olgusunun daha nice toplumsal, ticari ve siyasi boyutları var.
Küreselleşmenin getirdiği bir diğer gizli tehlike ise trendleri, akımları ve toplumsal talepleri bütün yeryüzüne aynı anda bildirmesi.
Küreselleşme sonucu, dünyanın bir bölümünde "X çayı çok tuttu ve moda oldu" deniyor. Bir bakıyorsunuz Türkiye dahil, bütün dünyada X çayı ikram ediliyor.

Piyasanın arz-talep döngüsüne ayak uydurayım derken, yöreye has tatlar, renkler ve anlayışlar kaybolup, yerini tekdüze ve monoton bir doku, bir renk ve bir tat bırakıyor. Yörelerin dokusu bozuluyor, zenginleşeceğine daha da fakirleşiyor. Çoğu geleceğinden yiyor. Bölgesel çekicilik azalıyor..

Sorup duruyoruz:

"Bazı yörelerimizdeki otellerinin durumu bu sene yoğun talebe rağmen neden bu kadar kötüydü?" diye..

Çünkü, küreselleşme sonucu monotonlaşmaya ve betonlaşmaya gidildi. Renkleri ve tatları kayboldu. Otantik sesler duyulmaz oldu.Ve bu süreç bazı yerlerde devam ediyor: Kimliksiz ve kişiliksiz 'yatak kaleleri'ne dönüşüyorlar ve dönüştürülüyorlar hızla... Halen durmadan...

Daha 20 yıl öncesinin Nar Gözlü Antalyası şimdi Akdeniz'in Beton Bakışlısı...

Ama olumlu gelişmeler ve örnekler de var.

Alaçatı bunlardan biri. Bunun böyle kalması ve daha da iyi olması için, bundan bir hafta önce Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Zeynep Öziş ile birlikte Alaçatı'da "Slow Vacation" konulu bir çalıştay gerçekleştirdik. Türkiye'nin tanınmış turizm uzmanlarının yanı sıra, gazete, televizyon ve internet dünyasını temsil eden medya mensuplarının katıldığı konferansa , Çeşme Kaymakamı Nazmi Günlü, Alaçatı Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç ve otel sektörü ve uluslar arası tur operatörleri temsilcileri de konuşmacı ve katılımcı olarak eşlik ettiler

Katılımcılar bir konuda aynı fikirdeydi:

Alaçatı konsepti için küresel zamanlama doğruydu: Küresel hızın içinde insanlar 'hayatı yavaşlatan' huzur noktalarına doğru yöneliyorlar.

Sayısı gün geçtikçe artan bu yeni 'tad ve huzur avcıları' hızla değişen ve çirkinleşen dünyamızda zamanın durdurabildiği Alaçatı gibi otantik bir noktada temiz, seviyeli ve saygın "Slow Holidays"e başlıyorlar...

Bütün dünyada bu konuda pozitif düşünen insanlara bir davet var. Alaçatı bu davete cevap verecek doğal, tarihi ve insani niteliklere sahip.

Dünyada keşfedilecek pek nokta kalmadı. Insanlığın ve yaşamın renkleri, sesleri, kokuları hergün biraz daha kayboldu.Kayboluyor. Şimdi kaybolan değerleri arama süreci başladı. Yeniden keşfetmek- yeniden keşfedilmek dünya turizm hareketi içinde saygın 'tad avcıları'ndan oluşan gezici ordusu sayesinde ciddi bir potansiyele dönüşüyor. Ve Türkiyemizin bazı yöreleri bu mustakbel tad avcılarına Alaçatı'dan bir mesaj gönderiyor, bu mesaj Türkiye'nin yüzyılımızın gezginlerine verebileceği en önemli mesajdır. Keşfetmek için yola çıkan iyi niyetli, barışsever ve kültürlü insan ordusuna bu mesajlar da yavaş-yavaş ulaşıyor. Sevan Nişanyan'ın, Boyut Yayın Grubu tarafından yayınlanan "Küçük Oteller" kitabı ve diğer değerli araştırmacı yayınlar bu mesajın ulaştırılması anlamında büyük önem taşıyor.
Alaçatı'nın yapması gerekenlerden çok yapmaması gerekenleri tartışıyoruz:

Örneğin, mimarisini bozmamalı, sokak ve caddelerde ve elbette dükkanlardaki tabelalar Türkçe kalmalıdır. Asla gelen turistlerin sayısını veya ticari muhasebesini ilk planda tutmamalıdır. Yoksa aldatıcı serbest piyasa kurallarının dişli çarkına girer ve asla çıkamaz. Bunun yerine gelen misafirlerin Alaçatı'nın karakterinden memnun ayrılmalarını sağlamalılar. O halde zaten gelecek kaliteli turistlerin sayısı ve maddi getirileri kendiliğinden çoğalacaktır.

Yapılan kitle araştırmalarında gelişmiş ülkelerde gelecek korkusu olduğu ortaya çıkıyor. Bunun analizi yapıldığında insanların her şeyi olmasına rağmen ciddi bir şekilde mutluluk oranlarının azaldığını keşfediyoruz. Bu anlamda yeni yerlerde mutluluk arayışına çıkmak için büyük bir sefer başladı dünyada. Bu arayış yeni yaşam merkezlerinin ortaya çıkmasına dönüşecek.

Küreselleşme sonucunda ülkeler, topluluklar ve yöreler hakkında dijital karnelere dünya kamuoyu her gün puanlama yapıyor ve bu karneler iki sınıf yaratıyor:

1) Kolay yönlendirilebilen ve kendi renginden ve tadından vazgeçerek uzun vadede kaybedecekler sınıfı

2) Karakterini ve orijinalliğini muhafaza edip uzun vadede kazanacaklar sınıfı.
Bu evrensel karnelerdeki kayıtlar asla silinmiyor veya hafifletilmiyor. Artık, "Dün dündür, bugün bugündür" diyemeyiz. Aynı şekilde, "rengimi, tadımı ve orijinalliğimi kaybetmiştim, tekrar kazanırım" diyemeyiz. Bu kayıt, asla karnemizden silinmeyecektir. İnsanlar unutabilir, dijital karnemiz unutmaz ve insanlara bu kaydı daima hatırlatır.

Antalya'ya uçmak için İzmir Adnan Menderes Havalimanı yola çıkıyoruz. Otobüs denize paralelel yolda süratlenirken ben pencereden kabarmış 'Ege Denizi'nin üstündeki etkileyici dalgaları izliyorum.. Her zamanki gibi oynamak için karaya yaklaşıyorlar... Ama aniden alışmadık bir şekilde öfkeyle İzmir yarım adasına ya sertçe vurmaya başlıyorlar. Sanki bizlere sesleniyor, bir şeye dikkat çekmek istiyorlar.. Sahilden uzaklaşan otobüsün arkasından kafamı pencereye iyice yaklaştırıyor ve Ege'ye doğru bakıyorum, Son karede dalgaların kayalara çarptıktan sonra adeta küsmüşçesine öfke içersinde sırtlarını dönüp tekrar Ege Denizi'ne döndüklerini görüyorum:

Antalya'ya vardığımda havalimanında bir arkadaşım. Ege Denizi'nde kaçak mültecileri taşıyan bir teknenin batması sonucu 40'dan fazla insan öldüğünü söylüyor.

Mutlu bir günün ortasında içime bir hüzün bir acı çöküyor.

O Somalili, Filistinli ve Iraklı insanlar küresel umut yolculuğunda küresel insan tacirlerine kurban gitmişlerdi.

 

Valizimi beklerken dijital karnemiz aklıma geliyor:

Nasıl bu insanların hayatını tekrar geriveremeyeceksek, karnemizde kayda geçen bu notu da asla silemeyeceğiz.

Küreselleşme kendi akışı içinde saha dışında kalanlar için çok acımasız ve merhametsiz.

Nasıl hayvanlar aleminde güçlü yavruların hayatta kalma şansını arttırmak için kimi hayvanlar zayıf yavrularını yuvadan atıyorsa, küreselleşmeye ayak uydurma ve ayakta kalma amacıyla yoğun tempoda yaşayan toplumlarımızda da, zayıflar yuvadan atılıyor.
Dünyamızda kaybeden ve kaybolanlar çoğaldıkça küresel korku 'medeni cesaretliler'e düpedüz kafa tutmaya başlıyor. Onları da sindirmeye çalışıyor.
Bizim topraklarımız kendi rengini, tadını, tarihi ve kültürel özelliklerini bu yeni dünya düzeni için yeniden dizayn ederken, korurken, bu toprakların sahipleri bizlerde, dünya insanlarının bizlere ulaşabilmeleri için 'merhamet ve human koordinatlarımız'ı mutlaka sıkıca kontrol altında tutmalıyız.


Avrupa Türkiye Turizm İş Konseyi Başkanı
Hüseyin Baraner
 


 TURIZM DOSYASI internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TURIZM DOSYASI Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

TURİZM DOSYASI WEB TV - HABERLER




Türkiye’nin uluslararası en büyük turizm buluşmalarından birisi olan Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nın (EMITT) 22’ncisi hem katılım hem de ilgi anlamında rekor kıracak gibi görünüyor. >>>


Almanya’da yaşayan ve tatillerini 12 yıldan bu yana Kemer Limak Limra Otel olarak seçen Carina Moecker Neuss ve arkadaşları, Almanya’dan getirdikleri kedi evlerini ve mamaları otelin çeşitli noktalarına yerleştirdiler ve yaptıkları bu davranış ile de alkışı hak ettiler. Alman Turistler, Limak Limra Otel’in kedi sever bir otel olduğunu bunun için de 12 yıldan bu yana tatil için tek adreslerinin Limak Limra olduğunu söylediler >>>


Turizm sektöründe yeni işbirlikleri ve ülke tanıtımına katkıda bulunmak için yola çıkan Travel Turkey İzmir Fuarı renkli görüntülere sahne olurken, bu vesile ile sektörde buluşma fırsatı yakaladı. Turizm Yazarı Halil Öncü fuarı dakika dakika takip etti.>>>


Turizm Yazarı Halil Öncü, Golf turizmindeki gelişmeleri Belek Kaya Palazzo Golf Müdürü Şehmus Işık,Innvista Otel Genel Müdürü Ülkay Atmaca ve turnuva için Belek’e gelen Bodrum Golf Müdürü Can Ertuna’dan aldı.>>>


ADALYA HOTELS & Partners Gala Yemeği Renkli Görüntüler Sahne Oldu. Turizm Yazarı Halil Öncü’nün izlenimleri ve geceden görüntüler. >>>




Ercan Şirketler Topluluğu bünyesinde yer alan ve kuruluşundan itibaren hızlı ve emin adımlarla büyümeye devam eden Gezinomi, 2017 yılı acenteler buluşmasını Antalya’da gerçekleştirdi.
>>>

Sponsor Bağlantılar

Turizm Dosyası - Sektörden Son Gelişmeler

Adres : Turizm Dosyasi .... Turizm Haberleri Sektörden Son Haberler
Tel :0 542 437 90 04
Bu site 0.031 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]