KANUNDAKİ BAZI ÇELİŞKİLERİN DÜZELTİLMESİNİ BEKLİYORUZ! - Turizm Dosyası

BAKAN ERSOY, AKTOB YEMEĞİNDE TURİZMCİLER İLE BULUŞACAK

Okuduğunuz haber
KANUNDAKİ BAZI ÇELİŞKİLERİN DÜZELTİLMESİNİ BEKLİYORUZ!

26 TEMMUZ AKTOB TOPLANTISI İÇİN KISA BİR KEMER YAZISI...

Anasayfa   /    Haberler    /    KANUNDAKİ BAZI ÇELİŞKİLERİN DÜZELTİLMESİNİ BEKLİYORUZ!

KANUNDAKİ BAZI ÇELİŞKİLERİN DÜZELTİLMESİNİ BEKLİYORUZ!

SAYD ( Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği ) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Gem yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın kuruluşuna ilgili olarak tüm sektör temsilcilerinin kanun hakkındaki görüşlerini bildirdiklerini ancak kanunda bazı çelişkilerin en kısa sürede düzeltilmesi gerektiğine inandıklarını söyledi.

HABERLER      24 Temmuz 2019 - 09:02     0

KANUNDAKİ BAZI ÇELİŞKİLERİN DÜZELTİLMESİNİ BEKLİYORUZ!

SAYD ( Seyehat Acenteleri Yööeticileri Derneği ) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Gem'in yaptığı yazılı açıklama şöyle:

"Turizm sektörünün bu zamana kadar yaşanan süreçler, krizler dahil tek desteklenmeyen segmenti turizm seyahat acentaları olmak ile birlikte konu tahsilat bölümüne geldiğinde acentalara hiçbir ayrıcalık gösterilmediğine şahit oluyoruz.

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın kuruluşuna ilgili olarak tüm sektör temsilcileri kanun hakkındaki görüşlerini bildirdiler, tartışmalar, müzakereler sonucu kanun meclis genel kurulunda oylanarak kabul edildi ve Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Yapılmak istenen her olumlu şeyin Türk turizmine ve ülkemize fayda getirmesini dilemekle birlikte, kanunda bazı çelişkilerin en kısa sürede düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bu kanunda Türk turizminin temel taşı olan pazarlama faaliyetlerini yürüten, seyahat acentalarının kapsam dışında tutulması gerekliliğini belirtmemize rağmen; turizmci kimliği ve konularına hakim bakanımız, seyahat acentalarını bu işin içine dahil etmesine bir anlam veremediğimizi belirtmek isterim.

Turizm sektörünün bu zamana kadar yaşanan süreçler, krizler dahil tek desteklenmeyen segmenti turizm seyahat acentaları olmak ile birlikte konu tahsilat bölümüne geldiğinde acentalara hiçbir ayrıcalık gösterilmediğine şahit oluyoruz.

Burada devlet refleksi ve uzun yıllar bizleri yöneten idarecilerin turizm seyahat acentalarının yapısını, işlevini, misyonunu hiçbir zaman devlet yönetimlerine doğru düzgün izah edemediğini de görmekteyiz.

Ülkemizdeki siyasiler ve tüm kamu kurumları turizmin tamamını otelcilerin gerçekleştirdiği bir organizasyon olduğu konusunda hem fikirler, bu algıyı kırmak için gereğinden fazla lobi faaliyeti de yürütmek zorunda olduğumuzu görmekteyiz.

Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın, faaliyetlerinde ve finansmanında kullanılmak üzere turizm paylarını da burada hatırlatarak yazıma devam etmek istiyorum.

MADDE 6 (2) TURİZM PAYI

1. a) Bileşik tesisler ile konaklama tesislerinden binde yedi buçuk,

2. b) Bakanlıktan belgeli yeme-içme ve eğlence tesislerinden binde yedi buçuk.

3. c) Deniz turizmi tesisleri ile Bakanlıktan belgeli deniz turizm araçlarından binde yedi buçuk,

4. d) Seyahat acentalarından (münferit uçak bileti satışları hariç) on binde yedi buçuk,

5. e) Havayolu işletmelerinden (ticari yolcu taşımacılığı faaliyetlerinden) on binde yedi buçuk,

6. f) Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından işletilenler hariç olmak üzere havalimanı ve terminal işletmelerinden binde iki,

oranında olmak üzere bu ticari işletmelerin yatırımcısı veya işletmecisi olan gerçek veya tüzel kişilerin bu işletmelerdeki faaliyetleri sonucunda elde ettikleri net satış ve kira gelirlerinin toplamı üzerinden alınır. Kış, termal, sağlık, kırsal ve nitelikli spor turizmi gibi Bakanlık tarafından teşvik edilmesi uygun görülen turizm türlerinde faaliyet gösteren tesisler için bu oran yüzde elli indirimli olarak uygulanır.

Kültür turizminin en yoğun olduğu illerimizde ağırlıklı olarak Belediyeden belgeli oteller olmasına rağmen onların neden bu kapsam dışında tutulduğunu ben anlamakta zorluk çekiyorum. Belgeli olarak ticari hayatlarını sürdüren firmalar tanıtım bütçesini omuzlarken, onların getirdiği misafirlerden oldukça yüksek bir getiriye sahip bu tesislerin kapsam dışında bırakılması, çok yakında bakanlık tarafından belgelenmiş bir çok 3 ve 4 yıldızlı otelin Belediye belgeli otel olmak için dönüş yapmalarının da önünü açmış olmuyor mu?

Zira şu an ki mevcut yasada bir adaletsizlik söz konusu belediyelerden belgeli yüzlerce tesisin bu fona para aktarmayacağı ve onların bu uygulamadan muaf tutulduğu konusunda önümüzdeki günlerde daha da büyük bir kaos bizi beklemekte, bir seyahat acentası belediyeden belgeli bir tesise tur düzenliyor, misafirlerinin konaklama faturasını otelden alıyor ve cirosuna işliyor, fon ödemesi geldiği zaman bu kalemleri tek tek beyanından ayırarak beyanını verecek ama sonrasında bu rakkamların neden fon cirosuna işlenmediği ile ilgili olarak bir çok tahkikat ve soruşturma geçireceği de ülkemiz şartlarında unutulmaması gereken bir konu olduğunu belirtmek isterim.

Bildiğiniz üzere turizm seyahat acentalarının münferit uçak bilet satışı ile ilgili bölümü bu kanun kapsamı dışında tutuldu, diğer turizm faaliyetleri ile ilgili bölüm on binde yedi buçuk olarak pay vermesi kararlaştırıldı.

Turizm seyahat acentaları grup rezervasyonlarında veya iç hatlarda charter sefer gerçekleştirirse bunun üzerinden on binde yedi buçuk pay verecekler.

Turizm seyahat acentaları alt acentalığını yaptıkları bir operatör satışından dolayı yine on binde yedi buçuk pay verecek iken, bu satışını yaptıkları operatör de yine on binde yedi buçuk pay verecek bu da bir yolcu için iki kere para ödenmesi demek, bunun için bir an önce tüm tur operatörlerinin sistem değişikliğine gidip, alt acentalarının sattığı ürünler için acentalara faturalama yerine direk olarak müşterilere faturalarını çıkartma ve alt acentalarından da satışlarına ilişkin komisyon faturası ile bu işlemleri kapatması en mantıklı yol olarak gözükmekle birlikte, bu payın sadece ürünü ortaya çıkartan pazarlayan ve piyasaya sunan operatörden alınması fikri de gündeme getirilebilir, yalnız burada muhasebesel olarak bazı düzenlemeler işin içinden çıkılmaz bir hal alacağı için ilk öneri ile bu işlemin düzeltilmesi yoluna gidilmesi gerekmektedir diye düşünüyorum. Bu düzenleme olmaz ise aynı yolcu için on binde on beş ödeme yapılacak fona.

Turizm seyahat acentalarının yurt dışına düzenledikleri turların ülkenin tanıtımına ne gibi bir katkısı var anlamakta güçlük çekiyorum, yurt dışı yolcusu ülke tanıtımına katkı vermez iken, buradan üretilen cirolar üzerinden fona para toplanması gerçekten çok ilginç bir detay olarak karşımıza çıkmakta, üstelik o yurt dışı yolcuları gittikleri ülkelerde konaklama vergisi ya da city tax adında uygulanan vergileri de ödemesine rağmen bu segmentten ciro payı almak gerçekten çok düşündürücü.

Tüm sistem turizm seyahat acentalarının getirdiği yolcular üzerinden beslenmekte iken, bir yolcu için değişik kalemler altında birden çok işletmenin fona katkı payı vereceğini de gözlemlemekteyiz.

Şöyleki;

Yurt dışından turist getiren bir operatörün her bir yolcusu için, havayolu işletmeleri on binde yedi buçuk, havalimanı işletmesi binde iki, seyahat acentası olarak on binde yedi buçuk kendisi, konaklama tesisinde binde yedi buçuk, bakanlıktan belgeli yeme-içme ve eğlence tesisleri binde yedi buçuk, deniz turizm turizmi tesisleri ve bakanlıktan belgeli deniz turizmi araçlarından binde yedi buçuk fona katkı payı ödemesi var, böyle bir fiyatlandırma dünya üzerindeki turizm tanıtım ajanslarında uygulanan bir metod olmadığına bu sistemin ilk defa bize özgü bir sistem olduğuna inanmaktayım.

Bizim ülkemize özgü başka bir sistem geliştirilebilir miydi? diye düşünüyorum, dünyanın bir çok ülkesinde uygulanan konaklama vergisi ya da city tax uygulaması bu aşamada şöyle değerlendirilebilirdi kanımca,

Belediyeler tarafından tüm turistik konaklama yapılacak tesislerden toplanacak bu miktar (gerekirse tüm konaklama yapan yabancı veya yerli misafirlerden, yabancılar için gecelik 3 euro yerli için gecelik 4 tl gibi belirlenmek şartı ile) misafirlerin konaklama yapacakları tesislere ödemelerini yapmaları ve bu ödemelerin konaklama tesisleri tarafından belediyelere yapılması, belediyelerin bu payın %50’ sini turizm tanıtma fonuna, %50’ sini kendi bütçelerine aktararak konuyu çok kolaylıkla çözebilirdik diye düşünüyorum.

Dolayısı ile bu kanun maalesef sektör paydaşları ile tam olarak müzakere edilmeden, sebep, sonuç ilişkileri değerlendirilmeden, ben yaptım oldu mantığı ile hazırlanmıştır. Ülkemizde kanunlar bu metod ile yapılırken, şimdi onun bir de yönetmelik bölümü vardır, bu yönetmelik bölümünde de bir çok şeyin bu kanuna dahil edilmeyeceğinin de bir garantisi yoktur, onun için bu kanunun muhakkak surette bizim ülkemize özel bir şekilde düzenlenmesi gerekliliğine inanmakla birlikte uygulamasının da muhakkak surette 2020 yılının başından itibaren yürürlüğe girmesi gerektiğine inanıyorum"

Mehmet Gem / SAYD Yönetim Kurulu Üyesi

YORUM EKLEYİN

X

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen ziyaretçilere aittir.

X

Habere hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

GÜNÜN MANŞETLERİ