13Temmuz2007, 10:05 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

''TURİST ESNAFIN HALİNDEN NE ANLAR!..''

''TURİST ESNAFIN HALİNDEN NE ANLAR!..''

Hüseyin BARANER

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 3155 kez okunmuştur

Bir gece aniden Türkiye'de demokrasi sönüyor. Biz, birkaç Türk turizmcisi "darbe sonrası- Özal öncesi", demokrasinin düşük sezonunda yüksek bir gayret ve çaba ile turizm yapmaya çalışıyoruz.

 
Darbe biz turizmcileri pas geçiyor. Turizm olağan üstü ilgi görmeye ve toplum arasında gündeme gelmeye ve getirilmeye başlıyor. Hizmet verdiğimiz bir avuç turist ülkemize, tarihimize, insanlarımıza, doğamıza övgüler yağdırıyor, ülkemizden ayrılırken çoğu gözyaşlarına boğuluyor. Biz ise iyi bir hizmet vermenin mutluluğunu dolu dolu yaşıyoruz. Antalya havaalanının dörtsüz metrekarelik askeri dış hatlar terminalinde büfeyi isleten rahmetli Hüseyin Ağabey turistlere çay ve ayran sunuyor, Biz de uğurladığımız turistlerimize cay sevisinde yardım ediyoruz. Adanalı komiser Mehmet 17 polis memuru ile turistlerimizi tüm insan severliği ile hem karşılıyor hem de uğurluyor.. ülkelerine dönerken tüm misafirlerimizin ruhunda Midnight Express büyük bir "geceyarısı yalanı"na dönüşüyor.

Akdeniz akşamları"nın katkısız cam ve deniz kokan meltemleri

Darbe yıllarında ülkemizde acıyı da, sevinci de gerçek ve hissederek yaşayanların etrafını bir şefkat yumağı, bir merhem gibi sarıyor.

O yıllarda Hava da, su da gerçek,

Pamuk tarlaları bakire kız, Toroslar mert köy delikanlısı

Rüzgar Aspendos da harmanlanıyor, yağmur ise pehlivan

Ter ise dolu dolu insan kokuyor.

Türkiye'mizin bu parfümsüz, hormonsuz, plastiksiz, janjansız son yıllarında bir gün öğlen vakti Studiosus müşterileri ile Alanya'ya 12 km uzaklıkta rahmetli Gani Ağabey'in Yalıhan Oteli'nin o efsanevi kumsalında, o unutulmaz gerçek Türk yemeklerinin servisini beklerken elinde bir plastik poşet ile orta yaş biri bize doğru yaklaşıyor. Poşetten 7–8 tane Lacoste tişört çıkarıyor ve bunları bir gemiden aldığını bize çok ucuza satabileceğini söylüyor. Turistler birkaç tanesini alıyor. Ben üç tane alıyorum.

Bir tane kendime, bir tane rahmetli Kaptan Otelin Müdür Mehmet Balta`ya bir tane de İncekum otelinin Londra'dan Türkiye'ye yeni geri dönmüş genel müdürü Salih Çene'ye.

Hatırlatayım:

Bu iki müdür seksenli yılların başında Alanya'da en önemli ve popüler isimlerin başında geliyorlar. Akşam Kaptan Otel'in terasın Mehmet Balta ile çay içiyoruz. Önümüzde muz kokan bir masum, dürüst ve kardeş kanlı bir Alanya.

Rahmetliye dönüyor ve sanki büyük bir is başarmış edası ile; " Bak bugün ne aldım, biri gemiden almış Yalıhan'ın kumsalında satıyordu. Ben de hemen üç tane aldım. Bir tanesi senin" diyorum Rahmetli Balta gülümsüyor ve "Hüseyin, bunlar sahte, o satanlar ise organize olmuş bir grup. Burada yeni türediler" diye sözümü kesiyor ve "Sen de amma safmışsın yahu!" diyor, elinde tişörte bakarak.

Donup kalıyorum:

"Nasıl sahte olur, parası ile aldık" diye kendi kendime kızmış, o gece çok üzülmüştüm. Salih Çene için aldığım Lacost'u kendisine veremedim. Bu olaydan sonra içimde hep bir şüphe kaldı yeni ürünlere karşı.

Neyse devam edelim: O tarihte Lacost ve Rayban gözlükler de biz turizmcilerin bir numara aksesuarı. Ama her yerde yok, paranız olsa da bulamıyorsunuz, alamıyorsunuz. Ya yurtdışından bir tanıdığınız getirecek, ya da birileri Ankara'da veya İstanbul'da sizin için çok özel yerlerde arayacak. Türkiye'de henüz tişört ve jeans bile yok. Ben bazı otelci arkadaşlara Almanya'dan ara sıra kot pantolon getiriyorum. Çocuk gibi seviniyorlar. Alanya'da bir-iki kuyumcu dükkanı, birkaç sanatkar halici ve derici ayrıca turistlerin gömlek ve elbise diktirdikleri terziler pazara hakim.. Bir de sokaklarda, köselerde bakkal dükkanları. Hepsi bu kadar. Turistler Halıyı ve deriyi Türkiye den alıyorlar. Zira halı ve derinin en iyisi ve makul fiyatlara Türkiye'de satılıyor diye aralarında fısıldaşıyorlar. Bizler de turistlerimizin üstündekileri, saatlerini gözlükleri onlar ülkelerine dönerken biz kendimiz veya sevdiklerimiz için parayla onlardan alıyoruz.

Turizm tam sürat hızlanıyor. Bir, iki, üç derken Özal ile dördüncü vitese takıyoruz turizmi.

Türk müteahhitleri aralarında otel inşaatı yarışına başlıyorlar.. "Hangimizin oteli daha güzel olacak?, benim aşçım meşhur Mehmet usta!, ya, seninki kim?" Veya benim otelin ala carte'ına Kumkapı'nın Cemal'i getiriyorum, sen kimi düşünüyorsun?" gibi diyaloglar hakim Talya otelinin barında . Otel yatırımcısı müteahhitler arasında ara sıra yüksek sesle yaşanan iddialara Talya Oteli'nin efsanevi müdürü Günaç Gürkaynak hakemlik yapıyor. Son sözü uzman olarak o söylüyor.. O yıllarda Talya Oteli ve Çeşme'deki Altın Yunus Türk sahillerinde en saygın kuruluşlar ve elmas değerinde Türk turizmine dünya kapılarını açan markaları oluşturuyor.

 

Ve biz bu gelişmeler içerisinde, her ay yeni bir otel açılışına davetliydik; ülkemizin sahillerine Turizm yatırımları ve hizmetleri yerli ve yabancı turistler için yayılırken, o yılki bütçelerde otellerin restoran ve bar gelirleri konaklama gelirlerinin en az 3'te birini oluşturuyordu..

O yıllardaki parolamız;

"Müşteriye iyi ve kaliteli yemek sun ki,müşteri de iyi içsin"...

80–84 yılları arası Türk otellerinin mutfakları harikalar yaratıyor, her sunulan yemek görünüm ve tat olarak bir ödüle layık görülüyor. 1984 sonbaharı böyle duygularla dolu bir günde İncekum Otel'e geliyorum tam otel girişinin karsısında derme çatma bir uyduruk, tahtadan yapılmış, bezle kaplanmış bir büfe restoran karışımı bir yer görüyorum. Sonra neler olacağını, bu işin nereye gideceğini yıllarca yaşıyoruz. Bira otelin fiyatına,yemek ve diğer içkiler ise daha da ucuz bir şekilde yanında karpuz da bedava olarak satılıyor.

Yıllar akıp giderken, sezonlar arka arkaya hızla is hayatımızdan geçerken otellerin sağı- solu girişi, çıkışı bu derme çatma, hijyen olamayan, kimin işlettiğini bilmediğimiz insanlar tarafından bütün turizm bölge ve beldelerimizi sarıyor. Bu gecekondu tesislerin aralarında bazı isletmecilerin iyi niyetine hep saygı gösteriyoruz ama çoğu kez esnaf olmayan, isletmeci ruhu taşımayan kişileri karşımızda buluyoruz. Ve zaman içerisinde bu iş o kadar hızlanıyor, rant inanılmaz derece artıyor ki, bu ruhsatlı-ruhsatsız işletmeler belediyelerin en cazip ve kilit konusu ve gelir kaynağı durumuna geliyor.. Bazı stratejik otel ve turizm bölgelerinde insanlar toplanarak kağıt üzerinde kendi aralarında paylaşım yapıp, oraya yerleşerek yeni belde belediyeleri oluşturuyorlar.

Otellerimizin etrafı plansız, altyapısız, eğitimsiz, ruhsatsız işletmeler ile sarılıyor, istila ediliyor.

O yıllarda otellerde ciddi bütçe sorunları başlıyor. Aniden restoran ve bar girişlerinde büyük düşüşler başlıyor. Beldelerdeki görüntü ciddi bir tezat ve tehlike oluşturuyor. Yepyeni, cilalı otel lobisinden tozlu yollara çıkan müşteri lavabosu olamayan, bulaşıkları yıkayacak temiz suyu olmayan yerlerde içiyor, yiyor ve bazıları da bazı sağlık problemleri ile otel yönetimine başvuruyor.

Bu yıllarda tüm resmi kurum ve kuruluşlar ve belediyeler sınıfta kalıyor. Eşe dosta kıyak geçiliyor. Büyük otellerin ve tatil köylerinin giriş kapılarında dahi insafsızca gecekondu isletmelere göz yumuluyor, turizm bölgelerinde çarpıklık yasallaşıyor. Bazıları paralar veriyor, bazıları da bir kaç oy sözü karşılığı dükkanını istediği yere açıyor. Ver gülüm al gülüm anlayışı ve bir sezonluk çalışmalar, bir-iki aylık beklentiler piyasaları ve gelişen Türk turizminin uzmansal stratejilerini bozuyor. Müşteri taleplerini incelemeden, araştırmadan tekstil fabrikalarından iyi ve kötü ürünler iç-içe karmakarışık bir şekilde kamyonlarla tonlarca kilo balyalarla sahillerimize taşınıyor. Turistlere yerlerde toz toprak içinde sunuluyor. Vitrinleme ise bir faciadan beter görüntü sunarken, Side, Alanya, Bodrum, Kuşadası gibi yörelerimizde turistler bazı sokaklarda rahat yürüyemiyorlar.. Her yerden misafirlerimize bir laf atılıyor, kimisini turist anlamıyor, kimisi kulağa hoş geliyor, kimisi kızdırıyor, kimisi ise nefret doğuruyor.

Hanutçuluk, çığırtkanlık bir sezon fırsatı halinden çıkıp profesyonel bir kimlik kazanıyor.

Sahillerde açılan büyük halı ve kuyum mağazaları organize bir şekilde buna temel sağlıyor. Taksi şoföründen, restorandaki garsona kadar; girişken ve ağzı laf yapan kişilere kayıt numarası vererek hanut ödeyen mağazalar hanutçu ordularına halkın, köylülerin arasından bile kişileri sokmayı başarıyorlar.

Turizmde çalışmak, yabancı dillerini geliştirmek, Avrupa'ya açılmak isteyen sayısız namuslu, temiz Türk genci, bu ortamda nereden geldiği belli olmayan, ağzında kürdanla müşteri ile konuşan, bazılarının Avrupa'dan sürülmüş, "yabancı dili kuvvetli kültürü zayıf" kişilerin arasında onlarda "Alem buysa kral benim" diyerek kendilerini hayatın akışı içerisinde turizmin piyasalarının acımasızlığına, çarpıklığına kaptırıyorlar.

Zaman içerisinde turistlere sunulan ürünlerdeki sahtelik ve taklit insanlarımızın yüzüne, kalbine yansımaya başlıyor. Dur diyenler çok oluyor ama kimse dinlemiyor. Bazı ticaret odalarımız kendilerini zorluyorlar. Toplantılar düzenliyorlar. Ama ilgi yok, katılan yok. Bazı belediye başkanları ciddi olarak plan ve projeler hazırlıyorlar. Ama büyük bir baskı altında tutuluyorlar. Tehditler ve zorlamalar artıyor. Ve iş ve hacim gittikçe büyüyor. Sezon öncesi büyük mağazalardan avans alan şirketler, acenteler, tur operatörleri ve hatta bazı bireyler aldıkları avansları geri ödeyebilmek için her durumu zorlayıp turistleri mala boğuyorlar, turisti mağazaya bir iki hile veya kılıf ile sokuyorlar. Ve kendi büyük beklentileri ve kolay para hayali altında ezilip kalıyorlar, sonları kötü oluyor. Durumları Türk filmlerindeki gibi zavallılaşıyor.. Çoğu yurt içinde ve dışında ticari hayatlarına son veriyorlar bir o kadarı da Türkiye'nin imajına zarar verecek bir şekilde iflas ediyor. Ne yazık; bazıları şu an hapiste, bazıları ise Türkiye'ye gelmeye cesaret edemiyorlar.

İstihdam sağlamayan, yaratamayan Türk siyaseti Anadolu'daki insanlarımızı bir iş, bir aş, bir ekmek, bir gelecek hayali içinde bu sıcak sahillerimize yönlendirirken onlara buralarda aramızda hayatlarının en soğuk, acımasız yıllarını yaşatıyor... Turistik beldelerimiz bu ailelerimiz için Türkiye içinde küçük taklit Almanyalar, küçük sahte İngiltereler olurken, ekmek savaşı turistlerin üzerinden yapılmaya devam ediyor. Bu arada bazı beldelerimiz yapılan çalışmalar sayesinde iyi bir altyapıya kavuşturuluyor. Tekirova, Göynük, Kemer gibi bölgeler iyice temizleniyor, çok güzel dükkanlar yapılıyor. Alanya'nın merkezi 5 yıldızlı otelin lobisi gibi. Restoranlar tertemiz, çiçek gibi, dükkanlar pırıl-pırıl esnaf saygın ve kibar ama gelgelelim hepsi aşağı yukarı ayni mali satıyor. Restoran ve dükkanların kapasitesi mevcut turist şayisinin birkaç kat üstünde. Denge yok. Couvert başına düşen pax orantısı bozuk. Beklentiler abartılı. Bu kadar dükkana ve restorana, bara ne Kemer'de ne Alanya da ihtiyaç var.

Marmaris, Borum da da bu farklı değil. Bu zorluklar gözümüzün önünde yaşanırken, simdi de otellerimiz yavaş- yavaş mega alışveriş merkezlerine dönüştürülüyorlar.. Bazı tesislerimizde 10–20 adet shop var. Ve yüksek kiralar ile sezonluk olarak kiralanıyorlar. Kirayı bile çıkaramayacağını anlayan isletmeci sezon ortası agresifleşiyor, 14 gün önünden geçen müşteriye daha saldırgan oluyor belki de farkında olamadan o müşteriyi kaybediyor. Bir gelişme daha var ki bu çok daha tehlikeli. Bazı yatırımcılarımız yeni tesis olarak alışveriş dükkanlarının içine otel yapmaya başladılar. Yani otelin dükkanı değil, dükkanın oteli var artık. Bu kadarı bence çok fazla. Burada dur demek lazım.

Bu gelişmeler sezonun akışı içerisinde yaşanırken, hala büyük bir emek, gayret, çaba ve başarı ile tek başına ürün ve kalitede bir güven abidesi olan birçok esnafımızın yanında şayisiz iyi niyetli, temiz ve gerçek esnaf arkadaşımız bu ucuz rekabetin, bu düzensizliğin ve kontrolsüzlüğün dalgalarında kulaç atamıyorlar, pes ediyorlar, göz göre göre önümüzde bu ticarette boğuluyorlar.

Kültür turlarında binlerce rehber arkadaşımız gönülleri ve entelektleri ile Anadolu'nun o muhteşem tarihinin tercümanlığını, sözcülüğünü yaparken bir Anadolu kültürü misyoneri gibi yağmurda, rüzgarda, sıcakta, soğukta Türkiye'mizin sevilmesine, tanınmasına büyük katkılar sağlıyorlar. Zamanla bu Türkiye aşığı rehberler arasına "bende rehberim" diye kokartını kapan bazı garip kişiler karışıyor. Anadolu turlarına kendi kafalarında veya ticaret merkezlerinde yazılan senaryolar ile çıkıp işi yüzde yüz ticarete dökerek müşterilerinin gönlünde kokartlarını rehber olarak kaybediyorlar.

İyi insan, kötü insan iç-içe, iyi ürün-kötü ürün birbirine girmiş kenetlenmiş. Turist ise bunu ayırmakta doğal olarak zorlanıyor.

Türkiye'de turizm yörelerinde turistlere satılan ve sunulan mallara bugün güven kalmadı.

Artık taklidin bile sahtesi var. Turistler bunu biliyor.

Güven bitince her şey bitiyor.

Yanlış yaptık!

Ama hala, muazzam bir "U Dönüsü" yapabiliriz.

Gerçek, dürüst, kalıcı ve saygın bir ticaret başlatabiliriz.

Bazı önerilerim var.

Biliyorum sizlerin de birçok önerileri var bu konuda. Bu sorunları çok daha derin yaşamış arkadaşlarımız var. Bu konu için gerçekten yıllardır kafa yoran arkadaşlarımız var. Gelin bu fikirleri paylaşalım; Esnafımızın, ticaretimizin turizmimizin önünü hep beraber açalım. Bütün turizmciler ve ilgili kurumlar birlikte çözümler arayalım.

Esnaf ve Sanatkarlar Odalarımız, ticaret odaları rehberler birliği turizmde yerel ticari yapılanma, kalkınma ve ürün geliştirme konusunda yasal altyapısı olan yeni çalışmalar ve düzenlemeler başlatabiliriz. Bankaları da bu çalışmaya dahil ederek turistik ürün geliştirme ve pazarlama müteşebbis kredileri için bir ön çalışma yapabiliriz.

 

Altyapısı modern cadde ve sokak, park, mesire yeri düzenlemeleri ile beldelerimize önemli bir kimlik kazandırıp, sosyal ve otantik etkinliklerle turistlerin dikkatini çekebiliriz.

"Türk El Sanatları" geleneğini yeniden canlandırıp bir meslek haline dönüşmesini sağlayıp, bugünün müşteri talepleri, beğenisi ve yaşam tarzına uyarlayıp yeni bir piyasa yaratabiliriz, sanatsal kreatif ve çok özel çalışmaları turizm etkinliklerinin en önemli bir parçası olarak görüp bunu turistlerin de dolu dolu hissedeceği ortam- mekan ve atmosferler yaratabiliriz.

Sahil yolları düzenlemesi, ışıklandırılması, sosyal yaşam ve kültür parkları alanlarının bir toplumsal buluşma, kaynaşma ve entegrasyon merkezleri yaratarak bu oluşumun tam ortasına, tam kalbinin üstüne doğru orantılı olarak, nitelik ve nicelik olarak abartısız bir şekilde yasayan ve yaşatan, kimlik sahibi, saygın ticari birimleri entegre edebiliriz.

Belek gibi bazı beldelerimizde marka olmuş otellerimiz ala carte restoranlarından birini kendi ismi ile beldelerin merkezinde açabilir. Müşterileri dönüşümlü olarak beldenin merkezinde yine kendi tesisinde ağırlayabilir. Düşünebiliyor musunuz? Yakin bir tarihte Belek'te marka olmuş 50 otelimiz şehrin göbeğinde kendi ala carte restoranlarını kendi müşterileri ile tıka basa dolduruyorlar ve bu diğer yatırımcıları da bölgeye uygun düzenlemeler için harekete geçiriyor.

Yeni vizyonlara ve cesarete ihtiyacımız var.

"Esnaf turist duasına çıktı" veya "Esnaf kan ağlıyor" gibi sözler Türkiye'yi yabancılara karşı küçük düşürmekle kalmayıp yurt dışında Türk turizminin başarılı olmasını istemeyen güçlerin ekmeğine yağ sürmektedir. Turizm beldelerinde bir sosyal patlama bir kargaşa beklentisi hepimize zarar verecektir.

Çözüm üretmek mecburiyetindeyiz.

Lütfen önerilerinizi bana ulaştırın, ben onları toparlayıp gerekli kurumlara sunacağım. Sizleri bu kösede gelişmelerden haberdar edeceğim.

Aşağıda her zamanki gibi adresimi veriyorum:

 

 

 

TRAVEL NETWORK

Turizm Araştırma ve Strateji Merkezi

Güzeloba Mah., Ahi Evran Sitesi

Aydın 2 Sokak No: 152, E Blok, D. 2

Antalya / Türkiye

 

+90 0242 352 02 81 / +49 172 6331358 / +90 532 5570459

 

hbaraner@gmail.com baraner@baraner.com

www.tourexpi.com www.baraner.com

 

 

Hüseyin Baraner

Managing Director

 

TRAVEL NETWORK

Turizm Arastirma ve Strateji Merkezi

Güzeloba Mah., Ahi Evran Sitesi

Aydin 2 Sokak No: 152, E Blok, D. 2

Antaya/Türkiye

+90 0242 352 02 81 / +49 172 6331358 / +90 532 5570459

hbaraner@gmail.com    baraner@baraner.com

www.tourexpi.com    www.baraner.com


 TURIZM DOSYASI internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TURIZM DOSYASI Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

TURİZM DOSYASI WEB TV - HABERLER




Turizm Yazarı Halil Öncü, Golf turizmindeki gelişmeleri Belek Kaya Palazzo Golf Müdürü Şehmus Işık,Innvista Otel Genel Müdürü Ülkay Atmaca ve turnuva için Belek’e gelen Bodrum Golf Müdürü Can Ertuna’dan aldı.>>>


ADALYA HOTELS & Partners Gala Yemeği Renkli Görüntüler Sahne Oldu. Turizm Yazarı Halil Öncü’nün izlenimleri ve geceden görüntüler. >>>




Ercan Şirketler Topluluğu bünyesinde yer alan ve kuruluşundan itibaren hızlı ve emin adımlarla büyümeye devam eden Gezinomi, 2017 yılı acenteler buluşmasını Antalya’da gerçekleştirdi.
>>>

Sponsor Bağlantılar

Turizm Dosyası - Sektörden Son Gelişmeler

Adres : Turizm Dosyasi .... Turizm Haberleri Sektörden Son Haberler
Tel :0 542 437 90 04
Bu site 0.063 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]